| Ali
GÜNGÖR :
Sayın
delegeler, V. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongremiz kapsamında düzenlenen
Panellerden ikincisini gerçekleştiriyoruz. Panel konusu olarak
Tesisat Mühendisliği'nde Uzmanlık, Sertifikalandırma ve Meslek
İçi Eğitim konusu seçildi. Hepimiz mesleğimizin önemine vakıf
olduğumuzdan buradayız. Tesisat Mühendisliğini geliştirebilmek,
daha iyi noktalara getirebilmek için buradayız. Kendimizi
yenilemek, yeni teknolojilere ulaşmak;
yeni mezun arkadaşlarımız, değişik kurslara katılarak
kendilerini yenileme geliştirme amacıyla burada. Bu kapsamda özellikle
iki yıl önce yaşadığımız deprem sonrası gelişen yasa ve yönetmelikler
paralelinde Uzmanlık, Uzman Mühendis, Sertifikalandırma, Meslek
İçi Eğitim konuları gündeme geldi ve bu konuda Makina Mühendisleri
Odamız da değişik çalışmalar içine girdi ve bu çalışmaların
içinde hepiniz kuşkusuz vardınız. Ve sizlerin bir çoğunuzun görüşleriyle
belli şekillenmeler söz konusu oldu ve burada bu konuyu tartışmak
üzere bir aradayız.
Değişik birimlerden konuşmacılarımız söz konusu; sırası
geldiğinde ben onların hepsini
teker teker tanıtacağım, ben hepsine hoş geldiniz diyorum
şimdiden; Sayın Mithat EMRE, Sayın Emin KORAMAZ, Sayın Nilüfer
EĞRİCAN, Sayın Celal OKUTAN. Öncelikle sabah panelin işleyişi
ile ilgili bir toplantı yaptık. Bu kapsamda Makina Mühendisleri
Odası'nın bu alandaki çalışmalarının, hem sizlerin, hem de
yeni gelen, yani ilk defa duyan arkadaşlarımızın da
bilgilenmeleri açısından öncelikle Sayın Emin KORAMAZ'a
söz vereceğim. Ben öncelikle Emin Bey'i tanıtmak
istiyorum. Kendisi 1985 yılı ODTÜ Makina Mühendisliği'nden
mezun oldu. 16 yıldır tesisat sektöründe hizmet veren bir firmanın
kurucu ortağı ve şirket müdürü olarak çalışmakta. Değişik
dönemlerde Makina Mühendisleri Odası Sayman Üyeliği, Sekreter
Üyeliği ve Başkan Vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Şu anda
TMMOB Yönetim Kurulu Yedek Üyeliği görevini yürütmekte ve
kendisi burada Makina Mühendisleri Odası'nı temsilen bulunuyor.
Ben sözü kendisine veriyorum, öncelikle bu Uzmanlık,
Sertifikalandırma ve Meslek İçi Eğitim ne noktada Makina Mühendisleri
Odası'nın yaptığı çalışmalar kapsamında. Buyurun Emin Bey.
Emin
KORAMAZ :
Teşekkür
ederim Sayın Başkan, hepinize iyi öğleden sonraları diliyorum.
Ben 20 dakikalık bu süre içerisinde Uzmanlık, Belgelendirme,
Meslek İçi Eğitim noktasında Odamızın bakış açısı nedir?
Bu konuda dünyadaki gelişmeler ne düzeydedir? Türkiye'de bu
konularda ne düzeydeyiz? Odamız bu konularda neler yapmıştır
bugüne değin; onları sürem içerisinde anlatmaya çalışacağım.
Bildiğiniz gibi Mühendislik ve Mimarlık hizmetleri iki şekilde
verilmekte. Bunlardan bir tanesi kendi iş denetimini kendisi sağlayan
Mühendislik hizmetleridir, diğeri ise bireysel hizmetler şeklinde
doğrudan toplumun kullanımına sunulan hizmetlerdir. Bu ikinci
durumda hizmeti üreten Mühendis tasarladığı ürünü doğrudan
toplumun kullanımına sunduğu için ürünün riskleri topluma da
yansımaktadır. Bu nedenle Mühendislik ve Mimarlık
etkinliklerindeki temel kaygı bu etkinliklerin toplumun güvenliği
ve sağlığını ön planda tutarak gerçekleştirilmesi olmalıdır.
Bundan dolayı doğrudan topluma hizmet sunan mühendisler ve
mimarlar bu hizmetleri verebilecek yeterli bilgi birikimine ve
deneyime sahip olmak, yani mesleklerinde birilerinin dediği gibi
profesyonelleşmek, birilerinin dediği gibi yetkinleştirmek ya da
bizim Oda belgelerinde 1955'lerden beri savunulduğu üzere Uzmanlaşmak
zorundadırlar. Kavramlara fazla girmiyoruz biz. Bizim için önemli
olan kavramlara yüklediğimiz anlamlardır.
Makina Mühendisleri Odasının belgelerinde Uzmanlık mesleği yürütebilmek
için gerekli bilgi ve deneyime sahip olan meslek
mensubu olarak tanımlanmaktadır. Bildiğiniz gibi ülkemizde
Mühendislik ve Mimarlık 17 Haziran 1938 tarihli, 3458 sayılı
yasa ile tanımlanmaktadır. Bu yasaya göre Mühendislik ve Mimarlık
unvanı ve salahiyeti ile sanat icra etmek Mühendislik ve Mimarlık
tahsiline dayalı bir okuldan diploma almakla kazanılmakta, okuldan
mezun olan diploma sahibi bir Mühendis her türlü Mühendislik,
Mimarlık eğitimini aldığı, lisans eğitimini aldığı disiplin
de her türlü Mühendislik hizmetini vermekte sınırsız bir
yetkiyle donatılmaktadır. Oysaki bilim ve teknolojinin günümüzde
eriştiği düzeyde uzmanlıklar hızla artmakta, çoğu zaman da
interdisipliner konulara yayılmaktadır. Oysa ki bu yasaya göre
her yeni uzmanlık alanı için ya da disiplinler arası uzmanlık için
yeni bir Fakülte veya bölüm açmak gerekmekte, yeni bir Mühendislik
disiplini; unvanı
yaratmamız gerekmektedir. Aksi halde bu Uzmanlık alanlarının
hangi hizmetleri vereceği, nerede istihdam edileceği noktasında
hiçbir açıklık bulunmamakta, bu noktada hiçbir yasal düzenleme
olmamaktadır ve bu nedenle de birçok Mühendis arkadaşımız ya eğitimi
aldıkları konularla ilgisiz alanlarda çalışmakta ya da işsiz
kalmaktadırlar. Bunun yanında ülkemizde mühendislik ve mimarlık
eğitimi veren kuruluşların yeterliliği ayrı bir tartışma
konusudur. Biz bu panele gelmeden evvel iki sabah kahvaltısı
toplantısında Kongre Danışmanları, Oturum Başkanları, Kongre
Düzenleme Kurulu Üyeleri ile konuyu ağırlıklı olarak tartıştık.
Bunlardan birisi uzmanlıktı, birisi de Meslek İçi Eğitimdi.
Tabi bu konular tartışılırken Üniversite eğitimine de
saptamalarda bulunuldu. Diğer yandan eğitim kurumları arasında
da eğitim programları, laboratuar olanakları, Öğretim Üyesi
sayıları anlamında da farklılıklar var. Bütün bunları bir
arada düşündüğümüzde bir de 3458 sayılı yasayı göz önüne
aldığımızda Mühendislik, Mimarlık etkinlikleri konusunda dünyadaki
gelişmelerin ne kadar gerisinde kaldığımız göz önüne
serilebilir ve Odamızın bu konuda neden bir şeyler yapmak için
çabaladığı gün gibi ortaya
çıkmaktadır. Genel olarak uzmanlık, tüzel olarak ise
Tesisat Mühendisliği Uzmanlık Belgelendirme ve Sertifikalandırma
konusu 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren Odamızda çok
yoğun bir şekilde tartışılmakta.
Bu Kongreye, etkinliklere gelen tüm Tesisat Mühendisleri herhalde
bu çalışmaları çok yakından izlemişlerdir. Ben kısaca bu
etkinliklerden bir kaçını sizlerin hafızalarını tekrar
tazelemek için sunmak istiyorum. 1989 İTÜ tarafından gerçekleştirilen
ve arkasından Makina Mühendisleri Odası'nın düzenlediği 93, 97
Makina Mühendisliği Eğitim Sempozyumları, 1999 yılında TMMOB
adına düzenlediğimiz Mühendislik ve Mimarlık Eğitimi
Sempozyumu; ki bu da Makina Mühendisleri Odası tarafından TMMOB
adına düzenlenmiştir ve İstanbul'da yapılmıştır, yine. 1993,
1995, 1997, 1999 ve bu yıl beşincisini yaptığımız Ulusal
Tesisat Mühendisliği Kongreleri, Odamızca yine 1995 yılından
beri her iki yılda bir Eskişehir'de yapılan Ölçüm Bilim
Kongreleri; bu yılda dördüncüsü yapılmaktadır ve yine belki
de en önemli ayağıdır. 1999 ve 2000 senelerinde ülke genelinde
eğitim alan tüm Makina Mühendisliği öğrencilerinin; bu sene
katılım 1200 civarındaydı, katılımıyla gerçekleştirdiğimiz
Öğrenci Üye Kurultayları'nda da bu konu masaya yatırılmış ve
tartışılmıştır. Dolayısı ile Odamızda bu konuda yoğun bir
bilgi toplama, bilgi paylaşma süreci yaşanmıştır. Ancak 17 Ağustos
ve 12 Kasım depremlerinde trilyonlarca lira kaynağa ve on binlerce
cana mal olan yıkıcı sonuçlarından sonra belki de bazı
kesimler bu konu hakkında bir şeyler yapma gerekliliği duymuşlardır.
Tabi ki biz bu depremlerin tüm sorumluluğunu mühendislik ve
mimarlık hizmetlerine bağlayamayız bu ülkedeki yapısal
sistematik sorun, belki temel sorun yapısal sistematik sorunlardır
ama kesinlikle Mühendislik ve Mimarlık hizmetlerindeki
eksikliklerin, yetersizliklerin ve başı boşluğun bu sonuçların,
yıkıcı sonuçların hazırlanmasındaki doğrudan etkilerini hiçbir
Mühendis ve Mimar göz ardı etmemeli dolayısı ile mesleğinde
yetkinleşmeyi, uzmanlaşmayı savunmalıdır ve savunmak zorundadır
diye düşünüyoruz.
Diğer yandan ülkemizin altına imza koyduğu uluslararası anlaşmalar
var; Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmaları, Avrupa Birliği Anlaşmaları
ve bu anlaşmalar Mühendislik ve Mimarlık hizmetlerinin serbest
dolaşımını da kapsamaktadır. Dolayısı ile mesleğimiz Türkiye'nin
imzaladığı bu anlaşmalar dolayısı ile meslek
alanlarımızda verilecek hizmetler de uluslararası dolaşıma
açılacaktır. Dolayısı ile ülkemizde Mühendislik ve Mimarlık
hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi için üyelerimizin mesleki
yeterliliklerinin, mesleki niteliklerinin de arttırılması noktasında
temel düzenlemelere, yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu da
önemli bir konudur. Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız
zaman AB genelinde uyguladıkları birçok çerçeve, program ile
bir yandan eğitim seviyelerini yükseltmeye çalışıyorlar, diğer
taraftan da meslek İçi Eğitim ve Yaşam İçi Eğitim adları altında
çok büyük bütçeler ayırıyorlar eğitim bütçelerinde. Bu
programların bir çoğu ise akademik ve mesleki tanınırlıkların
oluşturulması noktasında da alt yapıyı oluşturacak programlar
olarak düşünülmekte. Bu doğrultuda 19 Haziran 1999 senesinde 29
Avrupa ülkesinin Eğitim Bakanları Polonya'da bir araya geldiler
ve 2010 yılına kadar yüksek öğrenimde bir Avrupa sisteminin oluşturulması
noktasında ilk adımları attılar ve temel amaçları Avrupa'daki
Mühendislik sisteminin rekabet edilebilir düzeyini daha da arttırmak
ne yazık ki bu toplantıya ülkemizden katılım olmadı, ülkemizin
Eğitim Bakanı bu toplantıya katılmadı diğer taraftan Avrupa
Birliği içerisinde Mühendislik ve Mimarlık Odalarının ya da Mühendislik
Organizasyonları'nın görüş ve önerilerini almak, karşılıklı
düşünceleri paylaşmak uluslararası ilişkileri geliştirmek
anlamında da toplantılar yapılmakta. Bunlardan birincisi 1998'de
Dresden'de, ikincisi 2000'de Budapeşte'de yapıldı. Bu toplantılara
üst birliğimiz TMMOB katıldı ve TMMOB'nin görüş ve önerilerini
iletiyor ve süreci de çok yakından takip ediyor ve buradaki temel
amaç Meslek Odaları'nın gerek Mühendislik eğitimine, gerekse
mesleki gelişmelere etkilerinin arttırılması noktasında çalışmaları
paylaşmak. Dünyadaki bütün bu gelişmelere karşın ülkemize dönüp
baktığımız zaman gerçekten ülkemizde siyasi üst yapının
Meslek Odaları'na dünyadaki gelişmelerin tam aksine bir tutum içerisinde
baktıklarını görüyoruz.
En son Kongrenin ilk günündeki panelinde de tartışıldı Yapı
Denetimi konusu doğrudan uzmanlaşmanın, Mesleki Denetimin, Meslek
İçi Eğitimin doğrudan ilgilendiren bir dizi düzenlemeye gidilmişti
depremlerden sonra, bakış açısı bizim bu noktada gelişmiş dünyanın
ne kadar gerisinde olduğumuzu da gösteriyor. Bu düzenlemelerin
TMMOB'nin hukuksal ve yasal alt yapıyı hazırlamasıyla Ana
Muhalefet Partisi'nin Anayasa Mahkemesi'ne açmış olduğu dava
nedeniyle iptal edilmesi Anayasa Mahkemesi'nin Kanunu iptal
etmesinden sonra Bayındırlık Bakanlığı; tabi ki Bayındırlık
Bakanlığı'nda çalışan tüm bürokratları, Mühendis arkadaşlarımızı
tenzih ederek söylüyorum TMMOB'ne karşı düşmanca bir tavır içerisine
girmiştir. Bu yasa iptal edilir edilmez jet hızıyla Meclisten
Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı bile beklenilmeden bu 595
ve 601 sayılı Kanun Hükmündeki
Kararnamelerin de gerisinde olan 4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu
Meclisten geçirilmiş ve bu Yapı Denetimi Kanunu'nda ise yapıda
denetim hizmetlerini üstlenecek ve Bakanlık tarafından ismi
konulan Denetçi Mühendis, Mimar diye ismi konulan Mühendis ve
Mimarların belgelendirilmesinin Bayındırlık Bakanlığı tarafından
yapılacağı Kanunen kayıt altına alınmıştır. Anayasanın
135. maddesine ve TMMOB Kanunu'na çok aykırı bir şekilde meslek
alanlarının düzenlenmesi bile doğrudan bir siyasi iradenin
Bakanlığın uhdesine açılmıştır. Yine bu yasa çerçevesinde
hazırlanan yönetmelikte ise yine bir adım daha ileriye gidilmiş,
Bayındırlık Bakanlığı Denetçi Mimar ve Mühendislerin
sicillerini tutma görevlerini bile üzerlerine alabilmiştir. Yine
bu yönetmeliğin ekinde belki çok gülünç gelebilecek bir düzenleme
ile bu Denetçi Mimar ve Mühendisler için Meslek Andı bile oluşturulabilmiştir.
Bütün bunları niye anlatıyorum; ülkemizde mühendislik ve
mimarlık hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi, onların örgütlerinin
etki ve yetkisinin arttırılması noktasında gerekli desteğin
siyasi çevreler tarafından verilmesi ve bu doğrultuda politikaların
oluşturulabilmesiyle ancak mümkün, ama ne yazık ki tam tersine
bir süreç yaşıyoruz. TMMOB yine bu çağdışı yasanın iptali
için yine tüm hukuki ve teknik desteği sağlayarak Cumhurbaşkanı
ile görüşmüş, bir rapor hazırlamış yine Ana Muhalefet
Partisi'ne gitmiş ve yasanın iptali için de Ana Muhalefet
Partisi'nin dava açması noktasında gerekli girişimlerde bulunmuştur.
Ana Muhalefet Partisi'nin açmış olduğu davaya şu anda Anayasa
Mahkemesi bakmaktadır. Yeni Yönetmelik için TMMOB'a bağlı tüm
Odaların hukuk danışmanlarından oluşan bir hukuk komisyonu aracılığı
ile dava dilekçesi hazırlanmış ve son şekli verilmiştir.
Zannediyorum bu hafta sonuna kadar da bu yönetmeliğin iptali için
dava açılacaktır.
Bizler genel olarak ülkemizde verilen mühendislik ve mimarlık
hizmetlerinin bilim ve teknolojinin günümüzde eriştiği düzeye
taşınması için eğitimden istihdama kadar tüm yapısal sorunları
giderici düzenlemelere gereksinim olduğunu söylüyoruz. Bu doğrultuda
Türkiye'nin insan kaynakları planlamasından uzak ve birçok
alanda aksayan mevcut yüksek öğrenim ve istihdam politikalarının
biran önce değiştirilmesi, eğitim koşulları yetersiz üniversitelerin
ve/veya bölümlerinin durumunun acil olarak yeniden ele alınması
için gerekli çalışmaların, uygulamaların yeniden yapılmasının
büyük bir öncelik taşıdığını söylüyoruz. Yapı üretim ve
denetim sürecinde ise tüm plan ve projelerin ehil, mesleki
yeterliliği Meslek Odalarınca belirlenmiş, mühendis ve mimarlar
tarafından hazırlanması ve projelerin mesleki etik ve üyelik
sicil kayıtları yönü ile Meslek
Odalarından Mesleki Denetiminin gerçekleştirilmiş olması
gerektiğini belirtiyoruz. Bu nedenlerle proje müellifliğinden başlanarak
fenni mesul görevini ve ilgili idarelerde denetim görevini; sadece
fenni mesul görevini değil, fenni mesul görevini ve ilgili
idarelerde denetim görevini yürütecek mühendis ve mimarlarının
mesleki yeterliliğinin ilgili Meslek Odasınca belirlenmesi ve
belgelenmesi ayrıca süreç içerisinde bu yeterliliğin gelişen
ve değişen bilim ve teknolojiye bağlı olarak yine ilgili Meslek
Odasınca sürekli eğitimlerle desteklenmesi gerektiğini bir
zorunluluk olarak görüyoruz.
Odamız konunun toplumsal yanlarını da göz önüne alarak ilgili
tüm kurum ve kuruluşlar nezrinde yürüttüğü çalışmaları
ile ülke genelinde meslek alanlarına ilişkin yukarıda sıraladığım
onlarca etkinlikle tartışma platformları açarak ki; bu platform
da bunlardan birisidir, bu sorunların çözümü için çabalamaktadır.
Bu sorunların çözümü için tüm mühendis ve mimarların duyarlı
tüm kesimlerini “Biz öyle takdir gördük” anlayışına karşı
çıkması gerektiğini düşünüyorum. İlk günkü panelde Bayındırlık
Bakanlığı temsilcisinin söylediği şudur: "Neden 32 İl 17
İl’e düşürdünüz? Bayındırlık Bakanlığı'nın
takdiridir. "Ama bizler bilime ve teknolojiye takdir kullanılamayacağını
iddia ediyoruz.
Diğer yandan Odamız tüm bu tartışma süreçlerinde elde edilen
bilgi birikimine, kendi iç dinamiklerin de yansıtarak, Anayasanın
135.maddesinin ve TMMOB'nin kendine verdiği yetkileri de
kullanarak, bunu tüm tartışma süreçlerine yayarak, konunun tüm
taraflarından ve üyelerinden; örgütlü üyelerinden görüş ve
önerilerini toplayarak bunları genel kurullara taşıyarak kendi iç
düzenlemelerinde bir bir gerçekleştirmekte ve bu noktada yapılan
çalışmaları ki sabah kahvaltılarına katılan arkadaşlara bu
çalışmaları dağıtmıştık burada kısaca sizlere de anlatmak
ve paylaşmak istiyoruz. Tabi ki bu çalışmalarda eksiklikler,
noksanlıklar bulunabilir bunlar üyelerimizin katkılarıyla
buradaki eksiklikler, noksanlıklar giderilecek ve gelecekte mükemmele
yönelik arayışları sürdüreceğiz. Bu amaçla ilk olarak
Tesisat Mühendisliği alanına ilişkin Oda Yönetmelikleri'nden
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik
Büroları Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği ile TMMOB
Makina Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik ve Mühendislik
Hizmetleri ve Asgari Ücretleri Yönetmelikleri, 1996 yılı başlarında
oluşturulan ve Şubelerimizin Tesisat Komisyonu Başkanlarından
oluşan Oda Merkez Tesisat Komisyonunca iki yıla yaklaşan bir çalışma
ile yeniden düzenlenmiş, taslaklar tüm örgüt birimlerinde, SMM
Hizmeti veren tüm üyelerimizin tartışmasına açılarak son şekli
verilmiş, bu taslaklar ve Oda Yönetim Kurulu'nun 17 Aralık 1997
tarih ve 1016 sayılı kararı ile kabul edilerek 1 Ocak 1998
tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.
Bu Yönetmelik değişikliklerinde neler yapılmıştır? Bu Yönetmelik
değişiklikleri ki bu Yönetim Kurulu kararından sonra 21-22 Mart
1998 tarihinde yapılan 37.Oda Genel Kurulunda da onaylanan bu Yönetmelik
değişiklikleri ile genelde tüm Makina Mühendisleri Odası;
sadece Makina Mühendisleri'nin örgütü olduğu bir yapılanma değil,
Odamıza üye İşletme Mühendisleri, Endüstri Mühendisleri, Uçak
ve Uzay Mühendisleri de var. Biz Makina Mühendisliği tanımını
kullanırken bu dört mühendislik disiplinini de Makina Mühendisi
olarak tanımladığımız için geçmektedir. Genelde tüm Makina Mühendisleri
Odası, Serbest Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri özelde ise
Mekanik Tesisat Hizmetleri bu hizmetlerin verilmesindeki yetki ve
sorumluluklar, asgari ücretler, belgelendirme, belgelerin
yenilenmesi vizelenmesi, hizmetlerin yürütülmesinde uygulanacak
kurallar, mevcut eksikliklerin aşılması yönünde yeniden düzenlenmiştir
bu en son yapılan Yönetmelik değişiklikleri ile. Bu Yönetmeliklere
yapılan en büyük ekleme ise Odanın Serbest Müşavir ve Mühendisleri
daha sonra çıkarılacak olan Uzmanlık ve Sertifikalandırma Yönetmeliğine
göre Uzmanlık alanı iş hacmi ve yetki sınıfına göre
tasnif etme kademelendirme yetki ve sorumlulukların belirlenmesi
konusunda görevlendirilmesidir. Burası çok önemli bu tespit,
Makina Mühendisleri Odası'na 1998 senesinde yapılmıştır ve
1998 senesinden, bugüne değin yapılan çalışmalar ışığında
belki de çoğu kesim tarafından tartışılan ve Tesisat Mühendisliği'nde
Uzmanlık ve Sertifikalandırma ve Çerçeve Uzmanlık ve
Sertifikalandırma Yönetmeliklerimiz çalışmaları ta o günden
başlamış ve bugüne gelinmiştir. Yine bu Genel Kurulda Uzmanlık
ve Belgelendirme Yönetmeliğinin en geç 1998 yılına kadar ilgili
tüm kesimlerin görüş ve önerilerinin alınarak hazırlanıp
uygulamaya geçilmesiyle Mühendislik etiği konusunda ödül ve
yaptırımları da içeren bir esasların hazırlanması doğrultusunda
37. Dönem Oda Genel Kurulu'na görev ve yetki verilmiştir. Genel
Kurul sonrası Uzmanlık ve Belgelendirme Yönetmeliğinin hazırlanması
için Oda bünyesinde oluşturulan Komisyonlar aracılığı ile
1998-1999 yılları içerisinde yoğun bir çalışma yürütülmüş,
hazırlanan taslaklar Oda periyodiklerinde Mesleki Sempozyum ve
Kongrelerimizde görüş ve önerilere açılmış bir evvelki
Tesisat Kongremizde teskon’97'de ise de ayrıntılarıyla tartışılmıştır.
Bütün bu tartışmalar ışığında hazırlanan Yönetmelik taslağı
1-2 Nisan 2000 tarihinde yapılan Oda Genel Kurulu'na sunulmuştur.
Ancak Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanan yasa
taslakları güncelliği içerisinde yapılan tartışmalar sonucu Yönetmeliklere
Genel Kurulda son şekil verilememiş, Genel Kurul’a sunulan görüş
ve öneriler de dikkate alınarak bu dönemki Yönetim Kurulu'nun en
geç Temmuz 2000'e kadar bu Yönetmeliğe son şekli vermesi noktasında
görev verilmesi kararı ile Genel Kurul noktalanmıştır. 38. Dönem
Oda Yönetimi Genel Kurulu ise çalışmalarını tamamlamış,
Mekanik Tesisat Hizmetleri Uzmanlık ve Belgelendirme Yönetmeliğine
26 Haziran 2000 tarihinde 258 nolu kararla Uzmanlık ve
Belgelendirme Yönetmeliğini ise 31 Temmuz 2000 tarihinde 452 nolu
kararla yürürlüğe sokmuştur ve bu Yönetmelik uyarınca
belgelendirme işlemlerine başlanmıştır. Bu Yönetmeliklere tüm
Oda periyodiklerinde ve Web sayfamızda erişebilirsiniz ayrıca tüm
üyelerimize bu Yönetmelikler tüm Şube Yayınlarımız kanalıyla
Oda genelinde çıkartmış olduğumuz Mühendis ve Makina, Endüstri
Mühendisliği ve Tesisat Mühendisliği Dergileri aracılığı ile
de iletilmiştir. Şu ana kadar tüm Yönetmelikler ışığında
5000'e yakın üyemiz de belgelenmiştir. Üye sayımızın 50.000
olduğu düşünülürse eğer bu yönetmeliklerin örgüt tabanında
yeterince bilinip tartışıldığı düşüncesindeyim ben. Mühendislik
Etiği konusu ise TMMOB adına Odamız Sekreteryasında yürütülen
Mühendislik Mimarlık Kurultayı çalışmalarına taşınmıştır.
Konu hakkında tüm üniversitelerden ilgili kurum ve kuruluşlardan
görüş toplanmış, Makina Mühendisleri Odası'nın web sayfasında
açılan etik forum köşesi ile hazırlık çalışmalarına geniş
bir katılım sağlanmıştır. Sadece Mühendislik Fakülteleri'nden
değil, Sosyoloji Bölümleri'nden, Felsefe Bölümleri'nden de bu
konuda görüş toplanmış ve bu çalışmalar ışığında iki
tane taslak belge hazırlanmıştır. Bu taslak belgelerden bir
tanesi Makina Mühendisleri Odası Mesleki Davranış İlkeleri,
ikincisi ise Makina Mühendisleri Odası Mesleki Davranış İlkelerini
Uygulama Esaslarıdır. Yine bu belgelere erişmek isteyen arkadaşlar
Makina Mühendisleri Odası'nın Web sayfasından bu belgelere ulaşabilirler.
Etik konusunda Türkiye'nin dört bir yanından gelen görüşlere
de erişebilirler. Bu taslaklar yine Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği’ne bağlı tüm şubelerin Genel Kurulları'nda tartışılmaya
açılmış, süzülen görüşler 28-29 Nisan 2000 tarihinde yapılan
TMMOB Mühendislik ve Mimarlık Kurultayı'na taşınmış ancak
sonuçlanmamıştır. Nisan 2002 yılında yapılacak olan ikinci
kurultayda çalışmalara son şekli verilecektir ki burada tüm üyelerimize
de çok görev düşmektedir. Nisan 2002 Kurultayı öncesi Türkiye'nin
dört bir tarafında bugünden planlandığı şekilde 30 yerde
yerel Kurultaylar yapılacak, bu yerel Kurultaylarda Mühendislik
Etiği, Mühendislik Mimarlık Eğitimi, Mesleki Denetim konuları ağırlıklı
olarak tartışılıp, bu tartışmaların ışığında TMMOB'nin
misyonun belirlenmesi noktasında gerekli outlinelar oluşturulacaktır.
Yine Odamız’da TMMOB'de hazırlanan bu çerçeve taslakları
kabul edilerek Makina Mühendisleri Odası Mesleki Davranış İlkeleri
hazırlamıştır. Bu taslağın da tartışılması hala yürütülmektedir.
Mayıs 2001'de yapılacak olan 39. Oda Genel Kurulu'nun onayına
sunulacak ve son şekli verilecektir; tüm üyelerimizi yine bu düzenlemelerin
oluşturulması noktasında bilgi birikimleriyle katkıda bulunmaya
çağırıyoruz. Bütün bu çalışmaların yanında yine 1998
tarihinden itibaren Odada çok yoğun bir eğitim çalışmasına
girilmiştir. Oda Yönetim Kurulu'nun 6 Temmuz 1998 tarihli 195/3
no’lu kararı ile Oda Merkezi'nde Meslek İçi Eğitim Merkezi Oluşturulmuş,
kurs, sınav ve belgelendirme sistemi ile üyelerimizin eğitilmesi,
bu alanda belgelendirilmesi ve yetkilendirilmesi çalışmalarına
başlanmıştır. Oda bünyesinde oluşturulan komisyonlarla yetki
ve belgeleme koşulları, eğitim programları ile eğitim ve sınav
kitapları hazırlanmıştır. Meslek İçi Eğitim Merkezi'nde bünyesinde
ilk kurs araçların LPG'ye dönüşümü konusunda 13 Ağustos 1998
yılında gerçekleştirilmiş ve sınavda başarılı olan üyelerimizin
belgeleri dağıtılmıştır. Bu kursu kısa aralıklarla Araç, İmal,
Tadil, Montaj Mühendisliği, Doğalgaz, İç Tesisat, Asansör Avan
Proje Hazırlama, ve Asansör Uygulama Kursları izlemiştir. Oda Yönetim
Kurulu'nun 30 Ekim 2000 tarihli 764 no’lu kararı ile başlatılan
Meslek İçi Eğitim Merkezi Yaygınlaştırma ve Geliştirme
Projesi ile bu kurslara ek olarak Mekanik Tesisat Hizmetleri
konusunda Soğutma Tesisatı, Klima Tesisatı, Havalandırma Tesisatı,
Havuz Tesisatı, LPG Tesisatı, Kızgın Su Tesisatı, Basınçlı
Hava Tesisatı, Buhar Tesisatı, Arıtma Tesisatı, Havagazı
Tesisatı, Medikal Gaz Tesisatı, Otomatik Kontrol Tesisatı, Sanayi
Tipi Çamaşırhane Tesisatı, Sanayi Tip Mutfak Tesisatı konularında
da kurs açılması kararlaştırılmıştır.
Eğitimler için gerekli mühendis el kitaplarının hazırlanması
için eğitimlere ilişkin kurs öğreticisinin, eğitim içeriğinin
ve süresinin belirlenmesi doğrultusunda tüm Şubelerimizde görev
dağılımı yapılmış ve çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmaların
şu anda geldiği seyir şu noktadadır:
Isı Yalıtımı, Sıhhi Tesisat ve Isıtma Tesisatı uygulama el
kitapları basılmıştır. Soğutma Tesisatı ve Klima Havalandırma
Tesisatı editörden gelmiş olup dizgide son aşamadadır, Otomatik
Kontrol Tesisatı ve Havuz Tesisatı halen komisyonlardan editörlere
gitmiş olup, editörde kontrolleri yapılmaktadır, Sanayi Tip Çamaşırhane
Tesisatı, Sanayi Tip Mutfak Tesisatı ise komisyonlardadır. Kızgın
Sulu ve Kızgın Yağlı Buharlı Isıtma Sistemleri ve Basınçlı
Hava Sistemleri kitapları ise matbaadadır. Yine Mekanik Tesisat
Hizmetleri dışında da basılan kitaplar var; süremiz dolayısı
bunları geçiyorum, yine Makina Mühendisleri Odası Mekanik
Tesisat Uzmanlık ve Belgelendirme Yönetmeliği ışığında Isı
Yalıtımı, Isıtma Tesisat ve Sıhhi Tesisat konusunda da ilk kurs
19 Mart 2000 tarihinde yapılmıştır. 2 Ekim 2001 tarihi
itibariyle Meslek İçi Eğitim
Merkezi tarafından düzenlenen kurslar ve katılımcı sayısı ise şöyledir:
-
Sıhhi Tesisat
konusunda 11 kurs yapılmış, 268 üyemiz katılmıştır,
-
Isıtma Tesisatı
konusunda 11 kurs yapılmış, 268 üyemiz katılmıştır,
-
Isı Yalıtımı
konusunda 11 kurs yapılmış, 268 üyemiz katılmıştır,
-
Asansör konusunda
19 kurs yapılmış, 297 üyemiz katılmıştır,
-
Asansör Avan
Proje konusunda 19 kurs yapılmış, 337 üyemiz katılmıştır,
-
Doğalgaz İç
Tesisatı konusunda 41 kurs yapılmış, 826 üyemiz bu kurslara
katılmıştır,
-
Araçların LPG'ye
Dönüşümü konusunda 90 kurs yapılmış, 2505 üyemiz bu
kurslara katılmıştır,
-
Araçların İmal
ve Tadil, Montaj Proje Hazırlama Esasları konusunda 22 kurs
yapılmış, 418 üyemiz bu kurslara katılmıştır,
Yani
iki sene içerisinde ülke genelinde 211 kurs açılmış 5187 üyemiz
bu kurslara katılmıştır ve kurslar sonrasında açılan sınavlarda
başarılı olarak belgelendirilmiştir. Yine Meslek İçi Eğitim
Merkezi tarafından verilen eğitimler ve Uzmanlık Yönetmeliğinin
geçici 2.maddesi uyarınca Odamızca verilen Uzmanlık Belgeleri ve
dağılımları ise şöyledir. Mekanik Tesisat konusunda 4682 üyemiz
ki bunların 268'i kurslardan başarılı
olarak geriye kalanı ise kazanılmış hak olarak
belgelerini almışlardır.
-
Arıtma Tesisatı
konusunda 1081
-
Asansör Avan
Proje Hazırlama konusunda 1996
-
Basınçlı Hava
Tesisatı konusunda 1661
-
Buhar Tesisatı
konusunda 1938
-
Doğalgaz İç
Tesisatı konusunda 2444
-
Havagazı Tesisatı
konusunda 409
-
Havalandırma
Tesisatı konusunda 2631
-
Havuz Tesisatı
konusunda 825
-
Kızgın Su
Tesisatı konusunda 1237
-
Klima Tesisatı
konusunda 2165
-
LPG Tesisatı
konusunda 1128
-
Medikal Gaz
Tesisatı konusunda 402
-
Otomatik Kontrol
Tesisatı konusunda 1416
-
Sanayi Tip Çamaşırhane
Tesisatı konusunda 1036
-
Sanayi Tip Mutfak
Tesisatı konusunda 1247
-
Soğutma Tesisatı
konusunda ise 1736 üyemiz belgelendirilmiştir.
Bu
eğitim ve belgelendirilmelerin dışında yine sabah kahvaltılarında
tartıştık Bakım Yönetiminden Enerji Yönetimine kadar 16 konuda
da eğitimler planlanmış ve eğitim çalışmaları, ders içerikleri,
eğitim notları hazırlanmaya çalışılmaktadır. Makina Mühendisleri
Odası, yapılan bu çalışmaların yeterli olmadığının, henüz
yolun başında olduğumuzun bilincindedir. Ancak Odamız, örgütlü
üyelerimizin, Oda çalışanlarımızın ve yöneticilerimizin özverili
katkıları ile olağanüstü bir çaba ile yıllar alan tüm bu çabaları
yürütürken içeriden ve dışarıdan da haksız eleştirilere
maruz kalmaktadır. Kimileri "Hiçte üzerimize vazife değilken
sistemin sorunlarına çözüm getirmeye çalışarak sistem
payandacılığı" yaptığımızı, "Elit zümreler
yaratmaya çalıştığımızı" belirterek Odamızı
Reformistlikle suçlamaktadırlar. Kimileri ise Odayı hiç bir çalışma
yürütmemekle suçlamaktadırlar. Kimileri ise son yasal düzenlemelerde
olduğu gibi TMMOB ve Odaların Anayasal ve yasal yetkilerini
budamaya çalışmaktadırlar. Ancak Odamız elini taşın altına
koymaya devam edecek, örgütlü üyesinden aldığı güçle ülke,
toplum, meslek ve meslektaş çıkarlarını her şeyin üstünde
tutarak hiç bir çalışmanın eksiksiz ve mükemmel olmadığının
ve gelişmeye açık olduğunun bilinciyle bu konudaki çalışmalarını
yürütecek ve birikimlerini paylaşmaya devam edecektir. Sizlerin
katkısına ihtiyacımız var. Teşekkür ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Emin
Bey'e teşekkür ediyoruz. Odamızın çalışmalarını net bir şekilde
ortaya koydu. Sırasıyla diğer konuşmacılara söz vereceğim.
Sayın Mithat EMRE; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yüksek
Fen Kurulu üyesi. Ben kısaca kendisini tanıtmak istiyorum. 1953 yılında
Erzurum'da doğdu. 1971 yılında Berlin Goethe Üniversitesi'nde
lisan Eğitimi'nden sonra bir dönem Berlin Teknik Üniversitesi
Makina Fakültesi'ne devam etti. 1977-78 öğrenim yılında Ankara
Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi Makina Mühendisliği Bölümünden
mezun oldu. 1978-1992 yıllarında Deniz Kuvvetleri Teknik Daire Başkanlığı
emrinde Makina Kontrol Mühendisi olarak, Isıtma, Klima, Havalandırma,
Tesisat konularında çalıştı. 1992-1997 yılları arasında Bayındırlık
ve İskan Bakanlığı Tesisat Dairesi Başkanı olarak çalıştı.
1998 yılından beri Yüksek Fen Kurulu Üyesi olarak görev
yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Mithat EMRE Almanca
bilmekte. Ben kendisine şöyle bir açılım yapması bakımından
bir soru soruyorum ve bu panel kapsamında görüşlerini almak
istiyorum. Acaba Tesisat Mühendisliği'nin daha sağlıklı bir yapıya
oturtulması, ekonomik ve konforlu bir yapıya taşıyabilmek açısından
devletimiz ne görüşte, bu Odamızın çalışmalarına bakış açısı
nedir; Uzmanlık, Sertifikalandırma, Meslek İçi Eğitimi konularında
lütfen görüşlerinizi aktarabilir misiniz? Devletimizin bakış açısı
açısından. Buyurun.
Mithat
EMRE :
Teşekkür
ederim Sayın Başkan, değerli konuklar, saygıdeğer meslektaşlarım.
V. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi ve Sergisi'nde sizlerle
olmaktan mutluluk duyuyor, selam ve saygılar sunuyorum. Ana teması
bilgi ve teknoloji transferi olan bu tür panellerin bir başka işlevi
de böyle saygın katılımcı topluluğu bir araya getirmek karşılıklı
bilgi alışverişinde bulunmaktır. Hocamın dediği gibi bana ayrılan
süreyi iki başlık altında belirtmek istiyorum. Birincisi;
kendimize meslek edindiğimiz Tesisat Mühendisliğini, yaşadığımız
mekanlarda, kamu ve özel sektör uygulamalarımızda mevcut şartlar
içerisinde daha sağlıklı bir yapıya, daha ekonomik bir konfora
nasıl taşırız. İkincisi ise; bu taşıma sırasında Tesisat Mühendisliği'nde
Uzmanlık nasıl olmalıdır, Sertifikalandırma gerekli midir? Bayındırlık
ve İskan Bakanlığı bünyesindeki Meslek İçi Eğitim
çalışmaları ve bakış açıları nelerdir?
Özellikle
dünyadaki doğalgaz, doğal enerji kaynaklarının hızla tükenmeye
başlaması diğer taraftan enerji sarfiyatının ve enerji fiyatlarının
artış göstermesi nedeniyle ülkeleri, fertleri ısı maliyetinin
düşürülmesi ve elde edilen ısı enerjisinin ekonomik kullanılması
için bir çok tedbirler almaya ve buna tesir eden etkenler üzerinde
durmaya zorlamaktadır. Bu etkenler enerjinin üretiminde başlayıp
iletim, kurma, proje şartları ve maliyet unsurları olarak görülebilir.
Bugün Batı ülkelerindeki ısıtma kaybı çok düşük
seviyelerde iken bu kayıp ülkemizde %30 %40 civarındadır. Ülkemizde
Enerji tüketiminin %43'ünün binalarda olması ve bununda %85'inin
ısıtmada kullanılması ıs yalıtımının önemini arttırmaktadır.
Enerji sarfiyatını en az düzeyde ve en az enerji gerektiren
binalar yapmak ve bunları verimi en yüksek olan araç ve gereçlerle
donatmak gerekmektedir. Bu da binalarda gerek ısı yalıtımı
gerek yüksek verimli kazanların kullanımı, gerekse güneş
enerjisinin kullanımı, tesisat boru ve cihazlarının yalıtımı
ile mümkün olmaktadır. TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları
Standardı eski standarda göre köklü değişiklikler içerdiğinden
Bakanlığımızca hazırlanan 16.9.1985 tarih ve 18637 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan bazı belediyelerin imar yönetmeliğinde
değişiklik ve bu yönetmelikle yeni maddeler eklenmesi hakkındaki
yönetmeliğin bu standarda göre yeniden düzenlenmesi gerekli kılınmıştır.
Söz konusu yönetmeliğin düzenlenmesi için gerekli çalışmalar
Bakanlığımız koordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların
katılımı ile bir komisyon kurularak yönetmelik yeniden düzenlenmiş,
kurum ve kuruluşların son görüşleri alınarak son şekli
verilmiş, 8 Mayıs 2000 tarih ve 24043 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiştir. Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliğinin
yeni uygulamasının çatı, duvar ve döşemelerde sürekli olarak
uygulanması kolon, kiriş, perde, hatıl, lento ve bu gibi taşıyıcı
betonarme elemanların ısı yalıtım malzemesi ile kaplanıyor
olması daha önceden üç ana ısı bölgesine ayrılmış olan ülkemizin
dört ısı bölgesine ayrılarak iklim haritasının yeniden düzenlenmiş
olması binalar için ısı ihtiyaç kimlik belgesi düzenleme
zorunluluğu en belirgin yeniliklerdir. Her yönden ısıya karşı
tecil edilmiş bir yapıda ısı yalıtımı yapılmamış bir yapıya
nazaran %30 ile %50' ye varan bir tasarruf sağlanmaktadır.
Isı yalıtımı uygulamasının çatı, duvar ve döşemelerde sürekli
olarak uygulanması kolon, kiriş, perde, hatıl, lento ve bu gibi tüm
taşıyıcı betonarme elemanların ısı yalıtım malzemesi ile
kaplanıyor olması yeni yönetmeliğin getirdiği farklılıktır.
Buna örnek olarak bu uygulama ile 22,600 kalıcı afet konutunda bu
da yaklaşık 2,260,000 m2 konutta elde edilen m2'de
konuttan elde edilen enerji tasarrufu 339,000, 000 kw/h/yıl'dır.
Bunun parasal karşılığı ise bugünkü değerlerle 14,5 trilyon
liradır. Yeni teknik ve ekonomik davranış modelinde bireylerin
kendilerine ve ülke ekonomisine yarar sağlayan mamulleri inceleyip
tercih edişleri üretici firmaları bu yönde kanalize edip o
mamullerin daha da geliştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle
binayı yapan, oluşmasına katkısı olan bütün ilgililerle, yapıyı
kullanan her insan enerji ihtiyacının minimuma indirilebilmesi için
tüm kaynaklardan yararlanmayı ve sarf edilen her enerjinin bir
bedeli olduğu için en üst seviyede yararlanmayı amaç
edinmelidir. Teknik alandaki gelişmeler sonucu TS 825 Binalarda Isı
Yalıtım Standardında değişiklik yapılması, yeni malzemelerin
yönetmeliğe girmesi, yeni il ve ilçelerin ısı bölgelerine göre
düzenlenmesi, yeni yapılacak binalarda ısı yalıtımı, yalıtım
tatbikatı projeleri ile birlikte, yalıtımın binalarda uygulanmasının
da önemle takip edilmesi ve bu hususta gerekli hassasiyetin gösterilmesi
gerekmektedir. 8 temel meslekten biri olan mühendislik mesleğinin
içerisinde uygulama alanı çok farklı meslek dalları vardır. Günümüzde
teknolojik gelişmeler mühendislik hizmetlerinin toplum yaşamının
her alanında yaygınlaştığını göstermektedir. Makina mühendisliği
uzmanlık dalı olan Tesisat Mühendisliği son yıllarda yaşam ve
toplum standartları da göz önüne alınarak proje ve yapım işletme
yönünden çok önem kazanmıştır. Bir yapının en önemli
uygulaması tesisat ve donanımının nasıl iyileştirileceği,
hangi sistemin ekonomik olacağı, projelendirmede ve uygulamada yapılması
gerekli hususlar şartnameler ile açıklanmalıdır. Bunların
Makina Tesisat Mühendisliği projeleri hesaplama ve düzenleme
esasları içinde Sıhhi Tesisat, Kalorifer Tesisatı, Klima ve
Havalandırma Tesisatı, Soğutma Tesisatı, Hastane Tesisatı, Doğal
gaz Tesisatı gibi işler için coğrafi yer ve fiziki şartlara göre
belirlenmesi gerekir. İşte bu noktada uzmanlık alanının devreye
girmesi kaçınılmazdır. Sıhhi Tesisat kendi içinde 11 başlık
altına ayrılır. Bunlar:
Temiz su; hepimizin bildiği gibi, hidrofor, pis
su, mutfak, çamaşırhane, fosseptik,
yağmur suyu, gaz tesisatı, doğal gaz, LPG, güneş enerjili sıcak
su, yangın tesisatı, yüzme havuzu filtrasyonu tesisatı, merkezi
basınçlı hava tesisatı, azot peroksit tesisatı, oksijen tesisatı,
vakum tesisatı v.s. ısıtma tesisatı; kalorifer, brülör, kızgın
su, ısı yalıtımı gibi, havalandırma ve klima tesisatı, soğutma
yükü hesap raporu, soğutma cihazları, otomatik kontrol tesisatı
vs. Yapı ve tesislerin diğer mekanik ve her türlü ısı donanımı
tesisatı ve bunların proje hesaplamaları uzmanlık alanı
gerektiriyor. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndaki Meslek İçi
Eğitim çalışmaları eğitim ihtiyaçlarının tespiti Daire Başkanlıklarınca
Merkez Teşkilatına ve Bayındırlık İskan Müdürlüğü'ne eğitim
tespit formu gönderilerek tespit edilmekte. Gelen talepler eğitici
imkanları, maddi imkanlar ve zaman açısından değerlendirilerek
o yıl içerisinde yapılacak eğitimlere karar verilir. Teknik
personele yönelik eğitim programları ise eğitimde yer alacak
konular ilgili birimlerle yapılan görüşmelerle işlerin yerine
getirim sırasında bilgi eksikliği nedeniyle çıkan sorunlar göz
önünde bulundurularak tespit edilir. Bu bilgiler çerçevesinde
program hazırlanır. Program niteliğine göre konuları sunmak üzere
Bakanlığımız birimlerinden ve gerekiyorsa üniversitelerden eğitici
talebinde bulunulur. Katılımcı tespiti için Daire Başkanlıkları'na
ve Merkez Teşkilatı'na ve Bayındırlık İskan Müdürlükleri'ne
duyuru yapılır. Kesinleşen katılımcıların bir listesi hazırlanır,
program uygulaması sırasında yazılı ders notu ve diğer dokümanlar
eğiticiler tarafından hazırlanarak programın uygulamasına geçilir.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Mithat
EMRE'ye teşekkür ediyoruz. Üçüncü olarak Sayın Prof. Dr. Nilüfer
EĞRİCAN'a söz vereceğim. 1970-71 yıllarında İstanbul Teknik
Üniversitesi’de asistan olarak çalıştı. 1972-77 yılları
arasında University of Maryland’da doktora çalışması ve araştırma
asistanı olarak görev aldı. Bu aşamada Department Of Energy'nin
Absorpsiyonlu Soğutma Sistemleri Projesinde çalıştı. 1977-1979
yılları arasında University Of Maryland'da yine Asistan Profesörlük
görevini aldı. Türkiye'ye dönüşünde 1979 yılında İTÜ'de
Doktor Mühendis olarak görev aldı. 1982'de Yardımcı Doçent,
1983'de Doçent, 1988'de Profesör oldu. 1994-2000 yılları arasında
İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi Dekanlığını
yaptı iki dönem. ASME üyesi, ASRAE, SES, Makina Mühendisleri
Odası, TTMD üyesi, ISKAV mütevelli üyesi, 1977'den bugüne
International Central For Applied Thermo Dynamics Genel Sekreteri,
1999-2001 yılları ASME International Türkiye Şubesi Başkanı.
1983'den bugüne İtalya'daki International Central For Theoretical
Physics'in Associate olarak görev yapıyor. Ben kendisine şöyle
bir soru yöneltmek istiyorum:
Üniversitelere
acaba bu konuda ne gibi görevler düşüyor? Dünya örnekleri
nedir, böylesi Uzmanlık, Sertifikalandırma, Meslek İçi Eğitim
konusunda? İstanbul
Teknik Üniversitesi'nin bu konuda çalışmaları var mı? Bu
konuda görüşlerini aktarırsa sevineceğiz.
Nilüfer
EĞRİCAN :
Teşekkür
ederim Sayın Başkan. Çok değerli meslektaşlarım hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Efendim bugün çok önemli bir konuyu tartışıyoruz;
Uzmanlık, Sertifikalandırma, Meslek İçi Eğitim. Elbetteki Üniversitelere
çok büyük bir görev düşüyor. Bizler mühendissiz, mühendislik
evrensel o halde sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da, Asya'da,
Afrika'da, Amerika'da dünyanın her yerinde mühendislik yapmalıyız.
Ve de dünyanın her yerinde Mühendislik yapacak kişileri yetiştirmeliyiz.
Mühendisleri böyle yetiştirmeliyiz. Ancak Türkiye'ye baktığımızda
70'i aşkın üniversitemiz var. 30'u aşkın Makina Mühendisliği
Bölümümüz var. Biraz evvel Ali Bey'e sordum benim bildiğim
36'ydı ama sanırım 50'lere geldi, artık takip edemez durumdayız.
O halde Türkiye içinde çok değişik yerlerde değişiklik
yerlerde, değişik Mühendislik Bölümlerinde Mühendisler yetişiyor.
Ve de bu mühendislerin hepsini aynı yere koyuyoruz, aynı etkiyi
veriyoruz ve ondan sonra iş bekliyoruz; neticeyi tabi hep birlikte
tartışmamız lazım. Peki bu arkadaşlarımızın hiç mi suçu
yok? Hepimiz belli yerlerde mühendissiz, yetiştik. Ne yapmalıyız
mesleğimizin icrası sırasında?
Yetişmeliyiz, önce kendi gayretlerimizle yetişmeliyiz daha
sonra Oda, Dernek, Vakıf, Üniversite kimler sorumlu ise onların
hazırladıkları bazı etkinlikler, faaliyetler, organizasyonlar
ile yetişmeliyiz ve yetiştirmeliyiz. Ben burada birkaç şeye değineceğim;
tabi süremiz kısıtlı. En önemli yetişme ise Meslek İçi Yetişme,
Meslek İçi Eğitim. Bundan ne anlıyoruz, çalışma yaşamımızda
mesleki temel bilgilerin tazelenmesi, gerçektende bilgi, üç dört
yılda eskiyor. Hatta öyle konular var ki, bir yılda, altı ayda
eskiyor. O halde bunları mutlaka ve mutlaka tazelememiz gerekiyor.
Bir de ne için Meslek İçi Eğitim
gerekli? Meslek İçi Eğitim temel bilgilerin tazelenmesi
yanı sıra teknolojik gelişimin aktarılması için gerekli. Biraz
evvel dedik "Biz hepimiz mühendisiz, dünyanın her bir
yerinde çalışacak mühendisler olmalıyız. O halde bunları
yapabilmek için dünyadaki gelişmeleri hızla takip edip, hızla görüp
inceleyip özümlememiz ve buralara taşımamız lazım, öğrenmemiz
lazım; bunun içinde Meslek İçi Eğitim gerek.
Evet sadece tabi kurslara gitmek, dersler almak, bunların yanı sıra
uygulama yapmak yeterli değil o halde kendimizi yetiştirmemiz için
sempozyumlara katılmamız gerek, kongrelere gitmemiz gerek, seminer
ve fuarlara katılmamız lazım. Dünyada çok örnekler var
meslektaşları yetiştirmek için, ama bizi en çok ilgilendiren,
şüphesiz ASRAE'deki etkinlikler. Mademki Tesisat Mühendisliği'ni
konuşuyoruz bu Kongre'de, ASRAE'deki etkinlikler fevkalade güzel
örnekler. Bende burada hemen bunu koydum. Ne yapıyor ASRAE? Sadece
A.B.D.'deki değil dünyanın her tarafındaki meslektaşlarına ve
bu konuda çalışan insanlara yol gösteriyor. Nasıl yol gösteriyor?
Yayınlar sunuyor; çok önemli yayınlar, özellikle yıllık
Kongreleri çok önemli, sempozyumlar, seminerler açık oturumlar
yapıyor, birde Continous Education; hep sürekli sözünü ettiğimiz
sürekli eğitim kurslarını çok iyi bir şekilde organize ediyor
ve Distinguished Lecturers Programları koyarak konularında Uzman
olanları insanları her yıl tespit edip belirli kişileri ve önemli
güncel konuları tespit edip bunu dünyaya sunuyor ve bu kişiler
ülkeleri dolaşarak bilgilerini aktarıyorlar ve meslektaşları
yetiştirmeye çabalıyorlar. Tabi bunun gibi ASME'nin de çok önemli
faaliyetleri var ve bazıları direkt bizleri ilgilendiren Tesisat Mühendisleri'ni
ilgilendiren kurslar. Ben
de yıllık Kongrelere beş yıldır katılıyorum. 3000-4000 kişi
bu Kongrelere geliyor ve 90 paralel section var aynı anda buların
bir kısmını teknik oturumlar, bir kısmı komite toplantıları,
komisyon toplantıları çeşitli konularda insanların bir araya
gelerek tartıştığı çalışma toplantıları.
Belki teknik toplantılardan daha da fazla önemli olanlar
bunlar. Ve bu toplantılar yıllık Kongreler bir üs görevini görüyor
ve ben orada birçok meslektaşımı senede bir kez görme şansına
sahip oluyorum. Yani bu çok önemli. Evet ASRAE'nin tabi dört tane
çok önemli handbook’u var bu handbook’lar Refrigeration, HVAC
Applications, HVAC Systems & Equipment, HVAC Fundamentals.
Bunları dört yılda bir sırayla yeniliyorlar. Ve en sonunda sonuç
olarak söyleyeceğim, bütün bu seminerler kongreler, bu kitapların
yenilenmesi sırasında üniversiteler görev yapıyor.
Evet şimdi ASME International Türkiye Şubesi'nden ben çok kısaca
bahsetmek istiyorum. 1860'larda kurulmuş olan büyük bir kuruluş,
meslektaşları yetiştirmek için çabalıyor. Biz bunun şubesini
1997 sonunda müracaat ederek, 1999'da Bakanlar Kurulu kararı ile
kurduk. Neden kurduk? Çünkü o büyük birikimi, deneyimi buraya
daha rahat taşıyalım, sanayiimize sunalım amacıyla ve bununda
bir uzmanlıkta, sertifika programında önemli olduğunu
zannediyorum. Şu anda 150 üye var. Bir de Üniversitelerde öğrenci
birimlerini kurduk şu anda İTÜ'de, Boğaziçi’nde, ODTÜ'de ve
Marmara Üniversitesi'nde bir de Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde öğrenci
birimlerimiz var. 160’dan fazla öğrenci üyemiz var. Tabi bu üyelikler
vasıtasıyla hemen bazı bilgileri alabiliyorsunuz, hepimiz çok yoğun
insanlarız çok arzu etmemize rağmen bazı bilgileri hakikaten
elde edemiyoruz. bazen bir Web’i karıştırmak, bilgi almak dahi
sorun oluyor, o bir dakikayı iki dakikayı dahi bulamıyoruz. Ama
üyelik vasıtasıyla önünüze gelen bilgilere bir göz atmak çok
daha kolay oluyor. Evet aynı şekilde ASME Türkiye Şubesi gibi,
ASRAE Türkiye Şubesi'nin de kurulması gerektiğine inanıyorum.
Bu bir fırsattır, birçok bilgi çok daha rahat gelecektir. Çünkü
100'ü aşkın ASRAE üyesi var bunu da biliyoruz. Türkiye'de ASME
ve ASRAE kuruluşları gibi çok güzel faaliyetler yapan bir çok
kuruluş var hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Konumuzla
ilgili TTMD ve Makina Mühendisleri Odası'nı örnek olarak
getirdim ve onların içinde de yaptıkları faaliyetlerden bir iki
tanesini burada vurgulamak istiyorum.
TTMD'nin; özellikle aylık teknik toplantıları bizlerin çok
ilgisini çekiyor, çeşitli şehirlerde yapılıyor, duayenler
geliyor, uzman kişiler geliyor ve gençleri yetiştiriyorlar. Öyle
bir tartışma ortamı açılıyor ki her ay çok samimi bir ortamda
bilgi akışı oluyor. Bir de Uluslararası Yapıda Tesisat
Teknolojisi Sempozyumu'nu başlattılar; Nisan'da bir yenisi yapılacak
bu da örnek bir hareket. Biraz evvel Makina Mühendisleri Odası'nın
faaliyetlerinden Sayın KORAMAZ söz etti, hepsini gerçekten
takdirle karşılıyoruz, teşekkür ediyoruz ve daha da ileri
gideceğinden hiç bir kuşkumuz yok; eğer bizler de yardımcı
olursak. Ama en önemli faaliyet Meslek İçi Kurslardır diye ben
şahsi olarak düşünüyorum, birçok meslektaşım da bunu paylaşıyor.
Bu konuda da yine bir bilgi verdiler. Yalnız kitapçığa baktığımızda
içeriklerin tam yeterli olmadığını görüyoruz. Şurada sizler
de tahmin ediyorum aldınız, bazı meslektaşlarımla inceledim,
bazı içeriklerin yetersiz olduğunu düşünüyoruz demek ki
bunlar bir kez daha gözden geçirilmeli, içerikler biraz daha
iyileştirilmeli. Bir de yine Sayın KORAMAZ biraz evvel bahsetti
bugünkü panelimizin de konusu Mekanik Tesisat Hizmetleri, Uzmanlık
ve Belgelendirme çalışmaları. Bu önemli çalışma amacına bir
kere daha ben değinmek istiyorum. Aynen yönetmelikte şu yazıyor:
'Makina Mühendisleri Odası ülke ve toplum yararları doğrultusunda
kaliteli, sağlıklı, konforlu, güvenli ve ekonomik yapıların
gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak bu çalışmayı yapıyor,
peki kimler uzman olacak? Mekanik Tesisat Hizmetlerinin üretilmesinde
ve denetlenmesinde görev alacak, ulusal ve uluslararası bilimsel
çalışmaları olacak, yenilikleri takip edecek, Mesleki Etik
Kuralları'na uygun olarak çalışacak ve son olarak da Oda üyesi
olacak. Bu kişilere Uzmanlık belgeleri verilecek.
Bu Uzmanlık belgesi verilmesi sırasında şüphesiz yoğun dış
faaliyet var işte kursların hazırlanmasından, sunulmasına, değerlendirilmesine
kadar çok yoğun faaliyetler var ve bütün bu faaliyetleri
koordine etmek üzere bir kurul olacak o da Mekanik Tesisat
Hizmetleri, Uzmanlık ve Belgelendirme adlı bir kurul.
Bu kurul Oda Yönetim Kurulu'na görüşler, öneriler
sunacak ve bütün koordinasyon işlemini başta sınav hazırlıkları
ve değerlendirmesi olmak üzere yapacak. Evet şimdi bence burada
üniversitelere çok görev düşüyor. Şimdi ders vermek, sınav
yapmak Öğretim Üyeleri'nin yapacağı işlerden en iyileri. Kurs
vermek, ders vermek farklı şeyler. Kursu elbette uzmanlar
yapabilir, herkes verebilir, yani kendi konusunda uzman ve kendini
kanıtlamış bir insan. O halde tüm öğretim üyeleri bu
koordinasyon içinde Kurulda yer almalı, Kurulda yer almalarıyla
daha tarafsız, sağ duyulu çalışmaların yapılacağına inanıyorum,
kişisel olarak ve de sınavlar ve değerlendirmede yine Öğretim
Üyeleri çok yoğun olarak yer almalı diye düşünüyoruz. Üniversiteler
tabi bu şekilde faaliyetlere destek verebilirler ama kendileri de
bir şeyler yapmalı, bu arada kendileri de bir şeyler yapmalı. Ne
yapabilir örneğin? Yurtdışındaki üniversiteleri çok iyi bir
şekilde takip edip, buradaki öğretim üyelerini davet edebilir.
Hatta ilgili sanayi kuruluşları da takip edip oradaki uzmanları
da davet edebilir. Hemen şurada bir örnek olarak koydum; şüphesiz
bir değil birçok örnek var, Alman Mühendisler Birliği'nin her yıl
düzenlediği 100'ü aşkın kurs var. Ve bunlar uzmanlar tarafından
veriliyor. önceden de ilan ediliyor.
İşbirliği yaparak, bunları davet edebilir ve sanayiye de
sunabilir. Bir de Sürekli Eğitim Kursları düzenleyebilir. Mesela
Makina Fakültesi'nden bir örnek getirdim buraya, 24 adet Sürekli
Eğitim Kursumuz var bizim sanayiimize sunduğumuz. Bunlardan bazıları
bizi direkt ilgilendiren hususlar. Örneğin; Enerji Yönetimi,
Pompa-Hidrolik Kursu, Hidrolik-Pnömatik Devreler, Hidrolik Ölçmeler,
Su Debisi, Isı Değiştiricileri, İklimlendirmede Psikometrik İşlemler
ve bunlara ek olarak da bakımla ilgili, gürültüyle ilgili, yapılarda
gürültü kontrolü gibi kurslar Sürekli Eğitim Kursu olarak
veriliyor. Evet yalnız bu kursları düzenlerken Üniversiteler
neye dikkat etmeli; elbette tekrarları yapmamalı. Eğer mevcut bir
kurs varsa örneğin Odada gidip ona destek olmalı, tekrarları
yapmamalı. Bir de firmaların endüstrinin talepleri doğrultusunda
kurslar organize etmeli. Hatta öyle kurslar oluyor ki firma özel
olarak talep ediyor ve öğretim görevlisi de gidip o firmada kurs
veriyor. O halde buna dikkat edilecek. İkincisi bazı durumlarda
firmalardaki uzmanlarla birlikte kursu vermesi daha iyi. Genelde öğretim
üyeleri ne kadar sanayiye dönük olursa olsun pratik konularda bir
sanayideki kişi kadar yetişemez, yani çoğunlukla bu doğrudur
ama teoride fevkalade iyidir. O halde bir uzmanla birlikte verirse o
kurs çok daha verimli olur.
Ben
burada yakın çevremle ilgili iki örneği getirdim, şüphesiz başka
örnekler var. Bir tanesi TÜBİTAK-MAM ile İTÜ Enerji UYGAR
Merkezi'nin birlikte bir protokol çerçevesinde düzenledikleri
Enerji Yöneticisi Kursu; kurumlar arası bir işbirliği gösteren
bir kurs, iki haftalı bir süreyle veriliyor ve sonunda sertifika
var. Bu çerçevede fakülte içinde çimento, kimya, gıda,
tekstil, şişe cam gibi sektörlere kurslar düzenlendi. Tabi bu
arada sektörle doğrudan doğruya temas gerçekleşti. İkincisi
bir firma örneği var: INTERVALF ile 2000 yılına kadar, çeşitli
tarihlerde Buhar Cihazları Kursu, Psikometri Kursu düzenlendi.
Çok
kısa olarak ve de çok önemine inandığım bir husustan bahsetmek
istiyorum: Bu da master ve doktora tezlerinin sanayide yapılması.
Biz bunu fakülte olarak önerdik, 1996'da ve daha sonra senato
esasları olarak çıktı ve uygulanıyor, sadece bir firmada 20
tane master tezi yapıldı. Hatta ismini de söylememde bir mahsuru
yok Arçelik'te bu çerçevede 20 master tezi tamamlandı, diğer
firmalarımızda da beşer, altışar tane var, o günden bugüne.
Birkaç cümle ile açıklayacak olursam, master öğrencisi o
sanayi kuruluşunda sürekli olarak bulunuyor ve sadece derslere
geliyor, kütüphaneye geliyor, bir görüşme yapması gerekiyorsa,
gidip ilgili görüşmeleri ilgili kişilerle yapıyor, ama kalan
zamanında tamamen gittiği kuruluşta bulunuyor. Kendisine araştırma
görevlisine verilen maaş kadar maaş veriliyor, sigortalanıyor ve
de istenen şey gittiği kuruluşta projenin bir parçası; o kuruluşun
projesinin bir parçası veya oraya has bir uygulamayı master tezi
olarak yapması. Üniversitede hoca, endüstride bir mentor birlikte
konuyu veriyorlar ama konu gittiği fabrikanın, gittiği sanayi
kuruluşunun istediği konu. Ve birlikte yönetiyorlar. Master tezi
bittiğinde bir uygulama gerçekleşmiş oluyor veya projenin bir
parçası gerçekleşmiş oluyor. Diğer bir çalışma lisans öğrencilerine
yönelik, lisans öğrencilerine dört yıllık eğitimde sanayi
tecrübesi kazandırmaya yönelik; biz bunu lisans öğrencileri için
uygulama araştırma çalışması adı altında sunduk ve
uyguluyoruz. Burada da öğrenci bitirme ödevini sanayide yapıyor.
Fakat bu biraz daha farklı istendiğinde daha geniş bilgi
verebilirim. Üçüncü sınıf öğrencilerine yani 5. ve 6.yarı yılda,
haftanın iki yarım gününü boş bırakıyoruz, bir yarım gün
sektör tanıtımı yapılıyor, ikinci yarım günde tanıtılan
sektör ziyaret ediliyor ve senenin sonunda bütün sektörleri tanıdığında
göre öğrenciye soruluyor hangi sektörde çalışacaksın,
elimizde de kuruluşların listesi var üç ay yazın full
time çalışıyor, son sınıfta da haftada iki günü gidiyor. Bu
çalışma periyodunda eğer tesisat konusunu seçtiyse tesisat
konusundaki firmalara gidecek, çalışacak ve başlangıçta o
kuruluşu tanıyacak ardından o kuruluşta bitirme ödevi yapacak.
Şimdi tartışmaya açacak tahmin ediyorum bu panel Makina Mühendisleri
Odası’nın uzmanlıkla ilgili programında bir yıl yeni mezun kişinin
bir tesisat sektöründe çalışması koşulu
var. Böyle bir programa katıldı ise o mühendis, sanırım
o bir yıl yeterli olur, çünkü çok tartışmaya açık bir konu
bir takım bilgileri zaten öğrenci almış olacak ve bir yıl daha
eklerse bunun üstüne bir yerlere gelebilir.
Bu
programların her iki programında sayısız yararları var; tabi
zaman sıkıntısından bunların üzerinde durmuyorum ama en önemlisi
öğretim üyesinin sanayiye yaklaşması, sanayi problemlerini tanıma,
onlara çözüm bulma fırsatını yakalamasıdır yanı sıra öğrencinin,
lisans veya yüksek lisans, sanayide yetişmesi. Son olarak Eğitimde
Akreditasyon'dan söz etmek istiyorum. Biraz önce söyledik iyi mühendisler
yetiştirmeliyiz; dünyada görev yapacak, çalışacak mühendisler
yetiştirmeliyiz, 72 Üniversitemiz var, 30'u aşkın Makina Mühendisliği
Bölümü var, çok farklı o halde ne yapılacak; Avrupa'da FEANI,
Amerika'da EIBET kuruluşları Üniversiteleri Akredite ediyor.
EIBET 2000 adı altındaki Akreditasyon çalışmaları birisinin
gelip bizi denetlemesi beğenmesi veya beğenmemesi değil en önemli
nokta sizin kendinizi denetlemeniz ve kendinizi bir yerden başka
daha iyi bir yere getirmeniz; yani bir öz denetim var. Belirli şartlardasınız
bunu deklare ediyorsunuz ama geçen yıllar içinde sürekli olarak
denetimle daha iyi yerlere geliyorsunuz çıtayı yükseltiyorsunuz.
O nedenle bu tür faaliyetlerin önemli olduğuna inanıyoruz. ODTÜ
ve Boğaziçi Makina Mühendislikleri Bölümü böyle bir
Akreditasyon'dan geçti, İTÜ yoğun çalışmalar içinde ve geçecek.
Bu amaçla, tabi bütün ders planları yeniden gözden geçiriliyor.
Biz 1994'te çok yoğun olarak başladık daha önce de var 90'lara
dayanan ders planları değişikliği çalışmamız var ama 1994'te
daha da yoğunluk kazandı. Şimdi 2001-2002'de çok daha yoğun
olarak devam ediyor çalışmalar. Bütün ders planları tek tek gözden
geçirildi yeni dersler konuldu, biz şanslı bir Makina Mühendisliği
Bölümüyüz. 80'den fazla hocamız var ve de Tesisat Mühendisliği'nde
daha da şanslıyız 24 hocamız, Termodinamik, Isı Tekniği, Akışkanlar
konusunda çalışıyor yani Fakültenin 3/1'i bu konuda çalışıyor.
O nedenle çok sayıda seçime bağlı ders açtık. Öğrencinin önünde
çok geniş bir yelpaze var, istediği dersi seçme imkanı var. Bu
da önemli o mühendisin daha kişilikli bir mühendis olması için
ne istediğini bilmesi lazım, ona daha geniş bir seçenek
sunuyoruz. Evet bir de bu tip çalışmaların biraz evvel söylediğim
kendini yenileme, daha iyi yerlere gelme yanı sıra ne faydası
var? Mesleki kariyerde profesyonellik sorumluluğunu ve bilincini
getiriyor, bu faydası var. Meslek İçi Eğitimin ağırlığını
ortaya koyuyor ve kişinin kendi kendine ve sürekli öğrenmesi
gerektiğini söylüyor. Yani öğrenme üniversiteden sonra
bitmiyor ömür boyu devam edecek bunu da üniversite yıllarında
öğrenmen lazım. Kendi kendini nasıl yetiştireceğini, bilgiye
nasıl ulaşacağını üniversite yıllarında öğrenmen lazım,
yani EIBET 2000 kriterleri bunu söylüyor. Evet sonuç olarak öğretim
üyelerimiz, Oda, dernek çeşitli kuruluşların başlattıkları
uygulamalarda yer alabilirler ve almalıdırlar bir de kendi bünyelerinde
başlattıkları faaliyetleri en iyi şekilde organize edip sunmalıdırlar.
Teşekkür ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Sayın
Prof. Dr. Nilüfer EĞRİCAN'a teşekkür ediyoruz. Türk Tesisat Mühendisleri
Derneği adına katılan Sayın Celal OKUTAN'a söz vereceğim şimdi.
Kendisini kısaca tanıtmak istiyorum. Kendisi Makina Yüksek Mühendisi,
İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu, 1955 yılından bu yana
mekanik tesisat sektöründe tasarım, müşavirlik hizmetleri
vermekte. Ülkemizin önemli yapılarından kamu, özel sektörlerin,
üniversite binalarının tesisat proje tasarımlarını yapmıştır.
Halen Celal OKUTAN Mühendislik ve Ticaret Ltd. Şti’nde çalışmaktadır.
Kendisi Türk Tesisat Mühendisleri Derneği kurucu ve onursal başkanıdır.
Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği, Makina Mühendisleri Odası,
Türk Mühendis Müşavir ve Mimarlar Birliği, Isı Bilim ve Tekniği
Derneği, ASRAE, ASPE, ASME üyesidir. Yayınlanmış üç kitabı
ve 400'ü aşkın makale, tebliğ ve bildirisi bulunmaktadır.
Kendisi herhalde 1955 yılından beri görevde 46 yılı oldu mu, 46
yıl yanlış hesaplamıyorsam 46 yıllık bir Mühendislik deneyimi
söz konusu acaba Türk Tesisat Mühendisleri Derneği olarak ve kişisel
olarak ta bu çalışmalara nasıl bakıyor Makina Mühendisleri
Odası'nın; Uzmanlık, Sertifikalandırma, Meslek İçi Eğitimi'ne.
Buyurun söz sizde Celal Bey.
Celal
OKUTAN :
Sayın
Başkan teşekkür ederim. Değerli arkadaşlar benden evvel üç
kesimi temsil eden çok değerli arkadaşlarımız, çok güzel bir
konuşmayla genel anlamda konuya yaklaşımlarını anlattılar. Bu
yaklaşıma dikkat ettiğiniz zaman benim temsil ettiğim Tesisat Mühendisliği
Hizmetlerine üç tane yaklaşımı var. Bir tanesi: Bayındırlık
Bakanlığını temsilen konuşan arkadaşımızın yani kamunun bir
yaklaşımı var, bir kendi meslek Odamızın; Makina Mühendisleri
Odamızın Yönetimi'nde görevli bir arkadaşımızın, Meslek Odamızın
bize yaklaşımı var, bir de çok değerli hocamız Nilüfer Hanım'ın
üniversitenin bize yaklaşımı var. Şimdi ben kendi yönümüzden
bu üç yaklaşımın arasında biz konuya nasıl yaklaşıyoruz
diye bakmak istiyorum. Ama konunun başlığını dağıtmak
istemiyorum. Çünkü konunun başlığı benim hoşuma gidiyor. Her
biri genelde, bazen de konuyu genişletiyorlar ve ama bu Panelin başlığı
olan Tesisat Mühendisliği'nin varlığını kabul ediyorlar. Bizim
için çok büyük bir başarı. Bunun değerlendirilmesinde ise
yetki kavgası başlıyor. Biz yıllarca, 50 senedir bu sektörde çalışan
insanlar, hiç bize sorulmuyor yetki var mı diye; Bakanlık kendi içinde
ben devletim diyor, kanunlarla ben yaparım diyor. Nitekim uzun uzun
sıralamayacağım 595 numaralı Kanun Hükmünde Kararnameden başlayarak
mesleği düzenlemeye kalkıyor. Kimler düzenliyor. Kamu kesiminde
çalışan yetkili arkadaşlar, çoğunluğunda proje ve tasarım
hizmetleri yok. Ne nedenle yaptığına bakıyoruz: Deprem dolayısı
ile yapı güvenliği, yapı sağlığı. Ama biz bu yapı
teknolojisinde çalışan insanlarız. Yapı güvenliği ve yapı sağlığının
yalnız çağdaş yapı
olmadığını çok iyi biliyoruz. Araya yangın girmiyor, afet
girmiyor, hijyen girmiyor, iç hava kalitesi girmiyor. Kınamıyoruz
da onları çünkü onların kendi görüşleri, o şekilde yani
tesisatı konfor olarak görüyor. Bugüne kadar Bayındırlık
Bakanlığı; Bayındırlık Bakanlığı hakkında kötü konuştuğumu
zannetmeyin, ben okuldan çıktığım zaman Tesisat Mühendisi tam
değildim, Bayındırlık Bakanlığı bir ekoldür. 1938
Kanunu'ndan itibaren 1955'te Bayındırlık Bakanlığı'nın yürürlükteki
sistemleri o zamanın en üst düzeyiydi. Ama ilgisiz kaldık bunun
sorumlusu kamuda çalışan arkadaşlar değil hepimizin, bizler de
dahil. Yani bizim mevzuat dediğimiz, İmar Yasalarımız, Yapı
Kodlarımız yok zaten; bundan 40-50 sene evvel yapı yazılmış,
Almanya'dan taklit edilmiş ama o gelişmeye tabi tutulmamış
kurallar. Şimdi depremle birlikte Bayındırlık
Bakanlığı İmar Kanunu dolayısı ile Belediyeye diyor ki:
Sen yapamazsın diyor. Çünkü sen bilmezsin diyor. Hatta sen rüşvet
alıyorsun diyor belki de doğru, ama Belediyede çalışan arkadaşlar
Bayındırlık Bakanlığı'nda veyahut ta Odada veya bizim derneğimiz
içinde çalışanlar arasında fark yok ki, hepsinin mesleki düzeyleri
aynı düzeyde. Biz neden dolayı Belediye’ye kamusal bir denetim
için yapamazsınız dedik, hani yapamadığını gördüğümüz
takdirde neden onu düzeltemedik o bir sorun.
Şimdi
son Makina Mühendisleri Odası'nın dolayısı ile Odalarımızın;
Meslek Odalarımızın yaklaşımına geçersek; Emin arkadaşımız
çok güzel anlattı, eğer konu ayrıntılarına girmediğiniz
zaman her şeyin ideal olduğunu görürsünüz. Konu ayrıntılarına
girdiğiniz zaman farklı uygulamalar, yanlışlıklar görürsünüz.
Önemle üstünü çizeyim kasıtlı demiyorum, belki bilgisizlikten
farklı, nitekim Odalarımızın dolayısı ile Birliğin müştereken
Mühendislik ve Mimarlık Kurultayının ikinci karar taslakları
elime geçti. Emin Bey'in dediği gibi de çok doğru. Diyorlar ki
" Üniversiteden diploma ile mezun olan Mühendisler namzettir.
Diploma yetkisi ile her şey yapılamaz, bu nedenle belirli bir sürede
onlar Uzmanlık diyor, bir yeterlilik arayalım yaklaşımındalar.
Ama ilave ediyorlar diyorlar ki "bunu karşı görüşü var
biz bir meslek kuruluşuyuz, mesleğimizin çıkarlarını sağlamamız
lazım bu amaçla şunu vurgulayalım diyorlar eğer bunlara biz
sertifika ve uzmanlık verirsek diyorlar biz elit bir zümre meydana
getiririz. O elit zümreden dolayı da bir çok arkadaşlarımız işsiz
kalır, tabi biz buna katılmıyoruz, çünkü işsizliği elit zümre
ile kaldıramazsınız da getirmeyerek bütün hepimizi belirli
bilgi ile doldurursanız,
yetiştirirseniz biz işsizliği önleyebiliriz. Şimdi konuyu daha
iyi anlatmak için ben şunu zaruri görüyorum. Tesisat sektörü
nedir? Çünkü herkes makina mühendisi deyince tesisat akla
geliyor fakat Odamız kanalından baktığımız zaman tesisat sektörü,
asansör veya kaynak veyahut ta buna benzer LPG mühendisliği aynı
düzeyde. Halbuki tesisat sektörü yapıda yapay bir tesisatı üreten,
yapan, işleten çok geniş bir alana yayılmış. Tesisat sektörü
bir yönden; hepiniz bunun çok farkındasınız, iyi para kazanılabilen
bir sektör ayrıca kolay tarafları da var yani sıhhi tesisat, yapım
veya malzemesi satın veyahut kalorifer yapın eğer sermayeniz
yoksa tasarım yapın. Para kazanırsınız ama en kolay olan, görülen
tasarıma hastane yapın derseniz yapmazsınız. Şimdi Tesisat sektörünün
aldatıcı tarafı o; çok basit görünüyor fakat yapı önem
kazanır ve kompleks bir hale geldiği zaman Tesisat sektörünün
çok zor olduğu anlaşılıyor. Kaldı ki tesisat sektörü bizim
yalnız Makina Mühendisliği ile de ilgili olmuyor, yayıldıkça
diğer Mühendis disiplinlerini içine kapsıyor. Burada direndiğimiz
ve uzun senedir atladığımız bir nokta var: Biz Mühendislik
birimlerini birbiriyle saçaklanmış görüyoruz. Yani iç içe
girmiş görüyoruz. Dolayısı ile bir arkadaşın Elektronik Mühendisi
ise bina otomasyonunda çalışmasına biz karşı gelmiyoruz. Daha
evvel gelebilirdik ama o kadar genişledi ki bu konu, bu konunun içerisine
bütün mühendisliklerin ekip çalışması olduğunu vurgulamak
istiyoruz ki bu bizim tesisat mühendisliği tüzüğümüzde yazılı
ana amaçlardan birisidir. Nedir tesisat mühendisliği? Tesisat mühendisliğinin
tarifi de tüzüğümüzde var.
Biz
ısıtma, klima, havalandırma, bina otomasyonu, yangın, mutfak, çamaşırhane
bütün alanlarda çalışan, hizmet dalında çalışan makina mühendisliğinin
bir uzmanlık dalı olarak kabul ediyoruz. Tekrar vurguluyorum
makina mühendislerinin uzmanlık dalını ama çok yayıldıkça
biz buna son yıllarda gene makina mühendisliğinin mekanik tesisat
uzmanlık dalı olarak tanımlamak istiyoruz, o amaçla tanımlıyoruz.
Tesisat
mühendisinin temel eğitimi nasıl olur diye bakarsanız biz temel
eğitimini Makina Mühendisliğine bağlıyoruz Makina Mühendisliğinin
temel eğitimini alan bir insan mesleki yaşamında; biraz sonra değineceğim,
Meslek İçi Eğitimi'nde Mekanik Tesisat Mühendisi olabilir ama
Tesisat Mühendisliğinin hiç bir Üniversitede, hiç bir Fakültede;
Emin Bey öyle diyor bir eğitimi, bir diploması yoktur; zaten
olursa ayrı Oda da çıkar, ayrı parçalanırız burada bir yanlışlık
var. Yani Tesisat Mühendisliğinin bir eğitimi yoktur ama bugünkü
çağımızda Tesisat Mühendisliğinin hizmetlerinde üniversitede
disiplinler arası interdisipline bir eğitim gereklidir. Ben
Tesisat Mühendisi'nin temelde ısı hesaplarını, ısı geçişleri,
termo dinamiği, akışkanları vesaire almasını muhakkak zorunlu
olarak görüyorum. Ama oradan mezun olmuş bir mühendis benim yanımda
çalışacaksa gelip de dese ki "ben mimaride de yapı fiziği
dersi aldım”, ben artık ona artı puan veriyorum veya
"kimyada yanma teorisini aldım” artı puan veriyorum. Gıda
mühendisliğinde ben “mutfak dizaynı akışını” aldım
veyahut da “soğutma tekniğini aldım" ona da. Demek ki
burada iyi tanım yapmak lazım, hoşgörülü olmak lazım mekanik
tesisatının sınırını koymak lazım, Tesisat Yapı Teknolojisi
Mühendisliği’ne kadar giden açıda da Tesisat Mühendisliği'nin
vizyonunu çok iyi görmek lazım. Bunu maalesef göremiyoruz. Göremediğimiz
için Tesisat Mühendisliği'nde yeterlilik diye bir konu
getiriyoruz. İnşaat Mühendisleri Odası İnşaat Mühendisliği'nde
yeterlilik getiriyor, Elektrik Mühendisleri Odası Elektrikte
yeterlilik getiriyor. Makina Mühendisleri olarak Makina Mühendisleri
Odası Tesisat Mühendisliği'nde yeterlilik getiriyor. Neden Makina
Mühendisliği’nde yeterlilik yok? Yani profesyonel mühendislikte
habire yalnız Tesisat Mühendisliği'nde olduğunu zanneder.
Profesyonel Mühendislik konusu bir mühendisin okuldan sonraki aldığı
deneyim, yaptığı üretim, kazandığı başarı ve mesleki
bilgileri ile kazandığı bir yeterliliktir. Her branşta vardır.
Ona Profesyonel Mühendis derler. Avrupa Birliği de böyle bir konu
getiriyor ve biz Avrupa Birliği'ne girdiğimiz zaman tasarım yapan
veya bir şeyin sorumlu olarak işini yapan Mühendise, Profesyonel
Mühendis veya Yeterli Mühendise ihtiyaç vardır. O zaman Yeterli
Mühendislik kapsamına oturup da yalnız Tesisat Mühendisliği’ne
şu şartları işleyecek, şu kursları görecek,
şu imtihanı verecek bu bizce saçma sapan bir şey. Konum ağır
kaçmasın. Çünkü ben Makina Mühendisliği üzerinde bir
rafineride çalışan bir Mühendis’inde dizayn yaptığını da
biliyorum, bir barajda da. Bu adamın temel bilgileri bilmesi lazım
ki yeterli olsun, profesyonellik budur.
Bir
de bir yanlışımız daha var: Yetkin Mühendislik. Yetkin Mühendisliği'nden
bahsedeceğim, Yetkin Mühendisliği bir olgunluk, bir erdemlik, bir
bilgi birikimi diye tarif ediyorlar bazen de Etkin Mühendislikle
karıştırıyorlar Mühendislikte Uzmanlık hayat boyu devam edecek
ve tüketiciler daha ziyade toplum tarafından değerlendirilen bir
husus.
Özellikle
bu Yapı Denetim Kurulları'nın kanunlarını okuduysanız gerçekte
uzman olan bir kimse Yapı Denetim Kurumuna girmez, orada hizmet
vermez çünkü o zor bir iştir, kamusal bir hizmettir, ben öyle görüyorum.
O zaman tutalım belediyede çalışanları Odanın kontrolünde
yetkin kılalım eğitimle ve İmar Kanunu'na, yapı kotlarına
ekleyelim o yetkinlik içerisinde kontrol etsinler. Ama iştahımız
orada durmuyor, diyor ki Yetkin Mühendis hatta Denetimci "ben
projeyi kontrol edeceğim" diyor. Zevkle benim projemi kontrol
etmek istiyor. Proje kontrolü Türkiye'de Kanunla kurulmuş bundan
7-8 sene evvel, Proje Kontrol Müşaviri diye bir isim var.
Almanya'da var eğer
bir statik bir projeyi kontrol etmek istersen yine bir statik
hususta sorumlu olan birisini sorumluluğa veririz. Konu dayanıyor
sistemde sorumluluğa ama amaç dayanıyor sistemde sorumsuzluğa.
Nasıl; ben yetki doluyum diyor. Bakın Bakanlığın kararıyla
Yapı Denetimi için kurulan “Yetkin” mi diyeceksiniz, Uzman
Belgeli; ben onlara “Paralı Uzman Belgeli” diyorum, Mühendislerin
çok cüzi fiyatlarla işverenle anlaşarak iş yaptığını
biliyorum. Müteahhitlere ben; kendi elemanları kaç kişi
kurulacaksa orada yönetmelikte belirli, yarısının parasını
onlara ödettiğini duydum. Aynı şeyi Belediyeler yaptı. Bu Kanun
yürürlüğe girecek daha hiç tasavvur etmediği yapılara dahi
ruhsat verdi ki bu yapı deneticiler girmesin diye. Şimdi sorun ayrıntılarda,
sorumsuzluklara, olumsuzluklara
neden oluyor. Bu anlamda Makina Mühendisleri Odamız iyi niyetle
bile yaklaşsa eksik konular yapmıştır. Bunu anlatmak istiyorum,
Emin Bey çok ayrıntısıyla anlattı biz diyor; kongre kararıyla
Yapıda Uzmanlık Belgesi, Tesisat Mühendisliği Uzmanlık
Belgesinin Yönetmeliğini hazırladık. Ne zaman hazırlamışlar;
geçen sene hazırlamışlar, Kongreden de karar çıkarmışlar, çok
güzel "Niye Makina Mühendisliği?" demedik ki ona. Yani
Yeterlilik Belgesi haline niye getirmedik? Çünkü herhalde en hata
yapan biz Tesisat Mühendisleriyiz. Hadi Tesisat Mühendisleri için
böyle bu Uzmanlık Belgesi Yönetmeliği olsun. Ben zannetmeyin ki
Odamızla çok çelişki içindeyim, Ankara Şubesi'nde bu
belgelendirme komisyonunda herkese imza attım, çünkü Odamız Yönetmeliği
bir senelik bu alanda çalışan belgeleyen herkese Uzmanlık
Belgesi veriyor. Siz bunu bir mühendis olarak uzman kabul ediyor
musunuz? Gözü kapalı attım ve dedim ki hayırlı olsun çünkü
Odamız bununla bir eğitim verir 100'er liradan 50.000,
500.000 kaç kişiye verilmiş 5.000 kişiye verilmiş 500
milyar Lira para eder. Ne
kadar güzel bir başlangıç zaten Amerika'da böyle başlamış. O
zaman eğitime döneriz ama eğitim imtihanla olmaz ben eğitimi
veririm sonra imtihan ederim, çaktırırım,
bir daha yaptırırım buna hiç kimsenin hakkı yok.
Makina
Mühendisleri Odası'nın birinci görevi: Mesleğin gelişimini sağlamak,
disipline etmektir, imtihan etmek değil. Ben makina mühendislerinin
güzel kurslarını veya üniversitenin kurslarını ancak öyle değerlendiririm,
kursları görmüş derim; tüketiciysem o işi bilene giderim. Siz
çaktırın, para alın veya sadece Tesisat Mühendisleri'ne bu
arada asansörcüler vs. var, Uzmanlık belgesi verin. Bu belgeyi
ben aldım, Emin de aldı almadı pardon belki, Mehmet SOĞANCI da
aldı. Çünkü ihaleye girmek için mecburuz. Türkiye'de biz hayatımız
boyunca, ben 68 yaşındayım bu bürokrasiden her şeyden bıktık.
Ben mesleğimi icra etmek için her projemi tescil belgem varken
vize alıyorum, vize alırken faturamı gösteriyorum, topu topu
Ankara'da biz 50 kişiyiz; 60.000 tane makina mühendisi var diğer
illerde bu tasarımcılar 250 kişi var, yalnız beni kontrol
ediyor. Niye acaba Hüseyin ERDEM'i kontrol etmiyor bulunduğu
kuruluş fatura kesiyor mu, KDV veriyor mu? Çünkü en zayıf
biziz. Çünkü bizim kapımız açık herkes tesisatı çok ucuz,
çok kolay bir hizmet ve çok kolay yapılır biliyor, çok kolay da
denetlenir biliyor, kontrol altına alınabilir diyor. Ama bu yanlışlıklar
öyle birikiyor ki zamanla inşallah üniversite diyecek ki herhalde
Yüksek Teknoloji Enstitüsü, interdisipliner bir kuruluş ise
master düzeyinde ben Makina Mühendisliği diploması vereceğim. Eğer
onlar çoğalırsa o zaman Tesisat Mühendisleri Odası kurulmaya başlar
ki bizim hiç istemediğimiz bir şey eğer Tesisat Mühendisleri
Odası kurulursa Tesisat Mühendisleri Odası diğer disiplinlerin
hakimiyeti altına geçer. Bakın ASRAE'nin üyesiyim 1972'den beri.
ASRAE'nin 80.000 tane üyesi yarısından fazla Mimar, Kimyager ve
diğer mesleklerdir. ASRAE'de Tesisatta en büyük kuruluştur.
Makina Mühendisleri azdır orada ve tasarımcılar en azdır. Gelin
şunu disipline edelim bu anlamda konuya yaklaşmak istiyorum. Yoksa
birbirimizle yetki kavgası değil. Niye Bakanlıkla Odamız belirli
bir teknolojide, bilimde anlaşamıyor. Farklı arkadaşlar mı?
Yani Mithat’la arkadaşınız birbirinden farklı düzeyde mi? Ama
ondan sonra Odamız genel olarak demokratik kitle örgütleri
sistemlerinde siyasi otoriteye karşı çıksın, emek haklarını
arasın, ama emek haklarını ararken şurada yeni mezun kişilerin
de emek haklarını sağlayacak
yönlendirmeyi yapsın yoksa belgelendirmeyle olmaz bu. O
zaman benim önerim şu: Belki
diyeceksiniz ki Celal Bey yaşlılığı ile çok güzel konuştu
gitti; öyle bir konuşma yapmak istemiyorum. Ben diyorum ki burada
dört tane temsilci var ben serbest çalışan, vergisini veren, eğer
kontrol ettireceklerse lütfen ettirsinler orada kamu var yanımda
Odam var, üniversite, Başkanımız da üniversiteden hep bir araya
gelelim nasıl olur diye. Hiç kimse bir Allahın kulu diyemiyor ki
üniversite hocasına "sen eğer yeterlilik belgesine sahip değilsen
Tesisat projesi çizemezsin”
diyor. Üniversite Hocası farklıdır, kendi konusunu ele alır
geliştirir. Ama üniversite hocası o konuda uzmandır. Nasıl ben
onun eğitimini yapamam, nasıl onun yaptığı araştımayı
yapamazsam, o da benim projemi yapamaz, altına imza atamaz.
Yeterlilik budur. Bu adam bunun sorumluluğunu alacaktır; yeni gençler
ne olsun? Sokakta mı beklesin hayır gelecek benimle çalışacak,
onun yaptığı işin sorumluluğunu ben alacağım.
Profesyonellik de budur. O iki sene sonra dört tane proje
yaptığını gösterecek ya bürosunu açacak, ya birinin yanında
şef olacak veya da çalışacak.
Taahhüt te yapacak. Türkiye
ona hazır mı? Bunu arayalım. Urfa'da bulunan bir Tesisat Mühendisi'nin
şartı ile Ankara'da İstanbul'da
bulunandan farklı, Yönetmeliğimizi ona göre yazalım. Diyelim ki
Urfa'da olan bir arkadaş hem malzeme satabilir, hem taahhütde
yapabilir, hem de proje yapabilir. İkincisi yok veya üçüncüsü
yok. Ama Ankara'da yapan hem proje yapar, hem taahhüt yapar, hem
bilmem ne de yaparsa yanlıştır. Daha önemlisi zannediyorlar ki,
biz sınırlıyoruz hakikaten eğitimli zümre. Ben 20 senedir
apartman projesi yapmıyorum. Hiç kimse de gelmiyor bana niye
gelsin çünkü apartman projesi belirli kurallara göre Odanın 84'ü
Fahri Bey'in Allah selamet versin kitabına göre, çok güzel
herkes yapar. İşletmeyi yani rüzgarlı sokaktaki bir malzeme
satan da yapabilir ama sorumluyu koyun o da yapsın. Önemli
binalara sorumluluk koyduğunuz zaman yapmaz; Almanya'da Abdullah
ELDENEK diye zamanında Bakanlıkta çalışmış serbest bir arkadaş
var sırf hastane yapıyor, "Niye banka yapmıyorsun?"
diyorum. "Ben banka yaparsam canıma okurlar" diyor
"Bir yanlışlık yaparım benim sigortamı bilmem ne yaparlar,
üç sene ben hiç bir proje yapamam. " Uzman olduğu işi yapıyor,
güvendiği işi yapıyor. Ben sözlerimi burada kesiyorum teşekkür
ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Sayın
Celal OKUTAN'a teşekkür ediyorum. Şimdi sizlerden sorular alacağız.
O soruları aldıktan sonra da tekrar Panelistlerimize söz vereceğim
ben. Bu taraftan isterseniz sırayla sorularınızı almaya başlayabiliriz.
Tekrar geriye dönüş yapmayacağım yalnız. Sırayla söz almak
isteyenler. Evet buradaki arkadaşımıza verebilir miyiz? Hüseyin
GÜNERHAN.
Hüseyin
GÜNERHAN :
Hüseyin
GÜNERHAN. Ege Üniversitesi'nden. Teknoloji sürekli gelişiyor
Makina Mühendisliği alanında yeni yeni çalışma alanları oluşuyor
fakat Türkiye'de kurulu Makina Mühendisliği Bölümlerinde ders
programları pekte yenilenmiyor. Benim önerim Üniversitelerin
Makina Mühendisliği Bölümleri ile Makina Mühendisleri Odası
bir araya gelip bir çalışma platformu oluşturmalı, bu dersleri
nasıl modernize edebiliriz diye üç veya dört yılda bir çalışma
yapmalı görüşündeyim. Bu konuda hem Odamıza hem de Üniversitelere
görev düşmekte şeklinde görüşümü bildirmek istiyorum.
Ali
GÜNGÖR :
Evet
teşekkür ediyorum. Bir arkada bir arkadaşımız var.
Zeki
DİREK :
Zeki
DİREK. Yalnız bu sorumun Sayın KORAMAZ'ın cevaplamasını
istiyorum. Eğer cevaplarsa. Sorum şu:
Son Yapı Denetim Yasası'nın; çıkan Yasanın hiç olumlu
bir tarafı yok mu? Birinci sorum bu, ikincisi:
Bu Yapı Denetim Yasası çıktığında Ankara'da Mühendisler
Odasının İl Temsilciliği'nde görevliydim. Bu konuda Ankara'da
yaptığım çalışmada Mimarlar Odası, Makina Mühendisleri Odası,
İnşaat Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası'nın
Ankara Merkezde hiç bir araya gelmediğini, kopuk ve görüş ayrılığı
içinde olduğunu tespit ettim. Bu doğru mudur? Teşekkür ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkür
ediyoruz Zeki Bey'e. Evet buradan başka bir soru var mı? Yok
herhalde Şuraya kadar olan kesimden almak istiyorum, evet. Ön kısma
verebilirsek.
Abdullah
BİLGİN :
Uzmanlık
Yönetmeliği çıktı altı yedi aydır veya daha uzun bir süredir
yürürlükte ve çeşitli kademelerde tartışılıyor, biz de tartışıyoruz,
Ankara Şubede tartışıyoruz, dernekte tartışıyoruz, meslektaşlarımızın
içinde tartışıyoruz sürekli tartışma halindeyiz doğruyu
bulma yönünde. Bugün sabah kahvaltıda tartıştık sizlerle
birlikte. Şimdi Bakanlık Temsilcimizi, Üniversiteden Sayın Hocamızı,
Makina Mühendisleri Odası'ndan Sayın Emin Bey'i ve Sayın Celal Ağabey'i
dinledik. Bir taraftan da Makina Mühendisleri Odamız çıkardığı
Yönetmeliğe son şeklini verme gayreti içinde. Tabi burada geniş
perspektifte yapılması gerekenler var, kısa sürede çözüm
gerektiren hususlar var. Ben burada dört madde hatta beş, çok kısaca
bunları aktaracağım. Emin Bey'den yanıt vermesini veya katılıp
katılmadığını öğrenmek istiyorum. Sabah 07:30'daki oturumda
tartışıldığı üzere Meslek İçi Eğitime Evet konusunda kesin
bir mutabakat var. Ancak belge alabilmek için gerekli deneyim süresi
çok tartışıldı bir yıl, üç yıl beş yıl daha uzun süreler.
Fakat bu tartışmaların sonunda yine kabul gören bir görüş
daha var ki; bu asgari bir belgedir, asgari bir yeterliliği ortaya
koyan bir yeterlilik konusudur. Durum böyle olduğuna göre çok
tartışılan Uzmanlık konusunda bu kelimeyi değiştirmenin daha
yumuşak bir ifade kullanmanın bütün görüşlerle örtüştüğünü
düşünüyorum. İkinci konu: Belgelendirmede, bu durumda Odamızın
organizatör olması, Belgelendirme ve Sınav Komisyonu'nu Bakanlık,
Üniversite, ilgili Dernek Temsilcileri'nden oluşması, Komisyonun
kendi içinden kendi başkanını seçmesi, tarafsızlık ilkesi de
gözetilerek Odamızı rahatlatacaktır diye düşünüyorum. Sınav
Komisyonu'nun biraz daha yumuşatılması gerektiğini düşünüyorum.
Üçüncüsü: Kurs, Sınav Belge sistemi. Bir kursumuz var, kurstan
hemen sonra sınav ve sınavdan sonra belge. Bunu kurs çerçevesinde
bir sınav ve belge sistemi yerine kurslar isteğe bağlı olmalı,
dileyen kursa gitmeli; Odamız tabi dernekler de kurslara yardımcı
olmalı, sempozyumlarla vs. ile hocamız da gayet iyi izah etti.
Burada belirli tecrübeyi; birinci maddede sözünü ettiğim o tecrübe
bir yıl, üç yıl, beş yıl neyse; belgeleyen herkes sınava
girebilmeli. yani Odamız kursta ısrarcı olmamalı.
Belgeler
dördüncü konu; belgeler dar kapsamlara bölünüp parçalanmamalı
bu da çok tartışıldı çeşitli kademelerde çeşitli
kesimlerde, alt başlıklar içermemeli belge, tek bir belgeyle
olmalı; sabah oturumda da yine ben genel mutabakatı sezdim, Uzmanlık
piyasanın takdir ettiği bir husus bu konuda da genel bir mutabakat
var. Son konu Bakanlığımız bir takım yönetmelikler, yasalar çıkarıyor;
Anayasa Mahkemesinden dönüyor, Odamız bir şeyler yapmaya
çalışıyor; çeşitli kademelerden geri dönüyor veya
durduruluyor, bunu da bir üst birliğimiz var TMMOB ve bunun alt
birimleri Makina Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası
vs, Mimarlar Odası. Burada Bakanlık, Dernekler ve diğer Odalarla
birlikte geniş bir mutabakat çerçevesinde yasaya da dayanan bir
belgelendirme mevzuatı yapılamaz mı? Teşekkür ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler
Abdullah Bey. Evet bu kesimden başka bir soru var mı? Şurada bir
arkadaşımız var.
Ali
BÜYÜKYILDIZ :
Ali
BÜYÜKYILDIZ. Ben sürekli Meslek İçi Eğitim konusunda bir soru
sormak istiyorum. Sayın Nilüfer Hocam'ın çalışmaları için de
tebrik ediyorum. Benim sorum Ali Hocam'a olacak İzmir Konseyi ile
olduğu için. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yapılan bu nevi
Meslek İçi Sürekli Eğitim çalışmaları, sanayi ile öğrencilerin
temasları, master veya lisans çalışmaları gibi benzeri çalışmalar
acaba Ege Üniversitesi ve diğer İzmir'deki üniversitelerde yapılacak
mı? Böyle bir çalışmamız var mı? Düşünüyor musunuz? Teşekkür
ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler
Ali Bey. Bu kesimde var mı? Evet Macit Bey'e verelim.
Macit
TOKSOY :
Bilimi
ve teknolojiyi Batı'dan transfer eden ülkelerden bir tanesiyiz çoğunlukla.
Bilim ve teknolojinin de uygulanmasını da yine Batı'dan transfer
ediyoruz. Bilim ve teknolojinin uygulanmasının yöntemlerini neden
Batı'dan transfer etmiyoruz da kendi kendimize Uzmanlık Belgesi
veya Yönetmeliği diye bir Yönetmelik çıkarıyoruz, hiçbir şeye
benzemiyor.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler
Macit Bey. Bu kesimde başka? Göremedim herhalde. Şu kısma geçiyorum.
Ön kısma verebilir miyiz; Alpin Bey'e?
Alpin
Kemal DAĞSÖZ :
Sayın
konuşmacılara öncelikle teşekkür ediyorum. Ben emekli Prof.
Dr.Alpin Kemal DAĞSÖZ. Bir kaç sualim olacak müsaadenizle.
Birincisi: Tesisat Mühendisliği diyoruz Derneği de var.
Kutluyorum Celal Ağabeyimizi. Bizim ananemize göre bir sınıf büyüğümüze
Abi diye yetiştik Teknik Üniversiteden. Şimdi Tesisat Mühendisliği
Derneği kurulmadan önce, bendeniz nacizane Fakültemizde Isı
Derneği kurulması için teşebbüslerde bulunmuştum. Olmadı, ama
tebrik ediyorum uygulamada Tesisat Mühendisliği; bir Mühendislik;
Makina Mühendisi, İnşaat Mühendisi, değil mi? Tesisat Mühendisliği
de olunca acaba bu eğitime de katkıda bulunmak üzere Makina Fakülteleri'nde,
Mühendislik Fakülteleri'nde acaba Tesisat Mühendisliği bölümü
kurulamaz mı? Bir boşluk olduğunu sanıyorum. Almanya'da benzeri
Fakülteler var. İkincisi: Sayın dekanımız; eski Dekanımız
Akreditasyondan bahsettiler 94'den
beri çalışılıyormuş, EIBET'ten ben de emekli olmadan önce
bu toplantılara *Mavi Salon'da iştirak etmiştim. Efendim ben 1958
yılı mezunuyum, beş senelik.
Bizler o zaman; Almanya'ya gittiğimiz zaman; oraya giden mühendislerimiz
hemen doktoraya başlarlardı;
doktora dersi alarak. Dekanlık yapmış, Yaşar ÖZENİR Bey
olmak üzere çeşitli mezunlarımız söz konusu. Ben de gitmiştim,
ben de aynı şekilde alıyordum,
profesör oldum geri döndüm. Şimdi ne yazıktır ki; Allah
o anarşi yıllarını Türkiye'ye bir daha yaşatmasın, bozulan eğitim
sebebiyle bugün benim yetiştirdiğim Mühendis Almanya'ya mastera
gittiği zaman; acıdır dört sene okumuş Mühendis unvanı vermişim,
orada üçüncü yarı yıldan itibaren tekrar okumaya başlıyor,
ders alıyor. Demek ki burada öğretim sistemimizde, Fakültelerimizde, eğitimimizde bir sorun var bunun üzerine
hem Makina Mühendisleri Odası, hem Tesisat Mühendisliği'nin özellikle
girmesi lazım. Ben cahilim İngilizcem iyi değil, pek bu şeylerden
de haberdar edilmedim her nedense EIBET'ten bahsediliyor. Bugüne
kadar peki Amerikan uygulaması yapılıyor o sistem senelerdir niye
hemen EIBET alınmadı? Demek ki burada da bir hastalık var. Bir şeyler
var yani. Diğer bir konuya gelince Sayın Dekanımız bahsetti sürekli
Eğitim Kursları'ndan hakikaten bu çok güzel ve Enerji Yönetimi
Kursları'ndan da bahsedildi.
Yalnız
bir Fakültede bir Öğretim Üyesi arkadaşımız Sanayide Enerji,
Sanayi Yapılarında Enerji Tasarrufu Semineri yapıyor. Hepsi
nizami olarak müsaade alınıyor, bir dergide de ilanı çıkıyor.
Dergiye o ilgili Fakültenin Dekanı ihtarname göndermiş Noterden
bu fakülteden habersiz yapılmıştır. Rektörlüğün Sürekli Eğitim
Merkezi programında da bu yoktur. Bir arkadaşımız arkadaşlarını
toplamış bu fakültede yapmış;
yaparken haberin yok muydu Sayın Dekan ve eninde sonunda da
diyor ki: "Yanıltıcı olmaktadır, yanıltıcı olduğu için
de bu tekzibin aynen dergide yayımlanması arkadaşımız da biraz
inatçıymış, "Yok yayınlamayın" demiş dergi sahibine
"Mahkemeye versin eğer yayınlarsam 14 tane belge var "
ve sonra o 14 belgeyi yayınlatmamış, Dekanlığa vermiş, "İşte
burada da sizin imzalarınız var, sizin de olurunuz var, buna güvenerek
ben açtım madem öyleyse hakkımda soruşturma açın" demiş.
O dilekçeye de cevap alınmamış. Ben bunu niye karikatürize
ederek söylüyorum üniversitelerimize oto kontrol gelmelidir,
keyfi idare kalkmalıdır, disiplin gelmelidir. Bu da önemli bir
konu; sonra hep ASRAE'den bahsedildi, tebrik ediyorum ama bakın biz
Avrupa Birliği'ne giriyoruz, YÖK'te de Avrupa Birliği'ne giriş için
hazırlıklar yapılıyor, o zaman FADE ile, BDE ile, Türkçe konuşalım;
Alman Mühendisler Birliği ile temas sıklaştırılmadı. Ve bu
faaliyetler Makina Mühendisleri Odası ile Alaattin Bey de öğrencim;
bilmiyorum burada söyleyeyim bu irtibat sıkı bir iletişim Üniversiteler
ile Makina Mühendisleri Odası'nda kuruldu mu? Bunu da merak
ediyorum başka suallerim var ama vaktinizi almayayım teşekkür
ediyorum.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler
Alpin Bey.
Zeki
ARSLAN :
Zeki
ARSLAN. Tek bir sorum var. Uzmanlık sıfatının piyasaya bırakılması
gibi böyle genel bir eğilim mantığı gibi bir görüş çıktı.
Uzmanlık sıfatının piyasaya verilmesi doğru değildir, çünkü
piyasa kendisini oluşturan bileşkeler nelerdir,
kriterler nelerdir herkes biliyor; kimine göre ticaret,
kimine göre haksız rekabet, kimine göre ister istemez kendisinin
belirlemiş olduğu elit tabakanın kriterleridir. Eğer sen bilgiyi
belli bir kriter içerisinde tutarsan Odanın kimliğine göre
piyasa nedir? Oysa Avrupa'da bu tip sertifikalandırma,
belgelendirme veya ödüllendirme piyasa değil tam tersine o konuda
söz sahibi olan kurumlardır. O açıdan bu tür sıfatların, bu tür
belgelerin diğer adı isterseniz sertifikalandırma olsun Yetkin Mühendis
olsun veya Uzman Mühendis olsun çok fazla tırnak içerisinde
kendini ayırtmadan öz itibariyle, kamuda veya toplum nezrinde
veyahut üye nezrinde bu belgenin kimler tarafından akredite
edilmesidir, belgelendirilmesidir; o çok önemli. O açıdan
piyasaya bırakırsanız başka sorunlarla karşı karşıya
kalabiliriz. Bu tehlikeli bir tanımdır.
Ali
GÜNGÖR :
Evet
teşekkürler Zeki Bey. Evet buradan başka söz almak isteyen; şurada
söz almak isteyen bir bayan arkadaşımız var.
Tülin
TOSUNOĞLU :
Tülin
TOSUNOĞLU. Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi. Benim sorum
Nilüfer EĞRİCAN Hocamıza olacak. Kendisi kendi görevli olduğu
üniversitede başlattığı ve kendi üniversitesi gibi çok isim
yapmış; işte Boğaziçi, Yıldız, Marmara gibi üniversitelerde
de başlatılmak üzere olan, ya da başlatılan bir takım
uygulamalardan bahsetti Üniversite-Sanayi ilişkisinin arttırılmasına
yönelik olarak; master, doktora tezlerinin sanayide yapılması
lisans, öğrencilerinin uygulama, araştırma çalışması adı
altında sanayi ile daha erken tanışması ve öğretim üyelerinin
sanayiye olan yabancılaşmasının kaldırılmasına yönelik bir
takım çalışmalarının olduğu, sonra üniversitelerin akredite
edilmesi. Bunlar son derece uzun yıllardan beri özlemini duyduğumuz
çalışmalardı zaten. Belki çok erken başlanılmış olsaydı bu
panelin konusu ya da ismi farklı olabilirdi. Kendisi üniversitelerin
iyi mühendisler yetiştirmek zorunda olduğunu; birincil görevinin
bu olduğunu söyledi. Kesinlikle de bu olmalı. Bir de uzmanlığın
daha doğrusu kurs verme yetkisinin; yetisinin daha doğrusu, uzmanlık
bir konuda uzman olabilmekle bir kurs verilebileceğini söyledi.
Fakat öğretim üyeliğinin çok daha farklı bir formasyonu olduğunu
söyledi çok doğru. Peki ben şunu öğrenmek istiyorum. Üniversitesinde
çeşitli meslek kurslarının olduğundan bahsetti.
Bu kursları verenler, işte Hidrolik konusunda olsun ve diğer
konularda olsun, hatırlayamadım şimdi öğretim üyeleri mi yoksa
Uzman Mühendisler mi veriyor? Bunu öğrenmek istiyorum. Bir de ben
üniversitelerin birincil görevinin mühendisleri yetiştirmek olduğunu
tekrar vurgulamak istiyorum. Bu üniversitelerde açılan bu gibi
bir takım kursların amacının ticari olduğunu düşünüyorum;
bu mantıkla bu tip kursların üniversitelerde açılması doğru
mudur? Teşekkür
ederim.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler.
Bu kesimden? Şurada bir arkadaşımız var.
Ahmet
COŞAN :
İsmim
Ahmet COŞAN. Ben Alpin Hocamızın dile getirdiği Tesisat Mühendisliği
konusuna bir vurgu yapmak istiyorum. Biraz önce Celal OKUTAN Bey'in
yaptığı konuşmada Tesisat Mühendisliği yapan bir kişinin
makina mühendisliği eğitimi'nin temel bilgilerine sahip olması
gerektiğini belirtti ama bunun yetmeyeceğini bunun yanında ilave
olarak mimari birtakım bilgiler bilmesi gerektiğini, kimya ile
birtakım bilgiler bilmesin, hatta gıda ve hijyenle ilgili de
birtakım bilgilere sahip olmasının gerekliliği üzerinde de
durdu. Bütün bunları toparlayacak olursak Tesisat Mühendisliği'nin
gerçekten ayrı bir bilim dalı haline gelmesi gerektiğine ben de
şahsen inanıyorum. Bu konuda acaba özellikle İTÜ'de herhangi
bir çalışma var mıdır? Üniversitemizin
bu konuya yaklaşımı nedir? Nilüfer Hanım'dan bunu öğrenmek
istiyorum.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkür
ediyoruz. Bir önde bir arkadaşımız var.
Meftun
GÜRDALLAR :
Meftun
GÜRDALLAR. Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubeyi temsilen
katılıyorum. Benim sorum bu panelin başlığında geçen Tesisat
Mühendisliği'nde Uzmanlık Sertifikalandırma ve Meslek İçi Eğitim
çok fazla bilgi alamadığım, konuşmasından pek fazla bir şey
çıkartamadığım Sayın Bakanlık Temsilcisi Mithat Bey'e. Bu
konuyu çok canlı hale getiren 595 sayılı Kanun Hükmü'nde
Kararname ve 4708 sayılı yasada önce uzmanlık diye geçen
kriteri 12 yıl derken nasıl tanımladınız, neye göre 12 yıldı.
Sonra bu Anayasa Mahkemesi'nin iptalinden sonra niçin mülga oldu.
Yine Uzmanlık değil de Denetçi Mühendis haline geldi. Denetçi Mühendis
kriterleri nelerdir? Bu belgeyi nasıl vereceksiniz? Daha önce bu görevi
Bakanlık Odalara bırakmıştı. Niçin üzerine aldı? Hangi
kriterlerle verecek? Bu konuda bilgilendirilmeyi rica ediyorum. Teşekkür
ediyorum.
Ali
GÜNGÖR :
Teşekkürler.
Buradan başka yok herhalde. Evet şurada Özan Bey'e verelim.
Özan
PARLAR :
Özan
PARLAR. Benim Sayın Celal OKUTAN ve Bakanlık temsilcisi arkadaşa
iki konuda hem ekleme hem de anlayamadığım konuda bazı noktaları
sormak istiyorum. Ben Sayın Celal OKUTAN'ı bu Kongrelerde 1. ve 2.
Kongrelerden tanıyorum. Kendisi o dönemlerden Uzmanlığı,
Profesyonel Tesisat Mühendisliği'nin hızlı bir savunucusu olarak
biliyorum. Ancak şu anki konuşmalarda Uzmanlığın bir elit gruba
bir zümreye yönelmesi gibi bir yaklaşım sezinledim; bilmiyorum
doğru mu, değil mi? Biz bu kongrelerde uzmanlık dillendirdik daha
sonra Yönetmeliklerle uzmanlığın verilme kriterlerini oluşturduk,
Uzmanlık Belgesi de vermeye başladık. Muhakkak ki eksiklikler,
hatalar vardır, yanlışlıklar vardır. Bunları elbirliği ile düzeltebiliriz.
Bu panelde, uzmanlığın daha iyi noktalara götürebileceğimizin
tartışılması, bu güç birliğinin sağlanması anlamında geçmesini
düşünüyordum ben. Bunun ötesinde Makina Mühendisliği; Uzman
Makina Mühendisi değil Uzman Tesisat Mühendisi, Uzman Tesisat Mühendisi
de kendi içinde 24 tane ayrı kriteri olan, ayrı uzmanlık dalları
olan belgeler veriliyor. Yani Uzman Makina Mühendisliği o kadar
makro bir kavram ki burada İmalat Mühendisliği'nden tutunda işte
Talaşlı İmalattan, Kaynak Mühendisliği'nden, onun ötesinde
Tesisat Mühendisliği'nin dışında işte Otomobil, Motor, LPG
gibi konular var. Doğaldır; bu ayrı ihtisaslara ayrı belgelerin
verilmesi hatta bunlar teknolojinin gelişmesiyle daha da artacaktır
diye düşünüyoruz. 1980'li yıllarda nasıl bir doğal gaz yoksa;
bugün Doğalgaz Uzman Mühendislik Belgesi veriyorsak onun gibi
oluyor. Herhalde şanssızlık depremden sonra sürecin hızlanmasıyla
yetkinin karışmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Şubelerin
belge vermeleri; bu Uzmanlık Belgesi verilmesi ve arkadaşlar
insanlar kurumları oluşturuyor, kurumlar da doğruların
yakalanması için mücadele ediyor.
Amaç
şu: doğruyu en kısa zamanda yakalayabilmek. Biz İzmir'de Uzmanlık
Belgesi verirken Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak
üniversitelerden öğretim üyesi arkadaşlarımızı aldık
komisyonlara. Bunun yanında sanayici tesisat sektöründe üretim
yapan, taahhüt yapan ve de kişiliğinden zerre kadar imtina etmediğimiz
kişileri aldık bu komisyonlara. Bu komisyon verdi bu belgeleri ve
de bu komisyon çok ciddi anlamlarda belge verirken incelemelerde
bulundu, kişilerin yeterliliklerini değerlendirdi. İşte bir başka
şanssızlık da şu Türkiye coğrafyası çok heterojen İzmir,
Ankara daha doğuya gittiğimizde daha farklı. Mühim olan bu tek
tip uygulamayı yakalayabilmek ülke genelinde. Onu yakaladığımız
da zannedersem başarıyı yakalamış olacağız, doğruyu yakalamış
olacağız. Bakanlık Temsilcisi arkadaşıma ben iki konuda sormak
istiyorum. Birincisi; bu TS 825 ile ilgili olarak bir başlangıç
yaptı; konuyla çok bir ilgisi olmamasına rağmen kendisine
parantez içinde soruyorum: Bakanlık
diyor koordinatörlük yapmıştır 825'te. Şu an TS 825'i bilen
yapı sektöründe hizmet veren sadece Makina Mühendisleri. Bunun dışındaki
mimar, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi gibi misyona sahip o
meslek disiplinlerindekiler bilmiyor. Nasıl koordinatörlük yapıldı?
O kişiler, mimar eğer tasarımda bir ısı yalıtımı düşünmediyse,
bunu Makina Mühendisinin yaptığı tesisat projesinde, ısı yalıtımı
projesinde bunun yaptırımı nasıl olacak. Diğer taraftan bu
deprem konutlarında bu TS 825'i uyguladığınızı söylediniz.
Burada yapılan uygulama sanırım, Mantolama yapıldı; or |