teskon 2003 Jeotermal Enerji Seminerinde Sunulacak Bildiri Özetleri
JEOTERMAL ENERJİNİN DOĞASI
Abdurrahman SATMAN

Jeotermal enerjinin varlığında yerin derinliklerinden gelen ısı, akışkan ve maddeden insanoğlunun yararlanması gerçeği yatmaktadır. Tarihin ilk dönemlerinde bugünkü sağlık turizminin temelini oluşturan kullanım yönteminin yaygınlaşmasının  yanısıra son yüzyıldaki artan enerji gereksinimi ile birlikte doğrudan kullanım yöntemlerindeki ve elektrik üretme teknolojisindeki gelişmeler, ısının akışkanla yüzeye taşınması durumunda ise akışkanın içerdiği çözünmüş ve/veya askıda madde ve minerallerden (örneğin CO2, tuz, v.b.) yararlanma jeotermal enerjinin bir uzmanlık dalı ve dünya için vazgeçilemez bir alternatif enerji kaynağı olmasını sağlamış durumdadır.

Yeraltındaki ısının yeryüzüne iletimle ve doğal kaçaklarla taşınımla ulaştırılması ihmal edilirse, günümüzde jeotermal enerji olarak yararlanılan ısının tümü teknolojileri hızla gelişen kuyu ve üretim/enjeksiyon yöntemleri aracılığıyla taşınımla sağlanmaktadır. Taşınım, akışkan içeren gözenekli ve geçirgen jeotermal rezervuarlardan üretimle doğal olarak veya araştırma/geliştirme aşamasında olan sıcak kuru kayaçlardan yapay olarak gerçekleşmektedir.

Jeotermal enerjinin doğasının anlaşılmasında temel bilimlerin, araştırılmasında yerbilimlerinin ve geliştirilmesi ve işletilmesinde ise farklı disiplinlerdeki mühendislik bilimlerinin kullanılması esastır. İlgili kayaç ve akışkanların özellikleri, basınç-sıcaklık-hacim ilişkileri, jeotermal rezervuarların doğal ve homojen olmayan yapısı, kullanılan üretim/enjeksiyon yöntem-leri ve delinen kuyuların özellikleri, üretilen enerjinin kullanım alanları, tüm bunlar bir jeotermal sahanın optimum ve verimli işletilmesini etkileyen ve belirleyen parametrelerdir. Jeotermal enerji içeren sahanın sürdürülebilir bir üretim yöntemiyle, çevreye saygılı ve verimli işletilmesi amaçlanmalıdır.

Bu bildiride, jeotermal enerjinin doğasındaki özellikler incelenecek, Türkiye'de bilinen jeotermal sahaların ortak yönleri ağırlıklı olarak tartışılacaktır.

JEOTERMAL ENERJİ ARAMA TEKNİKLERİ
Umran SERPEN

Bu bildiride jeotermal arama tekniği amacı, felsefesi, veri analizi, risk ve stratejileri hakkında bilgi verildikten sonra, jeotermal aramada kullanılan yerbilimi teknikleri anlatılmıştır.

JEOTERMAL AKIŞKAN ÜRETİM VE RE-ENJEKSİYON KUYULARI
Süleyman ÖZÜDOĞRU – Emre BABÜR

Sondaj; eski çağlardan beri insanoğlunun özellikle hammadde üretimine yönelik bir araçtır. Sondaj işlemlerinin tarih boyunca gelişmesi gereksinmeler ve teknolojinin itici gücüyle günümüzde de devam etmektedir.

Her sondaj için değişmeyenler bilgili, deneyimli insanlar ve ekipmandır. Bunları kazılacak kuyunun nitelikleri belirler.

Sondaj işlemini bir bünyeye benzetirsek, mekanik bölümü bünyenin iskelet kas sistemine karşılık geliyorsa, pompa kalbe, sirkülasyon akışkanı da kana karşılık gelir. Amacına uygun bir sondaj işlemini ancak bunların uyumlu birlikteliği garanti eder.

Jeotermal sondajlar; yüksek sıcaklığa sahip ve genellikle jeolojik olarak yakın geçmişte veya günümüzde de devam eder şekilde hareketli, paralanmış formasyonlarda yapıldığından diğer sondajlara oranla bazı ek zorluklar içerirler.

Jeotermal bir sondajın bitirilmesi, kuyunun kazılması, borulanması ve kuyu bitirme testlerinin yapılması demektir.

JEOTERMAL ENERJİ UYGULAMALARINDA JEOTERMAL KUYULARDA ÜRETİM ÖLÇMELERİ
Umran SERPEN

Bu çalışmada jeotermal kuyulardan üretilen tek ve iki fazlı akışkanların üretim miktarları ve entalpilerinin yanında gaz ölçüm yöntemleri anlatılmış ve bu yöntemlerde kullanılan donanımlar hakkında bilgi verilmiştir.

JEOTERMAL SULARIN KİMYASAL ANALİZİ
Ahmet Eroğlu - Niyazi AKSOY

Sular geçtikleri ortam boyunca kayaçlarla temas ederek bazı maddeleri çözer ve kendileri ile birlikte taşırlar. Sıcak su, buhar ve gazlardan oluşan jeotermal akışkan içerisindeki çözünmüş maddelerin derişimleri, su-kayaç ilişkisi, süresi ve ortam sıcaklığına bağlı olarak değişir. Bir jeotermal sahadaki jeotermal akışkanın doğadaki hareketi, türü, kökeni, yaşı, maksimum hazne kaya sıcaklığı, beslenme yüksekliği ve diğer sularla karışım oranları su kimyası ile açıklanabilir. Gaz-sıvı fazların çevreye verildiği durumlarda içerdikleri zararlı türlerin hava-su-toprakta oluşturacağı çevresel etkilerin araştırılması ve böylece kontrol edilebilmesi için de kimyasal analizler önemlidir. Jeotermal enerji üretim ve ısıtma sistemleri her ne kadar "temiz" olarak bilinse de doğaya verilen sıvı ve gaz, içerdiği maddeler yüzünden pek temiz değildir. Bu maddelerin zararlı etkilerinin belirlenmesi ve gerekirse kontrolü, doğru analiz yöntemlerine başvurulmasını gerektirmektedir.

Bu makalenin amacı, jeokimya alanında uzmanlaşmış bir çok araştırmacının bildiklerini yinelemekten çok, su kimyası, jeotermal suların sınıflaması, rezervuar sıcaklığının belirlenmesinde kullanılabilecek çeşitli jeotermometreler ile önemi sıkça belirtilen kimyasal analiz metotları hakkında bazı bilgileri hatırlatmak; bu alan-da çalışmaya yeni başlayacak kişiler için ön bilgi sağlamaktır.

JEOTERMAL ENERJİ  REZERVUAR GÖZLEMİ
Niyazi AKSOY

Jeotermal sahaların işletilmesi sırasında debi, sıcaklık, basınç, su seviyeleri, üretilen ve reenjekte edilen (geri basılan) akışkanın kimyasal bileşimi periyodik olarak gözlemlenmeli ve kayıt edilmelidir. Bu çalışmada Balçova jeotermal sahasında yapılan gözlem çalışmaları sonucu, terk edilmiş kuyuların üretim yapabileceği belirlenmiş, kuyuların toplam üretim kapasitesi 620 m3/st'den 1580 m3/st'e çıkartılmıştır. Her bir kuyunun karakterisitik bir özelliği olan üretim indeksi ve enjektivite indeksleri hesaplanmıştır. Sahanın işletme stratejsisi,  reenjeksiyonun etkileri, sahadaki su seviyesi değişimleri incelenmiş ve sahanın sağlıklı geişimi için yapılması gereken çalışmalar ve öneriler sunulmuştur. Bu çalışmada, Balçova jeotermal sahasında debi, sıcaklık, su seviyesi-basınç ölçümleri ve sonuçları tartışılmıştır.

TEKRAR BASMA (RE-ENJEKSİYON)
Abdurrahman SATMAN

Suyun etken olduğu jeotermal rezervuarlardan çok yüksek miktarlarda sıcak su üretimi yapılır. Üretilen sıcak suyun bir kısmı sıcak su olarak doğrudan kullanılırken geri kalan önemli bir kısmı ise merkezi jeotermal ısıtma sistemlerinde ısısı alındıktan sonra artık su olarak kalır. Artık su saha yakınındaki deniz, göl ve akarsu gibi yerlere verilebilirsede, her jeotermal sahanın yakınında bu tür olanaklar bulunmayabilir. Kaldı ki olsa bile hem en doğru çözüm değildir ve hemde bazı çevre sorunları kaçınılmazdır. Dolayısıyla doğru olanı, suyu geldiği yere veya uygun yeraltı formasyonlarına basmaktır.

Suyun geldiği yere yani jeotermal rezervuara basılması durumunda önemli yararlar sağlanabilir. Bilindiği gibi  üretimden  dolayı  boşaltılan  rezervuar  hacminin bir kısmı doğal beslenme yoluyla doldurulur. Ancak  doğal beslenme ile rezervuara giren su miktarı, üretim yoluyla rezervuardan ayrılan su miktarını karşılamayabilir ve rezervuar basıncı veya kuyuiçi seviyesi düşer. Özellikle suyun etken olduğu jeotermal sistem-lerde bu sorun oluşur. Bu sorunun çözümü artık suyun geldiği yere basılmasıdır. Böylece rezervuar basıncı korunmuş olur.

Tekrar-basma işleminin 3 önemli amacı vardır:

1)Yeryüzünde üretildikten sonra kalan artık sudan kurtulmak.
2)Rezervuar basıncını korumak.
3)Rezervuardan daha fazla ısı üretimini sağlamak.

JEOTERMAL REZERVUARLARIN MODELLENMESİ
Hülya SARAK - Abdurrahman SATMAN

Literatürde jeotermal rezervuar davranışlarını modelleyen çeşitli modeller mevcuttur.  Bunlar üretim debisi azalma yöntemi, boyutsuz rezervuar modellemesi yöntemi ve 3 boyutlu sayısal modelleme yöntemi olarak üç ana başlık altında toplanabilir.  Yeni bulunan sahalar hakkında elde yeterli miktar-da veri bulunmamaktadır.  Bu nedenle, sahanın işletilmeye başlandığı erken dönemlerde rezervuarın basınç davranışının modellenmesi ve jeotermal potansiyelin tahmin edilebilmesi için kullanılacak en uygun yöntem boyutsuz rezervuar yöntemidir.

Bu çalışmada, jeotermal rezervuarın üretim davranışının boyutsuz rezervuar modellemesi yöntemi ile modellenmesi konusu tartışılmaktadır.  İncelenen modellerde üretim, enjeksiyon ve doğal beslenmenin, düşük sıcaklıklı ve sıvının etken olduğu bir jeotermal rezervuarın mevsimsel basınç veya su seviyesi üzerindeki etkileri göz önüne alınmaktadır.  Modellemede rezervuar ve akifer ayrı ayrı tanklar olarak temsil edilmekte ve beslenme kaynağının etkisi incelenmektedir.

Model sonuçları sabit debide üretim/enjeksiyon durumunda analitik ifadeler şeklinde verilmekte, debi değişimleri Duhamel İlkesi yaklaşımıyla modellenmektedir.  Optimizasyon yöntemi kullanılarak, ölçülen saha verileri model sonuçlarıyla çakıştırılarak rezervuar ve akifere ait parametreler belirlenebilmektedir.  Modellerin sonuçları grafiksel olarak verilmekte ve önemli gözlemler vurgulanmaktadır.

İzlanda'daki üç jeotermal sahanın verileri ve ayrıca Balçova-Narlıdere jeotermal sahası verileri değerlendirilerek, model sonuçlarıyla saha sonuçları karşılaştırılmakta ve sonuçlar sunulmaktadır.

JEOTERMAL AKIŞKANLARIN POMPAJI
A.Özden ERTÖZ - Ender DUYMUŞ

Kendiliğinden yeryüzüne çıkan jeotermal akışkanlardan tarih boyunca sağlık amacıyla yararlanılmıştır. Kendiliğinden yeryüzüne çıkamayan jeotermal kaynaklardan yararlanmak için artezyen kuyularının açılması ve burada bulunan jeotermal akışkanın yeryüzüne pompalanması gerektiğinden gelişme sondaj ve pompa teknolojisinin ilerlemesiyle yaşanabilmiştir. 1970 yılından önce jeotermal akışkanların pompalanması için normal soğuk su tipi derin kuyu pompaları kullanılmıştır. Sıcaklığın ve dinamik seviyenin yüksek olmadığı durumlarda sınırlı bir ölçekte sonuç alınmıştır. 1970'lerin başlarında enerji üretimi maksadıyla açılan kuyularda kullanılan yüksek sıcaklıklı jeotermal pompaların ömürleri 30-60 gün olmuştur. Daha sonraları jeotermal akışkanların derinkuyu pompalarının hidroliğine ve mekaniğine yaptığı etkiler incelenmeye başlanmış, yapılan konstrüktif değişiklikler sonucunda 1980'lerin sonuna doğru pompa ömürleri 12-14 ay civarına çıkarılmıştır. 1990'larda ise kuyu içindeki kabuklaşma sorununa kesin çözümler üretilmiş ve pompaların çalıştırılması ve durdurulması talimatları geliştirilerek işletme hatası yapılmadan işletilen uygun pompaların ömürleri 5 yılın üzerine çıkarılmıştır.

JEOTERMAL BÖLGESEL ISITMA SİSTEMLERİNİN TASARIM KRİTERLERİ
Ali Çetin GÜRSES

Jeotermal destekli bir bölgesel ısıtma sisteminin tasarımında, jeotermal enerji kaynağının genel özelliklerinin dışında ekonomik ve uygulanabilir bir sistem tasarımı için göz önünde tutulması gereken pek çok faktör vardır.

Bu kriterlerin bazıları sınırlayıcı, bazıları ise uygulanabilir tasarım aralıklarının tespiti açısından önem taşırlar.

JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE YÜK ANALİZİ VE TEPE YÜK YARDIMCI SİSTEMLERİ
Arif HEPBAŞLI - Cihan ÇANAKÇI

Ülkemiz, jeotermal  enerji potansiyeli  bakımından dünyanın yedinci en zengin ülkesi konumundadır. Bu gelişmenin çoğu, direkt ısıtma, ısıl tesisler ve sera ısıtması olmak üzere, 51 600 konut eşdeğer jeotermal ısıtma (493 MWt) olarak, jeotermal enerjinin direkt uygulamalarında gerçekleştirilmiştir. Şu anada jeotermal kaynak potansiyelimizin ancak % 2-3’ ü değerlendirilmektedir.

Bu çalışmada, öncelikle, bölgesel ısıtma sistemlerine bağlanan enerji üretim istasyonları için farklı olası yerleşimlerin kritik analizi  ve  teknik açıklaması ele alınacaktır. Bu istasyonlar şunlardır: (a) Jeotermal suyun doğrudan kullanımı, (b) Jeotermal ve bölgesel ısıtma devreleri arasındaki birincil ısı değiştiricileri, (c) Jeotermal ve bölgesel ısıtma devrelerine ek olarak ısı pompaları ve (d) Jeotermal ve bölgesel ısıtma devrelerine yardımcı olarak  pik yük kazanlarıdır. Daha sonra, çalışmanın aşamaları olarak; üretim istasyonunun yapısı için olası teknik çözümlerin  incelenmesi ve seçimi, yıllık işletme süresince önerilen tasarımların davranışının simülasyonu, kritik değerlendirmesinin ve sonuçlarının verildiği, farklı tasarımların performansların kıyaslanması yapılacaktır. Son olarak, “Balçova Jeotermal Enerjili Merkezi Isıtma Sistemi”nin yük analizi verilecektir.

JEOTERMAL ENERJİLİ KONUT ISITMA SİSTEMLERİ
Zafer İLKEN

Jeotermal enerji ile ısıtılan konutlardaki sistemler, özünde diğer ısıtma sistemleri ile benzer parametrelere sahiptirler. Temel farklılık standart olmayan akışkan sıcaklığı ve debisi nedeniyle ortaya çıkmakta, sistem tasarlanırken bu koşulların dikkate alınmasını gerektirmektedir. Bir konut ısıtma sisteminin donanım performansını değerlendirirken, sistemin mevcut olma veya yeni kuruluyor olma durumlarına göre  ele alınması gerekmektedir.

Seminerin bu bölümünde, konutta mevcut bir tesisat bulunması veya bulunmaması durumlarına göre projelendirme ve uygulama esasları üzerinde durulacak ve enerji tasarrufuna ilişkin önerilerde bulunulacaktır.

 JEOTERMAL BÖLGESEL ISITMA SİSTEMLERİNİNİN KONTROL STRATEJİLERİ VE OTOMASYON
A. Caner ŞENER – Macit TOKSOY – Gülden GÖKÇEN

Jeotermal akışkan enerjisinin yer altından yüzeye, yüzeyden de kullanıcılara ulaştırılması ancak pompa kullanımı ile mümkündür. Buna bağlı olarak, jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde işletme maliyetinin büyük bir kısmını pompalama enerjisi oluşturur. Bu çalışmada jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin elektrik tüketimini minimize eden optimum işletme stratejileri tartışılmaktadır. Jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde kuyu başından, kullanıcıya kadar olan safhalar incelenmiş, tasarım ve işletme sırasında yapılması gerekenler tartışılmıştır. Son olarak jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde optimum işletme şartlarını sağlayabilmek için gerekli olan minumum otomasyon gereksinimleri belirtilmiştir.

 JEOTERMAL ENERJİ UYGULAMALARINDA ÇEVRE SORUNLARI
Mebrure BADRUK

Hava, yüzey suları ve yer altı suları jeotermal sıvıdaki kimyasal ile kirlenebilir. Bu kimyasallıların insan hayatı, evcil hayvanlar, tarımsal ürünler ve yabani yaşam üzerindeki etkileri özellikle dikkate alınmalıdır.

Kimyasal maddeler jeotermal sıvılara ya araştırma sırasında yada jeotermal enerji üretimi sırasında eklenebilmektedir. Kostik soda, Sülfürik asit ve bakteri oluşumu yada çökelmeyi ve kabuk-laşmayı önlemek için pek çok farklı toksit yada ko-rozif kimyasallar kullanılmaktadırlar. Ayrıca üretim sırasında oluşan iyon denge değişiminin çevreye verdiği olumsuz etkileri incelenmesi gerekmektedir.

 JEOTERMAL ENERJİ BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE İŞLETME : GÖZLEM (MONITORING)
Macit TOKSOY - Fasih KUTLUAY - Cihan ÇANAKÇI - A.Caner ŞENER

Jeotermal Bölge Isıtma Sistemleri işletmeciliğinin en önemli fonksiyonlarından bir tanesi sistemin  normal ve arıza konumlarında, tüm işletme parametrelerinin gözlenmesi, kayıtlarının tutulması ve elde edilen değerlerin, işletmenin ilk çalışma-tasarım koşullarını, performansını sağlayıp sağlamadığı ve işletmede teknik ve ekonomik anlamda geliştirilmesi anlamlarında yorumlanmasıdır. Gerek optimum işletme koşullarının sağlanması ve geliştirilmesi için, gerek periyodik ve koruyucu bakım programlarının uygulanması açısından periyodik gözlem (bilgilerin okunması), kayıt (bilgilerin kaydedilmesi) ve değerlendirmesi zorunludur. Bu çalışmada  Balçova-Narlıdere JBIS'de oluşturulan gözlem ve kayıt sistemi ile bunlara ilişkin değerlendirmeler örneklenmiştir.

 JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE KAVRAMSAL PLANLAMA
Macit TOKSOY - A. Caner ŞENER

Jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin projelendirilmesindeki ilk adım kavramsal planlamadır. Bölge ısıtma sistemlerinin kavramsal planlaması üç analiz ile gerçekleştirilir. Bu üç analiz; teknik fizibilite, ekonomik fizibilite ve politik fizibilite olarak verilmiştir. Bu çalışmada jeotermal bölge ısıtma sistemleri için kavramsal planlamanın tüm aşamaları sistematik bir yaklaşım içinde, verilmeye çalışılmıştır.

Jeotermal bölge ısıtma sistemleri projelerinin kavramsal planlama aşamasın da, projelerin eksik teknik ve ekonomik ana-lizlere dayalı nedenlerden dolayı başarısızlıkla sonuçlanmaması için, en ince ayrıntısına kadar gerçekleşirilmesi bir zorunluluktur.

 PHE’S İN GEOTHERMAL SYSTEMS (JEOTERMAL SİSTEMLERDE PLAKALI ISI EŞANJÖRLERİ)
Ulf VESTERGEN

Bu yazı, plaka ısı eşanjörü ve kullanımını ve jeotermal uygulamalarını kapsar. İcadından günümüze kadar olan geçmişinin kısa bir özetini içerir. Plaka ısı eşanjörünü ve elemanlarını, çalışmasını ve jeotermal uygulamalarında kullanılan malzemeleri anlatır. PHE' nin (Plate Heat Exchanger - Plaka Isı Eşanjörü) temel termodinamiği ile birlikte onunla nasıl başa çıkılacağı da anlatılıyor. Isıl yaklaşımla yatırım maliyetinin nasıl değiştiği hakkında da pratik misaller veriliyor.

Contalı plaka ısı eşanjörlerinin jeotermal uygulamalarda geniş olarak kullanılmasını sağlayan özellikleri;

·Yüksek verim, minimum ısı transferi yüzeyi gereksinimi
·Aşınmaya dayanıklı malzemelerin ekonomik kullanımı
·Küçük tabanından dolayı az yer kaplaması
·Basit kurulumu ve işletilmesİ
·Tüm ısıl yüzlere temizleme için kolay ulaşılabilmesi

 MİKROORGANİZMALAR VE BİOLOJİK JEOTERMAL PROSESLER
Ali Fazıl YENİDÜNYA

Jeotermal alanlar belirli canlı gruplarına optimum doğa koşullarını sağlayan özel yaşama ortamlarıdır. Bu koşullar çok yüksek sıcaklık (45-113oC) ve/veya çok düşük asidite (pH1-2), çeşitli gaz (hidrojen sülfür, karbon diyoksit gibi) ve bazı iz minerallerin karşılanması olarak özetlenebilir. Sıcak ortamlarda yaşamaya uyum sağlamış bu canlılar, ancak  mikroskop ile görülebilecek kadar küçük yapılı (mikroorganizmalar) olmalarına karşın, bulundukları ortamı gözle görünür şekilde değiştirebilmektedirler. Örneğin, mineralizasyon yoluyla oluşan kayaçlar, re-enjeksiyon kuyularının ve sıcak su dağıtım ağlarının tıkanmasına yol açan kireçlenme, bu doğal canlılık faaliyetleri sonucunda (biyomineralizasyon) ortaya çıkmaktadır. Öte yandan bu gibi sorunlar, aynı canlılık faaliyetlerinin teknolojik olarak yeniden düzenlenip kontrol edilebilir duruma getirilmesiyle de çözümlenebilmektedir. Jeotermal gaz tribünleri hidrojen sülfür gibi gazların atmosfere kontrolsüz salınımına neden olduğundan çevresel kirliliğe yol açmaktadır. Jeotermal bölgeleri yaşama alanı olarak seçmiş mikroorganizmalar bu tür zehirli gazların tutuklanması için geliştirilmiş filtre sistemlerinin de bir bileşeni (biyofiltreler) durumuna gelmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya gibi zengin jeotermal kaynaklara sahip ülkeler, mikroorganizmaları bu kapsamda yaygın olarak kullanmaya başlamışlardır. Yeni Zelanda ve İzlanda da  jeotermal bölgelerdeki canlılık faaliyetlerini anlayabilmek için büyük ölçekli projeler gerçekleştirmektedir. Bildiri kapsamında yukarıda anılan ülkelerde yürütülen çalışmaların başlıca örnekleri tanıtılmaya çalışılmaktadır.

 KOMPOZİT MALZEMELER VE JEOTERMAL UYGULAMALAR
Metin TANOĞLU - Murat TOĞULGA

Polimer matriks kompozit malzemeler, en önemli alternatif enerji kaynaklarından birisi olan jeotermal akışkanların taşınım-ında giderek artan bir oranda kullanım yeri bulmaktadır. Bu artışın en önemli nedeni, metaller, alaşımlar v.b. geleneksel malzemelerle kıyaslandığında kompozitlerin bir takım üstünlükler sunmasıdır. Bunlar yüksek spesifik mukavemet, hafiflik, dizayna yatkınlık ve jeotermal sıvı gibi oldukça agresif kimyasallar içeren ve sıcak-ıslak ortamlar altında dayanım olarak sıralanabilir.  Bu çalışmada, jeotermal sıvı taşınımında kullanılan boru malzemeleri ve bu malzemelerin agresif jeotermal sıvı ortamı altındaki performansı hakkında genel bilgi verilmiştir. Daha kapsamlı olarak alternatif yeni boru malzeme-leri olarak endüstriyel uygulamalarda öne çıkan polimer kompozitler, kompozit bileşenlerini oluşturan polimerler ve fiberler, kompozit üretim teknikleri ve kompozitlerin sıcak-ıslak ortam altında özelliklerinin bozunum mekanizmaları ile ilgili literatür özeti verilmiştir.

 KOROZYON VE JEOTERMAL UYGULAMALAR
Hacer AYGÜN

Jeotermal sistemlerde kabuklaşma ve korozyon sistemin ekonomisini ve ömrünü belirleyen en önemli faktörlerdir. Bu çalışmada, jeotermal sistemlerde oluşan kabuklaşma ve korozyon hakkında temel bilgiler verilmiş ve korozyon türleri açıklanmıştır. Sistemi oluşturan parçaların korozyon davranışları ve uygun malzeme seçimi kısaca açıklanmıştır. Uygulama bölümünde Balçova Jeotermal Sistemi akışkanlarının kimyası incelenerek kabuklaşma ve korozyon eğilimleri Ryznar indeksine göre hesaplanmıştır. Ayrıca sistemi oluşturan parçalarda görülen korozyon türleri incelenerek olası nedenleri ve önerilerde bulunulmuştur. Son bölümde ise jeotermal sistem-lerin kurulması, korozyon kontrolü ve incelenmesi için kullanılan uluslararası standartlar verilmiştir.

 JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE MALİYET ANALİZİ
Berkan ERDOĞMUŞ - Macit TOKSOY - Barış OZERDEM - EnginGÜLŞEN

Son yıllarda, ülkemiz enerji tüketiminde ve fosil enerji kaynaklarının maliyetlerindeki artışlara paralel olarak, jeotermal enerjinin kullanımını öngören bölge ısıtma sistemlerinin sayısındaki artış dikkat çekicidir.  Jeotermal enerji yatırımlarına karar verme sürecinde uygulanabilirliği tartışılan projelerin, ilk yatırım, ömürboyu yenileme ve işletme maliyetlerinin düşük olması, geri ödeme sürelerinin  kısalığı ve proje ömrü sonunda yeterli karlılık düzeyine sahip olmaları gözönüne alınması gereken en önemli kriterlerdir. Jeotermal enerjinin kullanıldığı bölge ısıtma sistemleri de, diğer yaygın enerji kaynaklarının kullanıldığı sistemler gibi yüksek ilk yatırım maliyetlerine sahiptir. İlk yatırım maliyeti yüksek bir jeotermal bölge ısıtma sistemi, ilk bakışta uygulanabilir görünmese de, düşük işletme ve yenileme maliyetleri (ömür boyu maliyetler), yeterli ticari karlılık düzeyi ile alternatif projelere üstünlük sağlayabilir. Üstelik jeotermal projeler 20 - 25 yıl gibi uzun dönemleri kapsayan süreçler için değerlendirildiğinde, toplumsal açılardan da önemli faydalar sağlar. Bu çalışmada, jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde maliyet analizlerinin nasıl yapılması gerektiği üzerinde durulacaktır. İlk olarak, yatırımların ekonomik değerlendirmelerinde sıklıkla kullanılan net bugünkü değer, indirgenmiş geri ödeme süresi ve iç karlılık oranı yöntemleri kısaca tanıtılmıştır. İç karlılık oranı yöntemi henüz planlama aşamasında olan Balçova Sistem - 2  Jeotermal Bölge Isıtma Sisteminde örneklenmiştir. İç karlılık oranı yöntemi, daha önce yapılan bir çalışmada, Türkiye'nin en büyük bölge ısıtma sistemlerinden biri olan Balçova - Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi'nin (JBIS) ekonomik açıdan değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Balçova - Narlıdere JBIS için yapılan ekonomik analizde hem uygulama fiyatları hemde ilk yatırım maliyetinin büyük bir kısmını oluşturan malzemelerin (paket tip borular, ısı değiştiricileri, ithal edilen derin kuyu içi pompası, debi ve sıcaklık ayar vanalarının) gelişen pazar şartlarıyla değişen fiyatları göz önüne alınarak iki ayrı durum değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, hem geçmişte yapılan bir yatırımın ekonomik değerlendirmesine hem de yeni bir yatırım için yapılması gerekli ekonomik analize örnek olması açısından Balçova - Narlıdere  ve Sistem-2 yatırımları ele alınmıştır. Balçova Sistem - 2 yatırımı için işletme maliyeti, Balçova - Narlıdere JBIS'deki maliyetler ve bu sistemlerdeki ısıtma kapasiteleri gözönüne alınarak tahmin edilmiştir. Her iki sistemin ekonomik analizinden elde edilen sonuçlar kıyaslanmış ve bu veriler ışığında jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde ilk yatırım maliyetlerinin karşılanması için gerekli fiyat politikasının belirlenmesinde iç karlılık oranı yönteminin kullanılması tartışılmıştır.

 JEOTERMAL ENERJİ TEKNOLOJİSİNDE YENİ GELİŞMELER
Umran SERPEN

Bu bildiride, son yıllarda jeotermal enerjinin kullanımına yönelik olarak geliştirilen jeotermal elektrik santralları ve kuyuiçi pompaları gibi yeni teknolojiler yanında rezervuar mühendisliğinin sağlıklı yapılabilmesi için geliştirilen teknikler tanıtılmakta ve bunların jeotermal enerjinin dünyadaki gelişimine sağlayacağı yararlar yanında, ülkemizdeki jeotermal enerji kullanımının yaygınlaşmasına ve veriminin artmasına vereceği katkılar anlatılmaktadır.

 Jeotermal  Enerji  Atölye  Çalışması

Jeotermal Enerji Doğrudan Isıtma Sistemleri Temelleri ve Tasarımı  Semineri kapsamında jeotermal bölge ısıtma sistemi yöneticilerinin ve teknik müdürlerinin, jeotermal bölge ısıtma sistemi projeleri başlatmış bulunan belediye başkanlarımızın katılacağı bir toplantıdır. Atölye çalışması 11 Ekim 2003 tarihinde sabah oturumunda düzenlenecektir. Bu atölye çalışmasında değişik kentlerimizde halen işletilmekte olan veya proje aşamasında olan jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin, projelendirmede, uygulamada ve işletme esnasındaki idari ve teknik her türlü sorunları ve çözümleri  tartışılacak ve farklı sistemlerdeki deneyimler paylaşılacaktır. Bu atölye çalışmasından sonra,  Balçova-Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi' ne bir teknik gezi yapılacaktır.

Atölye çalışmasında, katılımcılar çeşitli kentlerimizde uygulanmış veya proje aşamasında olan jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin sunumu, (kuyular: sıcaklıkları, sayıları; ısıtılan bina sayıları, toplam alan, vs)  yer alacaktır. Daha sonra sorunlar ve çözümleri üzerinde tartışılacaktır.

 JEOTERMAL SEMİNERİ KATILIM KOŞULLARI  >>>