teskon
2003 Jeotermal Enerji Seminerinde Sunulacak Bildiri Özetleri |
JEOTERMAL ENERJİNİN DOĞASI |
Abdurrahman SATMAN |
|
Jeotermal enerjinin varlığında
yerin derinliklerinden gelen ısı, akışkan ve maddeden insanoğlunun
yararlanması gerçeği yatmaktadır. Tarihin ilk dönemlerinde bugünkü
sağlık turizminin temelini oluşturan kullanım yönteminin yaygınlaşmasının
yanısıra son yüzyıldaki artan enerji gereksinimi ile
birlikte doğrudan kullanım yöntemlerindeki ve elektrik üretme
teknolojisindeki gelişmeler, ısının akışkanla yüzeye taşınması
durumunda ise akışkanın içerdiği çözünmüş ve/veya askıda
madde ve minerallerden (örneğin CO2, tuz, v.b.) yararlanma
jeotermal enerjinin bir uzmanlık dalı ve dünya için vazgeçilemez
bir alternatif enerji kaynağı olmasını sağlamış durumdadır.
Yeraltındaki ısının yeryüzüne
iletimle ve doğal kaçaklarla taşınımla ulaştırılması ihmal
edilirse, günümüzde jeotermal enerji olarak yararlanılan ısının
tümü teknolojileri hızla gelişen kuyu ve üretim/enjeksiyon yöntemleri
aracılığıyla taşınımla sağlanmaktadır. Taşınım, akışkan
içeren gözenekli ve geçirgen jeotermal rezervuarlardan üretimle
doğal olarak veya araştırma/geliştirme aşamasında olan sıcak
kuru kayaçlardan yapay olarak gerçekleşmektedir.
Jeotermal enerjinin doğasının
anlaşılmasında temel bilimlerin, araştırılmasında
yerbilimlerinin ve geliştirilmesi ve işletilmesinde ise farklı
disiplinlerdeki mühendislik bilimlerinin kullanılması esastır.
İlgili kayaç ve akışkanların özellikleri, basınç-sıcaklık-hacim
ilişkileri, jeotermal rezervuarların doğal ve homojen olmayan yapısı,
kullanılan üretim/enjeksiyon yöntem-leri ve delinen kuyuların özellikleri,
üretilen enerjinin kullanım alanları, tüm bunlar bir jeotermal
sahanın optimum ve verimli işletilmesini etkileyen ve belirleyen
parametrelerdir. Jeotermal enerji içeren sahanın sürdürülebilir
bir üretim yöntemiyle, çevreye saygılı ve verimli işletilmesi
amaçlanmalıdır.
Bu bildiride, jeotermal enerjinin
doğasındaki özellikler incelenecek, Türkiye'de bilinen jeotermal
sahaların ortak yönleri ağırlıklı olarak tartışılacaktır.
|
|
JEOTERMAL ENERJİ ARAMA TEKNİKLERİ |
Umran SERPEN |
|
Bu bildiride jeotermal arama
tekniği amacı, felsefesi, veri analizi, risk ve stratejileri hakkında
bilgi verildikten sonra, jeotermal aramada kullanılan yerbilimi
teknikleri anlatılmıştır.
|
|
JEOTERMAL AKIŞKAN ÜRETİM VE
RE-ENJEKSİYON KUYULARI |
Süleyman ÖZÜDOĞRU –
Emre BABÜR |
|
Sondaj; eski çağlardan beri
insanoğlunun özellikle hammadde üretimine yönelik bir araçtır.
Sondaj işlemlerinin tarih boyunca gelişmesi gereksinmeler ve
teknolojinin itici gücüyle günümüzde de devam etmektedir.
Her sondaj için değişmeyenler
bilgili, deneyimli insanlar ve ekipmandır. Bunları kazılacak
kuyunun nitelikleri belirler.
Sondaj işlemini bir bünyeye
benzetirsek, mekanik bölümü bünyenin iskelet kas sistemine
karşılık geliyorsa, pompa kalbe, sirkülasyon akışkanı
da kana karşılık gelir. Amacına uygun bir sondaj işlemini
ancak bunların uyumlu birlikteliği garanti eder.
Jeotermal sondajlar; yüksek sıcaklığa
sahip ve genellikle jeolojik olarak yakın geçmişte veya günümüzde
de devam eder şekilde hareketli, paralanmış formasyonlarda
yapıldığından diğer sondajlara oranla bazı ek zorluklar
içerirler.
Jeotermal bir sondajın
bitirilmesi, kuyunun kazılması, borulanması ve kuyu bitirme
testlerinin yapılması demektir.
|
|
JEOTERMAL ENERJİ UYGULAMALARINDA
JEOTERMAL KUYULARDA ÜRETİM ÖLÇMELERİ |
Umran SERPEN |
|
Bu çalışmada jeotermal
kuyulardan üretilen tek ve iki fazlı akışkanların üretim
miktarları ve entalpilerinin yanında gaz ölçüm yöntemleri
anlatılmış ve bu yöntemlerde kullanılan donanımlar hakkında
bilgi verilmiştir.
|
|
JEOTERMAL SULARIN KİMYASAL ANALİZİ |
Ahmet Eroğlu - Niyazi AKSOY |
|
Sular geçtikleri ortam boyunca
kayaçlarla temas ederek bazı maddeleri çözer ve kendileri ile
birlikte taşırlar. Sıcak su, buhar ve gazlardan oluşan jeotermal
akışkan içerisindeki çözünmüş maddelerin derişimleri,
su-kayaç ilişkisi, süresi ve ortam sıcaklığına bağlı olarak
değişir. Bir jeotermal sahadaki jeotermal akışkanın doğadaki
hareketi, türü, kökeni, yaşı, maksimum hazne kaya sıcaklığı,
beslenme yüksekliği ve diğer sularla karışım oranları su
kimyası ile açıklanabilir. Gaz-sıvı fazların çevreye verildiği
durumlarda içerdikleri zararlı türlerin hava-su-toprakta oluşturacağı
çevresel etkilerin araştırılması ve böylece kontrol
edilebilmesi için de kimyasal analizler önemlidir. Jeotermal
enerji üretim ve ısıtma sistemleri her ne kadar "temiz"
olarak bilinse de doğaya verilen sıvı ve gaz, içerdiği maddeler
yüzünden pek temiz değildir. Bu maddelerin zararlı etkilerinin
belirlenmesi ve gerekirse kontrolü, doğru analiz yöntemlerine başvurulmasını
gerektirmektedir.
Bu makalenin amacı, jeokimya
alanında uzmanlaşmış bir çok araştırmacının bildiklerini
yinelemekten çok, su kimyası, jeotermal suların sınıflaması,
rezervuar sıcaklığının belirlenmesinde kullanılabilecek çeşitli
jeotermometreler ile önemi sıkça belirtilen kimyasal analiz
metotları hakkında bazı bilgileri hatırlatmak; bu alan-da çalışmaya
yeni başlayacak kişiler için ön bilgi sağlamaktır.
|
|
JEOTERMAL ENERJİ REZERVUAR GÖZLEMİ |
Niyazi AKSOY |
|
Jeotermal sahaların işletilmesi
sırasında debi, sıcaklık, basınç, su seviyeleri, üretilen ve
reenjekte edilen (geri basılan) akışkanın kimyasal bileşimi
periyodik olarak gözlemlenmeli ve kayıt edilmelidir. Bu çalışmada
Balçova jeotermal sahasında yapılan gözlem çalışmaları
sonucu, terk edilmiş kuyuların üretim yapabileceği belirlenmiş,
kuyuların toplam üretim kapasitesi 620 m3/st'den 1580 m3/st'e çıkartılmıştır.
Her bir kuyunun karakterisitik bir özelliği olan üretim indeksi
ve enjektivite indeksleri hesaplanmıştır. Sahanın işletme
stratejsisi, reenjeksiyonun
etkileri, sahadaki su seviyesi değişimleri incelenmiş ve sahanın
sağlıklı geişimi için yapılması gereken çalışmalar ve öneriler
sunulmuştur. Bu çalışmada, Balçova jeotermal sahasında debi, sıcaklık,
su seviyesi-basınç ölçümleri ve sonuçları tartışılmıştır.
|
|
TEKRAR
BASMA (RE-ENJEKSİYON) |
Abdurrahman SATMAN |
|
Suyun etken olduğu jeotermal
rezervuarlardan çok yüksek miktarlarda sıcak su üretimi yapılır.
Üretilen sıcak suyun bir kısmı sıcak su olarak doğrudan kullanılırken
geri kalan önemli bir kısmı ise merkezi jeotermal ısıtma
sistemlerinde ısısı alındıktan sonra artık su olarak kalır.
Artık su saha yakınındaki deniz, göl ve akarsu gibi yerlere
verilebilirsede, her jeotermal sahanın yakınında bu tür
olanaklar bulunmayabilir. Kaldı ki olsa bile hem en doğru çözüm
değildir ve hemde bazı çevre sorunları kaçınılmazdır. Dolayısıyla
doğru olanı, suyu geldiği yere veya uygun yeraltı formasyonlarına
basmaktır.
Suyun geldiği yere yani
jeotermal rezervuara basılması durumunda önemli yararlar sağlanabilir.
Bilindiği gibi üretimden
dolayı boşaltılan
rezervuar hacminin
bir kısmı doğal beslenme yoluyla doldurulur. Ancak
doğal beslenme ile rezervuara giren su miktarı, üretim
yoluyla rezervuardan ayrılan su miktarını karşılamayabilir ve
rezervuar basıncı veya kuyuiçi seviyesi düşer. Özellikle suyun
etken olduğu jeotermal sistem-lerde bu sorun oluşur. Bu sorunun
çözümü artık suyun geldiği yere basılmasıdır. Böylece
rezervuar basıncı korunmuş olur.
Tekrar-basma işleminin 3 önemli
amacı vardır:
1)Yeryüzünde üretildikten
sonra kalan artık sudan kurtulmak.
2)Rezervuar basıncını korumak.
3)Rezervuardan daha fazla ısı
üretimini sağlamak.
|
|
JEOTERMAL REZERVUARLARIN
MODELLENMESİ |
Hülya SARAK - Abdurrahman SATMAN |
|
Literatürde jeotermal rezervuar
davranışlarını modelleyen çeşitli modeller mevcuttur. Bunlar üretim debisi azalma yöntemi, boyutsuz rezervuar
modellemesi yöntemi ve 3 boyutlu sayısal modelleme yöntemi olarak
üç ana başlık altında toplanabilir.
Yeni bulunan sahalar hakkında elde yeterli miktar-da veri
bulunmamaktadır. Bu
nedenle, sahanın işletilmeye başlandığı erken dönemlerde
rezervuarın basınç davranışının modellenmesi ve jeotermal
potansiyelin tahmin edilebilmesi için kullanılacak en uygun yöntem
boyutsuz rezervuar yöntemidir.
Bu çalışmada, jeotermal
rezervuarın üretim davranışının boyutsuz rezervuar modellemesi
yöntemi ile modellenmesi konusu tartışılmaktadır.
İncelenen modellerde üretim, enjeksiyon ve doğal
beslenmenin, düşük sıcaklıklı ve sıvının etken olduğu bir
jeotermal rezervuarın mevsimsel basınç veya su seviyesi üzerindeki
etkileri göz önüne alınmaktadır. Modellemede
rezervuar ve akifer ayrı ayrı tanklar olarak temsil edilmekte ve
beslenme kaynağının etkisi incelenmektedir.
Model sonuçları sabit debide üretim/enjeksiyon
durumunda analitik ifadeler şeklinde verilmekte, debi değişimleri
Duhamel İlkesi yaklaşımıyla modellenmektedir.
Optimizasyon yöntemi kullanılarak, ölçülen saha verileri
model sonuçlarıyla çakıştırılarak rezervuar ve akifere ait
parametreler belirlenebilmektedir.
Modellerin sonuçları grafiksel olarak verilmekte ve önemli
gözlemler vurgulanmaktadır.
İzlanda'daki üç jeotermal
sahanın verileri ve ayrıca Balçova-Narlıdere jeotermal sahası
verileri değerlendirilerek, model sonuçlarıyla saha sonuçları
karşılaştırılmakta ve sonuçlar sunulmaktadır.
|
|
JEOTERMAL AKIŞKANLARIN
POMPAJI |
A.Özden ERTÖZ - Ender DUYMUŞ |
|
Kendiliğinden yeryüzüne çıkan
jeotermal akışkanlardan tarih boyunca sağlık amacıyla yararlanılmıştır.
Kendiliğinden yeryüzüne çıkamayan jeotermal kaynaklardan
yararlanmak için artezyen kuyularının açılması ve burada
bulunan jeotermal akışkanın yeryüzüne pompalanması gerektiğinden
gelişme sondaj ve pompa teknolojisinin ilerlemesiyle yaşanabilmiştir.
1970 yılından önce jeotermal akışkanların pompalanması için
normal soğuk su tipi derin kuyu pompaları kullanılmıştır. Sıcaklığın
ve dinamik seviyenin yüksek olmadığı durumlarda sınırlı bir
ölçekte sonuç alınmıştır. 1970'lerin başlarında enerji üretimi
maksadıyla açılan kuyularda kullanılan yüksek sıcaklıklı
jeotermal pompaların ömürleri 30-60 gün olmuştur. Daha sonraları
jeotermal akışkanların derinkuyu pompalarının hidroliğine ve
mekaniğine yaptığı etkiler incelenmeye başlanmış, yapılan
konstrüktif değişiklikler sonucunda 1980'lerin sonuna doğru
pompa ömürleri 12-14 ay civarına çıkarılmıştır. 1990'larda
ise kuyu içindeki kabuklaşma sorununa kesin çözümler üretilmiş
ve pompaların çalıştırılması ve durdurulması talimatları
geliştirilerek işletme hatası yapılmadan işletilen uygun
pompaların ömürleri 5 yılın üzerine çıkarılmıştır.
|
|
JEOTERMAL BÖLGESEL ISITMA SİSTEMLERİNİN
TASARIM KRİTERLERİ |
Ali Çetin GÜRSES |
|
Jeotermal destekli bir bölgesel
ısıtma sisteminin tasarımında, jeotermal enerji kaynağının
genel özelliklerinin dışında ekonomik ve uygulanabilir bir
sistem tasarımı için göz önünde tutulması gereken pek çok
faktör vardır.
Bu kriterlerin bazıları sınırlayıcı, bazıları ise
uygulanabilir tasarım aralıklarının tespiti açısından önem
taşırlar.
|
|
JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE YÜK ANALİZİ VE
TEPE YÜK YARDIMCI SİSTEMLERİ |
Arif HEPBAŞLI - Cihan ÇANAKÇI |
|
Ülkemiz, jeotermal
enerji potansiyeli bakımından dünyanın yedinci en zengin ülkesi konumundadır.
Bu gelişmenin çoğu, direkt ısıtma, ısıl tesisler ve sera ısıtması
olmak üzere, 51 600 konut eşdeğer jeotermal ısıtma (493 MWt)
olarak, jeotermal enerjinin direkt uygulamalarında gerçekleştirilmiştir.
Şu anada jeotermal kaynak potansiyelimizin ancak % 2-3’ ü değerlendirilmektedir.
Bu çalışmada, öncelikle, bölgesel ısıtma sistemlerine bağlanan
enerji üretim istasyonları için farklı olası yerleşimlerin
kritik analizi ve
teknik açıklaması ele alınacaktır. Bu istasyonlar şunlardır:
(a) Jeotermal suyun doğrudan kullanımı, (b) Jeotermal ve bölgesel
ısıtma devreleri arasındaki birincil ısı değiştiricileri, (c)
Jeotermal ve bölgesel ısıtma devrelerine ek olarak ısı pompaları
ve (d) Jeotermal ve bölgesel ısıtma devrelerine yardımcı olarak
pik yük kazanlarıdır. Daha sonra, çalışmanın aşamaları
olarak; üretim istasyonunun yapısı için olası teknik çözümlerin
incelenmesi ve seçimi, yıllık işletme süresince önerilen
tasarımların davranışının simülasyonu, kritik değerlendirmesinin
ve sonuçlarının verildiği, farklı tasarımların performansların
kıyaslanması yapılacaktır. Son olarak, “Balçova Jeotermal
Enerjili Merkezi Isıtma Sistemi”nin yük analizi verilecektir.
|
|
JEOTERMAL ENERJİLİ KONUT ISITMA SİSTEMLERİ |
Zafer İLKEN |
|
Jeotermal enerji ile ısıtılan
konutlardaki sistemler, özünde diğer ısıtma sistemleri ile
benzer parametrelere sahiptirler. Temel farklılık standart olmayan
akışkan sıcaklığı ve debisi nedeniyle ortaya çıkmakta,
sistem tasarlanırken bu koşulların dikkate alınmasını
gerektirmektedir. Bir konut ısıtma sisteminin donanım performansını
değerlendirirken, sistemin mevcut olma veya yeni kuruluyor olma
durumlarına göre ele
alınması gerekmektedir.
Seminerin bu bölümünde,
konutta mevcut bir tesisat bulunması veya bulunmaması durumlarına
göre projelendirme ve uygulama esasları üzerinde durulacak ve
enerji tasarrufuna ilişkin önerilerde bulunulacaktır.
|
|
JEOTERMAL BÖLGESEL ISITMA SİSTEMLERİNİNİN
KONTROL STRATEJİLERİ VE OTOMASYON |
A. Caner ŞENER – Macit TOKSOY – Gülden GÖKÇEN |
|
Jeotermal akışkan enerjisinin
yer altından yüzeye, yüzeyden de kullanıcılara ulaştırılması
ancak pompa kullanımı ile mümkündür. Buna bağlı olarak,
jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde işletme maliyetinin büyük
bir kısmını pompalama enerjisi oluşturur. Bu çalışmada
jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin elektrik tüketimini
minimize eden optimum işletme stratejileri tartışılmaktadır.
Jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde kuyu başından, kullanıcıya
kadar olan safhalar incelenmiş, tasarım ve işletme sırasında
yapılması gerekenler tartışılmıştır. Son olarak jeotermal bölge
ısıtma sistemlerinde optimum işletme şartlarını sağlayabilmek
için gerekli olan minumum otomasyon gereksinimleri belirtilmiştir.
|
|
JEOTERMAL ENERJİ UYGULAMALARINDA ÇEVRE
SORUNLARI |
Mebrure BADRUK |
|
Hava, yüzey suları ve yer altı
suları jeotermal sıvıdaki kimyasal ile kirlenebilir. Bu kimyasallıların
insan hayatı, evcil hayvanlar, tarımsal ürünler ve yabani yaşam
üzerindeki etkileri özellikle dikkate alınmalıdır.
Kimyasal maddeler jeotermal sıvılara
ya araştırma sırasında yada jeotermal enerji üretimi sırasında
eklenebilmektedir. Kostik soda, Sülfürik asit ve bakteri oluşumu
yada çökelmeyi ve kabuk-laşmayı önlemek için pek çok farklı
toksit yada ko-rozif kimyasallar kullanılmaktadırlar. Ayrıca üretim
sırasında oluşan iyon denge değişiminin çevreye verdiği
olumsuz etkileri incelenmesi gerekmektedir.
|
|
JEOTERMAL
ENERJİ BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE İŞLETME : GÖZLEM (MONITORING) |
Macit TOKSOY - Fasih KUTLUAY - Cihan
ÇANAKÇI - A.Caner
ŞENER |
|
Jeotermal Bölge Isıtma
Sistemleri işletmeciliğinin en önemli fonksiyonlarından bir
tanesi sistemin normal
ve arıza konumlarında, tüm işletme parametrelerinin gözlenmesi,
kayıtlarının tutulması ve elde edilen değerlerin, işletmenin
ilk çalışma-tasarım koşullarını, performansını sağlayıp
sağlamadığı ve işletmede teknik ve ekonomik anlamda geliştirilmesi
anlamlarında yorumlanmasıdır. Gerek optimum işletme koşullarının
sağlanması ve geliştirilmesi için, gerek periyodik ve koruyucu
bakım programlarının uygulanması açısından periyodik gözlem
(bilgilerin okunması), kayıt (bilgilerin kaydedilmesi) ve değerlendirmesi
zorunludur. Bu çalışmada Balçova-Narlıdere
JBIS'de oluşturulan gözlem ve kayıt sistemi ile bunlara ilişkin
değerlendirmeler örneklenmiştir.
|
|
JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE KAVRAMSAL
PLANLAMA |
Macit TOKSOY - A. Caner ŞENER |
|
Jeotermal bölge ısıtma
sistemlerinin projelendirilmesindeki ilk adım kavramsal planlamadır.
Bölge ısıtma sistemlerinin kavramsal planlaması üç analiz ile
gerçekleştirilir. Bu üç analiz; teknik fizibilite, ekonomik
fizibilite ve politik fizibilite olarak verilmiştir. Bu çalışmada
jeotermal bölge ısıtma sistemleri için kavramsal planlamanın tüm
aşamaları sistematik bir yaklaşım içinde, verilmeye çalışılmıştır.
Jeotermal bölge ısıtma
sistemleri projelerinin kavramsal planlama aşamasın da, projelerin
eksik teknik ve ekonomik ana-lizlere dayalı nedenlerden dolayı başarısızlıkla
sonuçlanmaması için, en ince ayrıntısına kadar gerçekleşirilmesi
bir zorunluluktur.
|
|
PHE’S İN GEOTHERMAL SYSTEMS (JEOTERMAL SİSTEMLERDE
PLAKALI ISI EŞANJÖRLERİ) |
Ulf VESTERGEN |
|
Bu yazı, plaka ısı eşanjörü
ve kullanımını ve jeotermal uygulamalarını kapsar. İcadından
günümüze kadar olan geçmişinin kısa bir özetini içerir.
Plaka ısı eşanjörünü ve elemanlarını, çalışmasını ve
jeotermal uygulamalarında kullanılan malzemeleri anlatır. PHE'
nin (Plate Heat Exchanger - Plaka Isı Eşanjörü) temel
termodinamiği ile birlikte onunla nasıl başa çıkılacağı da
anlatılıyor. Isıl yaklaşımla yatırım maliyetinin nasıl değiştiği
hakkında da pratik misaller veriliyor.
Contalı plaka ısı eşanjörlerinin
jeotermal uygulamalarda geniş olarak kullanılmasını sağlayan özellikleri;
·Yüksek verim, minimum ısı
transferi yüzeyi gereksinimi
·Aşınmaya dayanıklı
malzemelerin ekonomik kullanımı
·Küçük tabanından dolayı az
yer kaplaması
·Basit kurulumu ve işletilmesİ
·Tüm ısıl yüzlere temizleme
için kolay ulaşılabilmesi
|
|
MİKROORGANİZMALAR VE BİOLOJİK
JEOTERMAL PROSESLER |
Ali Fazıl YENİDÜNYA |
|
Jeotermal alanlar belirli canlı
gruplarına optimum doğa koşullarını sağlayan özel yaşama
ortamlarıdır. Bu koşullar çok yüksek sıcaklık (45-113oC)
ve/veya çok düşük asidite (pH1-2), çeşitli gaz (hidrojen sülfür,
karbon diyoksit gibi) ve bazı iz minerallerin karşılanması
olarak özetlenebilir. Sıcak ortamlarda yaşamaya uyum sağlamış
bu canlılar, ancak mikroskop
ile görülebilecek kadar küçük yapılı (mikroorganizmalar)
olmalarına karşın, bulundukları ortamı gözle görünür şekilde
değiştirebilmektedirler. Örneğin, mineralizasyon yoluyla oluşan
kayaçlar, re-enjeksiyon kuyularının ve sıcak su dağıtım ağlarının
tıkanmasına yol açan kireçlenme, bu doğal canlılık
faaliyetleri sonucunda (biyomineralizasyon) ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan bu gibi sorunlar, aynı canlılık faaliyetlerinin
teknolojik olarak yeniden düzenlenip kontrol edilebilir duruma
getirilmesiyle de çözümlenebilmektedir. Jeotermal gaz tribünleri
hidrojen sülfür gibi gazların atmosfere kontrolsüz salınımına
neden olduğundan çevresel kirliliğe yol açmaktadır. Jeotermal bölgeleri
yaşama alanı olarak seçmiş mikroorganizmalar bu tür zehirli
gazların tutuklanması için geliştirilmiş filtre sistemlerinin
de bir bileşeni (biyofiltreler) durumuna gelmişlerdir. Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya gibi zengin jeotermal
kaynaklara sahip ülkeler, mikroorganizmaları bu kapsamda yaygın
olarak kullanmaya başlamışlardır. Yeni Zelanda ve İzlanda da
jeotermal bölgelerdeki canlılık faaliyetlerini
anlayabilmek için büyük ölçekli projeler gerçekleştirmektedir.
Bildiri kapsamında yukarıda anılan ülkelerde yürütülen çalışmaların
başlıca örnekleri tanıtılmaya çalışılmaktadır.
|
|
KOMPOZİT MALZEMELER VE JEOTERMAL
UYGULAMALAR |
Metin TANOĞLU - Murat TOĞULGA |
|
Polimer matriks kompozit
malzemeler, en önemli alternatif enerji kaynaklarından birisi olan
jeotermal akışkanların taşınım-ında giderek artan bir oranda
kullanım yeri bulmaktadır. Bu artışın en önemli nedeni,
metaller, alaşımlar v.b. geleneksel malzemelerle kıyaslandığında
kompozitlerin bir takım üstünlükler sunmasıdır. Bunlar yüksek
spesifik mukavemet, hafiflik, dizayna yatkınlık ve jeotermal sıvı
gibi oldukça agresif kimyasallar içeren ve sıcak-ıslak ortamlar
altında dayanım olarak sıralanabilir.
Bu çalışmada, jeotermal sıvı taşınımında kullanılan
boru malzemeleri ve bu malzemelerin agresif jeotermal sıvı ortamı
altındaki performansı hakkında genel bilgi verilmiştir. Daha
kapsamlı olarak alternatif yeni boru malzeme-leri olarak endüstriyel
uygulamalarda öne çıkan polimer kompozitler, kompozit bileşenlerini
oluşturan polimerler ve fiberler, kompozit üretim teknikleri ve
kompozitlerin sıcak-ıslak ortam altında özelliklerinin bozunum
mekanizmaları ile ilgili literatür özeti verilmiştir.
|
|
KOROZYON VE JEOTERMAL UYGULAMALAR |
Hacer AYGÜN |
|
Jeotermal sistemlerde kabuklaşma
ve korozyon sistemin ekonomisini ve ömrünü belirleyen en önemli
faktörlerdir. Bu çalışmada, jeotermal sistemlerde oluşan
kabuklaşma ve korozyon hakkında temel bilgiler verilmiş ve
korozyon türleri açıklanmıştır. Sistemi oluşturan parçaların
korozyon davranışları ve uygun malzeme seçimi kısaca açıklanmıştır.
Uygulama bölümünde Balçova Jeotermal Sistemi akışkanlarının
kimyası incelenerek kabuklaşma ve korozyon eğilimleri Ryznar
indeksine göre hesaplanmıştır. Ayrıca sistemi oluşturan parçalarda
görülen korozyon türleri incelenerek olası nedenleri ve önerilerde
bulunulmuştur. Son bölümde ise jeotermal sistem-lerin kurulması,
korozyon kontrolü ve incelenmesi için kullanılan uluslararası
standartlar verilmiştir.
|
|
JEOTERMAL BÖLGE ISITMA SİSTEMLERİNDE MALİYET ANALİZİ |
Berkan ERDOĞMUŞ - Macit TOKSOY -
Barış OZERDEM - EnginGÜLŞEN |
|
Son yıllarda, ülkemiz enerji tüketiminde
ve fosil enerji kaynaklarının maliyetlerindeki artışlara paralel
olarak, jeotermal enerjinin kullanımını öngören bölge ısıtma
sistemlerinin sayısındaki artış dikkat çekicidir.
Jeotermal enerji yatırımlarına karar verme sürecinde
uygulanabilirliği tartışılan projelerin, ilk yatırım, ömürboyu
yenileme ve işletme maliyetlerinin düşük olması, geri ödeme sürelerinin
kısalığı ve proje ömrü sonunda yeterli karlılık düzeyine
sahip olmaları gözönüne alınması gereken en önemli
kriterlerdir. Jeotermal enerjinin kullanıldığı bölge ısıtma
sistemleri de, diğer yaygın enerji kaynaklarının kullanıldığı
sistemler gibi yüksek ilk yatırım maliyetlerine sahiptir. İlk
yatırım maliyeti yüksek bir jeotermal bölge ısıtma sistemi,
ilk bakışta uygulanabilir görünmese de, düşük işletme ve
yenileme maliyetleri (ömür boyu maliyetler), yeterli ticari karlılık
düzeyi ile alternatif projelere üstünlük sağlayabilir. Üstelik
jeotermal projeler 20 - 25 yıl gibi uzun dönemleri kapsayan süreçler
için değerlendirildiğinde, toplumsal açılardan da önemli
faydalar sağlar. Bu çalışmada, jeotermal bölge ısıtma
sistemlerinde maliyet analizlerinin nasıl yapılması gerektiği üzerinde
durulacaktır. İlk olarak, yatırımların ekonomik değerlendirmelerinde
sıklıkla kullanılan net bugünkü değer, indirgenmiş geri ödeme
süresi ve iç karlılık oranı yöntemleri kısaca tanıtılmıştır.
İç karlılık oranı yöntemi henüz planlama aşamasında olan
Balçova Sistem - 2 Jeotermal
Bölge Isıtma Sisteminde örneklenmiştir. İç karlılık oranı yöntemi,
daha önce yapılan bir çalışmada, Türkiye'nin en büyük bölge
ısıtma sistemlerinden biri olan Balçova - Narlıdere Jeotermal Bölge
Isıtma Sistemi'nin (JBIS) ekonomik açıdan değerlendirilmesinde
kullanılmıştır. Balçova - Narlıdere JBIS için yapılan
ekonomik analizde hem uygulama fiyatları hemde ilk yatırım
maliyetinin büyük bir kısmını oluşturan malzemelerin (paket
tip borular, ısı değiştiricileri, ithal edilen derin kuyu içi
pompası, debi ve sıcaklık ayar vanalarının) gelişen pazar şartlarıyla
değişen fiyatları göz önüne alınarak iki ayrı durum değerlendirilmiştir.
Bu çalışmada, hem geçmişte yapılan bir yatırımın ekonomik
değerlendirmesine hem de yeni bir yatırım için yapılması
gerekli ekonomik analize örnek olması açısından Balçova - Narlıdere ve Sistem-2 yatırımları ele alınmıştır. Balçova
Sistem - 2 yatırımı için işletme maliyeti, Balçova - Narlıdere
JBIS'deki maliyetler ve bu sistemlerdeki ısıtma kapasiteleri gözönüne
alınarak tahmin edilmiştir. Her iki sistemin ekonomik analizinden
elde edilen sonuçlar kıyaslanmış ve bu veriler ışığında
jeotermal bölge ısıtma sistemlerinde ilk yatırım maliyetlerinin
karşılanması için gerekli fiyat politikasının belirlenmesinde
iç karlılık oranı yönteminin kullanılması tartışılmıştır.
|
|
JEOTERMAL ENERJİ TEKNOLOJİSİNDE YENİ GELİŞMELER |
Umran SERPEN |
|
Bu bildiride, son yıllarda
jeotermal enerjinin kullanımına yönelik olarak geliştirilen
jeotermal elektrik santralları ve kuyuiçi pompaları gibi yeni
teknolojiler yanında rezervuar mühendisliğinin sağlıklı yapılabilmesi
için geliştirilen teknikler tanıtılmakta ve bunların jeotermal
enerjinin dünyadaki gelişimine sağlayacağı yararlar yanında,
ülkemizdeki jeotermal enerji kullanımının yaygınlaşmasına ve
veriminin artmasına vereceği katkılar anlatılmaktadır.
|
|
Jeotermal
Enerji Atölye
Çalışması
Jeotermal Enerji Doğrudan Isıtma
Sistemleri Temelleri ve Tasarımı
Semineri kapsamında jeotermal bölge ısıtma sistemi yöneticilerinin
ve teknik müdürlerinin, jeotermal bölge ısıtma sistemi
projeleri başlatmış bulunan belediye başkanlarımızın katılacağı
bir toplantıdır. Atölye çalışması 11 Ekim 2003 tarihinde
sabah oturumunda düzenlenecektir. Bu atölye çalışmasında değişik
kentlerimizde halen işletilmekte olan veya proje aşamasında olan
jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin, projelendirmede, uygulamada
ve işletme esnasındaki idari ve teknik her türlü sorunları ve
çözümleri tartışılacak ve farklı sistemlerdeki deneyimler paylaşılacaktır.
Bu atölye çalışmasından sonra,
Balçova-Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi' ne bir
teknik gezi yapılacaktır.
Atölye çalışmasında, katılımcılar
çeşitli kentlerimizde uygulanmış veya proje aşamasında olan
jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin sunumu, (kuyular: sıcaklıkları,
sayıları; ısıtılan bina sayıları, toplam alan, vs)
yer alacaktır. Daha sonra sorunlar ve çözümleri üzerinde
tartışılacaktır.
|
|
|
|
JEOTERMAL
SEMİNERİ KATILIM KOŞULLARI >>>
|
|
|