teskon 2003 AÇILIŞ KONFERANSI
İzlanda Üniversitesinden Prof. Dr. Pall VALDIMARSSON
"Bölgesel Isıtma Sistemlerinin Modellenmesi"
teskon 2003 tenik oturumları İzlanda Üniversitesinden Prof. Dr. Pall Valdimarsson tarafından "Bölgesel Isıtma Sistemlerinin Modellenmesi" konulu bir saatlik açılış konferansı ile başladı.
Prof. Valdimarsson jeotermal bölgesel ısıtma sistemlerinin temelleri ve uygulamaları üzerine bir konferans sundu. Dünyada bu alanda yapılmış olan uygulamalar hakkında detaylı bilgi verdi. Bölgesel Isıtma Sistemlerinin zamana bağlı davranışlarını belirleyebilmek için gerekli olan matematiksel hesaplama yöntemleri ve simülasyonları üzerinde durdu. Simülasyon çalışması için gerekli olan parametreler üzerine detaylı bilgilendirmede bulundu.
Prof. Valdimarsson Bölgesel Isıtma Sistemlerinin Modellerini sınıflandırdığı konuşmasında sistem elemanlarının her birinin nasıl modelleneceği üzerine detaylı bilgi sundu ve değişik uygulamaların sonuçları hakkında bilgi verdi.
Sunumda, ayrıca, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Araştırma Görevlilerinden Adil Caner ŞENER ve Nurdan YILDIRIM'ın İzlanda'da Balçova Jeotermal Bölgesel Isıtma Sistemi ile ilgili olarak yaptıkları modelleme çalışmalarının sonuçlarına da Prof. Valdimarsson tarafından yer verildi.
Konferans, konuya ilgi duyan pek çok sayıda akademisyen ve uygulamacı mühendisin ilgiyle izlediği bir oturumda gerçekleştirildi. Konferans sonrasında Prof. Valdimarsson'a sorulan sorular ile konferansın konusu detaylı bir şekilde irdelendi. Katılımcılar, böylesine önemli bir konunun "teskon 2003" bünyesinde ve konunun uzmanı bir kişi tarafından çok detaylı olarak kendilerine sunulmasından duydukları memnuniyeti belirttiler.
YAPI DENETİM SÜRECİ ve
YENİ YAPI DENETİM KANUNU TARTIŞILDI
MMO Başkanı Emin KORAMAZ tarafından yönetilen "Yapı Denetim Kanununun Tesisat Mühendisliğine Yansımaları" paneline konuşmacı olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı Denetim Komisyonu adına Timsal ÖZER, İzmir Büyükşehir Belediyesi adına Hasan TOPAL, Makina Mühendisleri Odası adına Mehmet SOĞANCI ve Ege Yapı Denetim Kuruluşları ve Laboratuvarları Derneği adına Şerif ÖZSAKARYA katıldılar.
Panelin açılışında konuşan MMO Başkanı Emin
KORAMAZ; yapı denetiminin ülkemizde her yaşanan deprem ardından yeniden tartışmaya açıldığını bu günlerde bu konuda tekrar yeni yasal düzenlemeler hazırlandığını belirterek, "bu panelde yapı denetim sürecini konunun uzmanlarıyla, konunun tüm taraflarını bir araya getirerek tartışmayı hedefledik" dedi.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı Denetim Komisyonu adına konuşan Timsal ÖZER şunları söyledi:
"Yerleşme ve yapılaşmaları düzenleyen 3194 sayılı imar kanununda yapı denetiminin birinci unsuru proje denetimi yerel yönetimlere yani belediye ve valiliklere bırakılmış ikinci unsuru olan yapı denetiminin faaliyetlerinin denetimi ise fenni mesul, teknik uygulama sorumlusu olarak isimlendirilen ve serbest çalışan mimar ve mühendislere bırakılmıştır.
17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden sonra imar ve afetler mevzuatının öngördüğü yapı denetimi sisteminin değiştirilmesi toplumsal bir talep haline gelmiş ve bu nedenle yeni bir denetim sistemi geliştirilmiştir.
Yerleşme ve yapılaşmanın çağdaş norm ve standartlarda denetimini sağlamak devletin en öncelikli görevidir. Bakanlığımızın yerleşmeleri ciddi olarak denetlemek ve sağlıklı sürdürülebilir güvenli ve afetlere dayanıklı yaşam çevreleri oluşturmak amacıyla imar ve şehirleşme kanun tasarısı, kentsel dönüşüm yenilenme ve korunma, konut ve çevre projesi kanun tasarısı gibi kanun tasarılarını da hazırlamaktadır.
4708 sayılı yapı denetimi hakkında kanunun amacı can ve mal güvenliğini teminen imar planına sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu kanun 3194 sayılı imar kanununun 26. maddesinde belirtilen kamuya ait yapı ve tesisler ile 27. maddesinde belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar hariç belediye ve mücavir alan sınırlar içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak yapıların denetimini kapsar. Organize sanayi bölgeleri ve serbest bölgeler de bu kapsam içindedir.
Hazırlanan yeni tasarıyla getirilmek istenen yenilik ve değişiklikleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
-
Kanunun amaç maddesi genişletilerek yapıların güvenli olarak yapılmasının yanında yapı hasarı nedeniyle zarara uğrayanların haklarının korunması ve doğabilecek zararların tazminin sağlanması öngörülmüştür. Bu amaçla müteahhitler tam risk sigortası yaptırarak yapım süresi içinde her türlü can ve mal kaybını ve yapı hasarını kapsayan sigortayı kanunda belirtilen görüşleri sebebiyle Yapı Denetim kuruluşu ve müteahhit tarafından mali sorumluluk sigortası ve bu kanun uyarınca yapıların projelendirilmesinde denetiminde ve laboratuvar hizmetlerinde görev alan meslek mensuplarının üyesi bulundukları meslek odalarınca takibinin yapılacağı mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaları şartı getirmiştir.
-
Tek parsel ve bodrum kat hariç en çok iki katlı ve toplam yapı inşaat alanı 180 metrekareyi geçmeyen müstakil yapılar denetim haricinde tutulmuştur.
-
Kamu kurum ve kuruluşlarının bu kanuna göre kurulmuş olan Yapı Denetim kuruluşlarından Yapı denetim hizmeti alabilmeleri sağlanmıştır.
-
Yapı Denetim kuruluşlarının mevcut yapılarının mevzuata uygunluğu koşulunda müşavirlik hizmeti vermesi imkanı getirilmiştir.
-
Tanımlar ve sistemde yer alan kamu özel ve tüzel kişilerin görev ve sorumlulukları genişletilmiş ve detaylandırılmıştır.
-
Yapı Denetim kuruluşlarının ortaklarının tümünün denetçi belgesine sahip olmak kaydıyla mimar, inşaat, makina ve elektrik mühendisleri olma şartı getirilmiştir. Denetçi mimar mühendis ve kontrol elemanlarının mimar ve mühendislerin sicillerinin ilgili meslek odalarınca tutulması hükmü getirilmiştir.
-
Cezalar hukuksal ve idari olarak detaylandırılmış, hukuksal olarak geçici ve sürekli faaliyeti durdurma cezası, idari olarak da Yapı Denetim kuruluşu ve yapı sorumlularına nakdi ceza uygulaması öngörülmüştür.
-
4708 sayılı yasada sadece bakanlığımızdan yetki alarak çalışma izni verilen laboratuvarlara bu kez bakanlıktan veya yetkili akreditasyon kuruluşundan izin belgesi alarak faaliyet yapma imkanı sağlanmıştır.
-
Yapım işlerini yürüten şantiyede yapım işinin konusuna uygun ve sözleşmeye bağlı olarak çalışacak bir şantiye şefinin bulunması mecburiyetini getirmiştir. Kontrol elemanı olarak mimarların da sistemde yer alması sağlanmıştır. Yardımcı kontrol elemanı olarak teknik öğretmen yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenlerin sistemde görev alması sağlanmıştır.
-
Kanunun kabul tarihinden itibaren bir yıl içinde 81 vilayetin denetim kapsamına alınması öngörülmüştür.
-
3194 sayılı imar kanunun yapılaşma ve ilgili yaptırımlarına bir kez de bu kanunda yer verilmiştir. Kanuna bağlı olarak çıkartılacak yönetmeliklerde maddeler üzerinde açılım sağlanarak işlevler daha da detaylandırılacaktır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar İşleri Daire Başkanı Hasan TOPAL ise;
"Şu andaki uygulama modeli üzerine tartışmak gerekiyor. Konuyu sağlıklı bir kentleşme olarak ele almayıp sadece yapıyı denetleme olarak ele almanın sıkıntısını yaşıyoruz.
"Çok farklı uzmanlık ve eylem alanlarını ilgilendiren bir kentleşme yapılaşma sürecinde sadece bir yapının ağırlıklı olarak da strüktuel güvenliğini ön plana alan 3194 sayılı imar kanunun yerel yönetimlere yüklemiş olduğu görev ve sorumluluklar yerine getirilmiş olsaydı biz bu tartışmayı yapmıyor olacaktık. Bir yerlerde gerek yasal gerek yönetsel bazı sorunlar ortaya çıktı bunda bütün toplumsal uzlaşmalar sağlandı ve bu süreç başlatıldı. Bu noktada özellikle yapı denetimi kanunun ve bu kanun kapsamında hazırlanmış olan yönetmeliklerin, yürürlükte olan yönetmeliklerin kuşkusuz yapılaşma sürecinde çok olumlu katkıları olduğu yadsınamaz. Yönetmelikte önerilen değişik-liklerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hazırlanan taslağın daha olumlu olduğunu söylemek gerekiyor.”
Oda Başkanı Emin KORAMAZ, denetimlerin bütünlüklü bir yaklaşım gerektirdiğini, İzmir Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı yönetmeliğin bu anlamda konunun tüm taraflarını içine alan bir denetim anlayışı sergilediğini ve aynı anlayışın Türkiye'de tüm organlara ve yapı denetim yasasına da yansıtılması gerektiğini söyledi.
Panelde Makina Mühendisleri Odası adına konuşan eski Oda Başkanı Mehmet SOĞANCI; yapı denetiminin halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması, sağlıksız plansız kontrolsüz kalitesiz yapılaşmanın önüne geçilmesi, ülke kaynaklarının ekonomik ve verimli kullanılması için hayati öneme sahip olduğu siyasal iktidar tarafından ne yazık ki ancak 17 Ağustos depremi sonrasında anlaşılabilmiştir diyerek başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:
"Deprem sonrasında Yapı Denetim konusu masaya yatırılmış ve ölümlerin bir an önce örtülmesi telaşıyla hızla meclisten yetki alınmış ve konu üzerine yasalar, yönetmelikler süreci başlamıştır.
MMO olarak 595 sayılı kararname tüm yanlarıyla incelenmiş anayasaya aykırılığı ve yasal çelişkileri tespit edilmiş, maddeleri üzerinde onlarca sayfa tutan raporlar yayınlanmış 595 sayılı KHK'nin yürürlükten çekilip yeni düzenlemelere girilmesi istenmiştir. Merakla beklenen yönetmelikler Odamızın öngördüğü üzere ve türlü uyarıları-mıza rağmen yapı denetimini işin içinden çıkılmaz bir karmaşaya sokmuş, sonrasında farklı zamanlarda çıkartılan genelgelerde 595'in yapı denetim anlayışını düzenlemeye yetmemiş bu kararnamenin esasını oluşturan yapı denetim kuruluşları ve yapı denetim komisyonlarını çalışamaz hale getirmiştir. Sonuçta 595 sayılı KHK iptal edilmiştir.
Yapının üç temel özelliği var; tasarım, yapımı ve bunun bakımı. Bu üç ögenin içinden sadece konstrüksiyonun denetimidir tartışılan. Yasanın ilgilendiği o binanın nasıl yapıldığı, projesinin nasıl üretildiği filan değil sadece o binanın yapılma sürecinin denetimi. 4708'in özü budur. Yani denetim eşittir, depremde yıkılmasın binalar ne olursa olsun.
Yapılarda makina mühendislerinin çalışma alanı mekanik tesisattır. MMO yapı sektöründe dünyadaki gelişmelere paralel olarak kendi içinde ayrıntılanan mekanik tesisat alanında üyelerinin mesleki ve teknik açıdan gelişmelerini toplum gereksinimleri doğrultusunda yıllardır ön planda tutmuştur. Mesleki denetimi tasarımda yapacaksınız, üretimde yapacaksınız ve işleyen bir bina için o binanın bakımında yapacaksınız. Anahtar kelime mesleki denetim onun da ön cümlesi olmazsa olmazı uzmanlık ve belgelendirme. Yüzlerce saat çalıştık, tartıştık, uzmanlık ve belgelendirme yönetmeliğini 1998 yılında yapılan Oda Genel Kurulunda geçirdik. Bunun alt basamağı olan mekanik tesisat uzmanlık ve belgelendirme yönetmeliğini de çıkarttık. MMO yapı denetimi istiyor. Yani bilimin ve tekniğin gereklerine uygun yapı denetimi istiyor."
Ege Yapı Denetim Kuruluşları ve Laboratuvarları Derneği adına konuşan Şerif ÖZSAKARYA; Depremin sonuçlarının kader değil, kalitesiz yapı üretimi, kalitesiz malzeme ve denetimsiz yapılar olduğu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini ve bu gerçeğin yapı ile ilgili tüm kesimleri bağladığını belirtti. ÖZSAKARYA konuşmasında özetle şunları söyledi.
"Yeni yasa taslağı Bakanlar Kurulu'na gönderilmiştir. Şunu sormak istiyorum. Yasanın uygulama sürecinde yer alacak belediyeler, meslek odaları ve bağlı bulundukları TMMOB bu tasarının hazırlanma sürecinde ne kadar yer almıştır. Böyle bir yasa hazırlanırken ilgili tüm kesimlerin görüşleri oluşturulacak bir havuzda toplanmalı, sonuçlar değerlendirilmeli ve uzlaşı yoluyla yasa taslağı hazırlanmalıdır.
Yasada tartışmalı bir çok madde var. Yasa yapı denetiminde görev alan teknik elemanlara bir çok yeterlilik koşulu getirirken yapı üretiminde yer alanların Ticaret Odası üyesi olmalarını yeterli görmektedir. Bunu anlamak ve kabul etmek mümkün değildir. Yasa yapı sorumlularını tanımlarken, yapının üretim sürecini başlatan zemin etüdünü hazırlayan, aplikasyon ve kottan sorumlu olanı tanımlamıyor. Ayrıca mutlaka yapı üretimini yapan müteahhitlere de eğitim ve yeterlilik şartları getirilmelidir. Tasarıdaki en olumlu nokta yapı denetiminin 81 ile yaygınlaştırılmasıdır."
AB Sürecinde Tesisat Mühendisliği ve
Teknik Mevzuat Uyum Çalışmaları
teskon 2003'ün ikinci günü Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Ahmet ENİŞ tarafından yönetilen "AB Sürecinde Tesisat Mühendisliği ve Teknik Mevzuat Uyum Çalışmaları" konulu panele konuşmacı olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığından Ali CAN, MMO İstanbul Şube Başkanı Üzeyir ULUDAĞ, TSE'den Cengiz BATIGÜN, TÜRKAK'tan Doğan YILDIZ ve ISKİD'den Acar ŞENSOY katıldı.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ölçüler ve Standartlar Daire Baş-kanı Ali CAN panelde yaptığı konuşmada
Avru-pa Birliği güvenlik, sağlık, çevre ve tüketicinin
ko-runmasını dikkate alarak direktifler hazırlandığını ifade etti. CAN daha sonra "Ülkemizin AB Mevzuat Uyumu Çerçe-vesinde yaklaşık 320 adet direktifin 176 adedi Sanayi ve Ticaret Bakan-lığının sorumluluğu altındadır. Yaklaşık olarak 120 adedi yönetmelik haline getirilerek yayınlanmış durumdadır. Genel olarak 32 konu başlığı altında toplanan teknik mevzuatın 14 adedi Bakanlığımız sorumluluğundadır. Bunlar, gaz yakan aletler, basınçlı kaplar, ölçü aletleri, tekstil ürünleri, motorlu taşıtlar, tarım ve ormancılıkta kullanılan tekerlekli traktörler, kaldırma ve mekanik taşıma araçları, makina direktifi, inşaatlarda kullanılan iş makinaları ve ekipmanları, ev aletleri, diğer
makinalar, elektrikli materyaller, sivil kullanım için patlayıcılar ve muhtelif konulardır.
TSE’den panele katılan Cengiz BATIGÜN; " Mevzuatla ilgili koşullar bir ülkede yerine getirilmedikçe ürünün piyasaya sürülmesi bile mümkün değildir. Ticaretteki ikinci teknik engel piyasa koşullarıdır. Standartlarla belirlenir. Bu standartları TSE hazırlar ve hazırlanmasında da asıl katkıyı yapacaklar mühendislik odaları ve üyeleridir. Ürünleri tanıyan ve piyasada çalışan mühendislerin reel katkısı olmadan standartların sağlıklı hazırlanması mümkün değildir. Eğer mühendisler standartların hazırlanmasına katkıda bulunmazlarsa kullanımında büyük sıkıntı yaşarlar ki, bu standartlar bir malı piyasaya arz ederken sadece Türkiye’de değil yurt dışında da son derece önemlidir. Standartlara uyum gelişmiş ülkelerde pazar kapısını açıyor." dedi.
TÜRKAK adına katılan Doğan YILDIZ özetle şunları söyledi;
"Uluslararası ticarette serbest dolaşımın ve rekabetin önünde; teknik düzenlemeler,
standardlar ve uygunluk değerlendirme işlemlerindeki farklılıklar engel olarak görülebilir. Bu teknik engellerden kurtulmanın yolu ise uluslararası ortak kurallara uymak, teknik mevzuatı uyumlaştırmak ve uygunluk değerlendirme yöntemlerini birbirlerine yakınlaştırmaktır.
CE uygunluk işareti, ürünün bu işareti zorunlu kılan ilgili teknik düzenlemeye uygunluğunu ve bu ürünün güvenliğini gösteren bir işaret olması-nın yanı sıra, ticari açıdan da CE işareti iliştirilmiş ürünlerin Avrupa Birliği üyesi ülkelerde serbest dolaşımını sağlayan bir ürün pasaportu niteliğindedir.
CE işaretlemesi konusunda ülkemiz açısından önemli bir husus da özellikle küçük boy işletmelerimizin konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır.
CE işaretlemesi konusunda en önemli eksik-liklerimizden biri de henüz ülke olarak onaylanmış kuruluşları belirleyememiş olmamızdır.
ISKİD adına panele katılan Acar ŞENSOY "AB teknik uyum mevzuatında klimalara ilişkin Yeni Yaklaşım direktifleri alçak gerilim direktifi, elektromanyetik uyumluluk direktifi, makina direktifi, basınçlı ekipmanlar direktifi, enerji etiketlemesi direktifi olarak görülmektedir.
Üçüncü ülkelerin topluluk direktiflerine yabancı olabilecekleri düşüncesinden hareket edilerek, üye ülkelerin kendi sınırları arasındaki kontrolleri kaldırırken, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatta sağlık ve güvenliği içeren konularda gerekli sınır kontrollerini yapmaları ve bu konuda etkin bir haberleşme ve piyasa gözetimi sistemi kurulması öngörülmüştür.” dedi.
MMO İstanbul Şube Başkanı Üzeyir ULUDAĞ tesisat sektörüne ilişkin sorunları özetlediği konuşmasında şunları söyledi.
"Hemen her üründe üretim ithalatın üzerine çıkmıştır ama hala ileri teknoloji gerektiren ürünler dışarıdan getirilmektedir. Son yıllarda ihracatta artışlar görülse de istikrarlı bir ihracattan söz etmek mümkün değildir. İşletmelerin ölçeği küçüktü. Kapasite kullanım oranları düşüktür. Çoğu firma kredi kullanamamaktadır. Firmalar kalifiye iş gücü ve mühendis istihdam edememektedir. Konvansiyonel tezgahlardan oluşmuş bir makina parkına sahiptirler. İşletmelerin çoğunda teknoloji seviyesi düşüktür. Ölçek düşük olduğundan maliyetler göreceli olarak rekabet edecek durumda değildir. Sektör temel girdiler olarak %40 dışa bağımlıdır, bu oran özgün ürünlerde bile %30 oranındadır. Fason iş yaptırılan firmalar istenilen kaliteyi tutturamamaktadır. Özgün ürün sayısı sektör hacmi göz önüne alındığında oldukça azdır. Sektörde yer alan firmalar yeni yatırımlara girememiştir."
TESİSAT SEKTÖRÜNDE HAKSIZ REKABET,
MESLEKİ DAVRANIŞ ve ETİK PANELİ
teskon 2003 kapsamında, Makina Mühendisleri Odası Başkanı Emin KORAMAZ tarafından yönetilen "Tesisat Sektöründe Haksız Rekabet, Mesleki Davranış ve
Etik" konulu panele konuşmacı olarak Ege Soğutma Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin AKDAŞ, TÜKODER adına Gülçin TONGUÇ, Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı adına Necati GÜLER ve MMO adına Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ŞAHİN katıldılar.
TEDMER VAKFI adına konuşan Necati GÜLER, TEDMER'in Türkiye'de sektör ayırt etmeksizin kurumsal etik kodlarını belirleyerek standarda oturmak ve Türkiye'nin ekonomik sosyal yapısına katkı sağlamak misyonuyla 69 gerçek ve tüzel kişi tarafından 3 Mart 2002 tarihinde kurulmuş bir vakıf olduğunu belirterek özetle şunları söyledi;
"TEDMER'in öncelikli hedefleri arasında soyut bir kavram olan etik kavramını biraz daha açarak ve daha da ölçülebilir hale getirmek için eğitim yatmaktadır.
Etik ve Ahlak sürekli karıştırılır. Ahlak doğru, iyi ve adil değerlendirme yapmamızı sağlayan temel kural ve inanışlarımızdır. Etik ise ahlak anlayışımızı yansıtan karar ve davranışlarımızın bütünüdür. Ahlak genelde toplumlara ve değişik ortamlara göre farklıklar içerebilir. Ancak etik çok daha küresel genel hatları ile çizilmiş o toplum içinde yaptığımız davranışların değerlendirilmesidir. Kurumsal olarak baktığımız da nasıl hareket edeceğimiz, nasıl karar vereceğimizi belirleyen değerlerden oluşan standartları çalışanlara ve diğer paydaşlara ulaştırmak ve bunları yaygın-laştırmak amacıyla etik kodlar oluşturulur.”
TÜKODER Yönetim Kurulu Başkanı Gülçin TONGUÇ ise TÜKODER'e gelen şikayetlerde öncelikle tüketicinin mağduriyetinin nerede başladığına ve çözüm için muhatabın kim olduğuna bakıldığını belirterek, "Üretici firmaların servisleri ve ondan sonra da bölge müdürlükleri sorunların çözümünde bizim muhatabımız."
Biz sorunları 1995 yılında çıkmış olan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Konuna göre çözmeye çalışıyoruz. Bu yasa 14 Mart 2003 tarihinde 4822 ile yenilendi ve 16 Haziran 2003 tarihinde de yeniden uygulanma başlandı. Biz tüketiciden gelen şikayetleri değerlendirirken yasada ki çerçevede değerlendiriyoruz. Artık piyasada 2 yıldan aşağı garantili ürün yok. Bu garanti süresi içindeki arızalanmaları yasa şöyle tarif etmiş. En az iki arızayı, aynı arızayı yapması halinde veya 4 farklı arızayı yapması halinde bu garanti süresi içinde tüketicinin bu ürünü değiştir-me veya para iadesi hakkı var diyor. Biz ne yazık ki dernek olarak bugüne kadar para iadesi yaptıramadık. Ancak ürün değiştirmeyi yapabiliyoruz.”
Ege Soğutma Sanayicileri ve İşadamları Derneği adına panelde konuşan Yönetim Kurulu Başkanı METİN AKDAŞ, ekonomik istikrar programı, yoksulluk, yeniden büyüme süreci gibi sorunlar tartışılırken etik değerlerin dikkate alınmadığını veya göz ardı edildiğini belirterek, ülkemizin bugün yaşadığı sıkıntıların temelinde etik değerlere uygun davranılmadığı, üretim yapılmadığı, siyaset üretilme-diği görülüyor dedi. AKDAŞ şu konulara değindi:
"Sektörde karşılaşılan etik dışı davranışları imalat, taahhüt ve hizmet sektörleri olarak üç kısımda incelemek mümkün. İmalat sektöründe etik olmayan durumlar; imalatların proje şartname ve standartlara uygun yapılmaması, rüşvet alma-verme, hile, rekabetin ve şeffaflığın kaldırılması haksız rekabet, rakiplerin haksız olarak kötülenmesi, yapılan işe sahip çıkılmama, yapılan anlaşmaları kabullenmeme, işi yapana hakkının ödenmemesi olarak sıralanabilir.
Hizmet sektöründe karşılaşılan etik olmayan durumlar ise: proje ve müşavirlik hizmetlerinin odaya kayıtlı tesisat mühendisleri ve mühendislik firmaları dışında şahıs ve firmalara verilmesi, meslek örgütümüze kayıtlı olmayan mühendis-lerin birçok projeye imza atıyor olmaları, bunun bir denetiminin olmaması. Müşavirlik firmalarının danışmanlık yaptıkları yatırımcı firmalara ait özel bilgileri kendileri için menfaat aracı haline getirmeleri söz konusu olabiliyor.”
MMO adına panelde konuşan Haydar ŞAHİN; mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin topluma, doğaya, çağımıza ve geleceğimize olan etkileriyle doğrudan bağlantılı olduğunu
belirte-rek, TMMOB tarafından düzenlenen Mühendislik Mimarlık Kurultayında mesleki davranış ilkelerinin, etik kodların belirlendiğini söyledi. Şahin konuşmasında özetle şunları söyledi:
Mühendisler kendilerinden istenen işin toplum ve çevre için ciddi bir tehlike yaratacağı sonucuna varırlarsa ve bu konudaki mesleki yargıları işveren ya da müşteri tarafından dikkate alınmıyorsa, görüşlerini işverene ya da müşteri-lerine yazılı olarak bildirirler; sonuç alamamaları durumunda meslek örgütlerini ve gerektiğinde yetkili makamları ve kamu oyunu bilgilendirirler.
Toplumun ilgi alanı içinde bulunan teknik konulardaki görüşlerini, raporlarını, konuyu yerinde ve tam anlamıyla araştırmış, incelemiş ve yeterli bir bilgi ve verilerle donanmış olarak, ticari ve kişisel kaygıları bir yana bırakarak, doğru, tam ve nesnel bir biçimde açıklarlar. "