teskon 2003'DE SUNULAN BİLDİRİLER VE ÖZETLERİ VE TAM METİNLERİ (pdf formatında)
Alev KABAKÇI - Haluk KARADOĞAN

Bu çalışmada, İzmir'in pilot bölgelerinde faturalanamayan içme suyunun en aza indirilmesi amacıyla yapılan çalışmalar ve elde edilen sonuçlar anlatılmaya çalışılmıştır.

Esas olarak çeşitli kaçak azaltma yöntemlerinden , İzmir için daha önce başlatılmış olan, izole bölgeler oluşturma, regülasyon vanaları ile basıncı denetleme ve sürekli olarak tüketimi izleme yöntemi seçilmiştir.

Ölçmeye hazırlanan her izolasyon bölgesinde önce mevcut durum için belirli bir süre basınç ve debi kayıtları alınmıştır. (hiçbir ayar yapılmaksızın hidrolik dengenin fotoğrafı çekilmiştir)

Sonra, her izolasyon bölgesinin durumu tek tek incelenmek suretiyle, regülasyon vanalarının hangi değerlere ayarlanmasının uygun olacağı tespit edilmiştir.

Regülasyon vanaları belirlenen değerlere ayarlanmış, sistem dengeye gelene kadar beklenmiş, şikayetler izlemeye alınmış, tüketiciye verilen  serviste bir sorun olmadığı belirlendikten sonra,basınç ve debi kayıtları alınmıştır.

Ayar öncesi ve ayar sonrası hidrolik ölçüm değerleri karşılaştırılarak uygulamanın başarısı,verimi,tutarlılığı izlenmiştir.

T. Fikret GENÇGEL

Bu çalışmada; binaların çatılarına düşen yağmurun rogarlara iletilmesi yöntemlerinden vakumlu yağmur drenaj sisteminin çalışma prensipleri ve hesaplama yöntemleri üzerinde duruldu. Sistem hakkında genel bilgi ve diğer sistemler ile farklılıkları veril-dikten sonra örnek bir binadan alınan değerler kullanılarak hesap-lama yöntemleri hakkında bilgiler verildi. Son olarak bu sistemin kullanım alanları ve uygulama şekilleri ile ilgili bilgiler verildi.

A. Özden ERTÖZ

Gelişmiş ülkeler atmosfere attıkları fosil yakıt artıklarının yarattığı sera etkisini yavaşlatmak için birtakım önlemler almaktadır. Bu çerçevede Avrupa topluluğunda enerji verimliliğini arttırarak daha az yakıt tüketerek aynı işleri yapmak için geniş çaplı çalışmalar yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak bizim piyasamızda satılan buz dolaplarında, çamaşır makinelarinde, fırınlarda, elektrik ampullerinde enerji verimliliğini göstern etiketler görmekteyiz. Almanyada üretilen sirkülasyon pompalarında da enerji verimliliğini gösteren harflerin pompa etiketlerine konulması mecburi olmuştur. Amerika ve ingilterede (best practices - good practices in industry) adları altında yapılan yayınlarla sanayinin enerji verimliliği yüksek teknolojileri geliştirmesi yolları anlatılmaktadır. Amerikan Hidrolik Enstitüsünün yaptığı bir araştırmada gelişmiş ülkelerde tüketilen enerjinin %20 si pompalar tarafından tüketilmektedir. İyi bir sistem dizaynı ve uygun pompaların seçimiyle bu enerjinin %30'unun tasarruf edilebileceği açıklanmıştır. Bu bildiride dünyada enerji verimliliği konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilerek, pompaların enerji verimliliğini arttırma yolları incelenecektir.

Rüknettin KÜÇÜKÇALI

Yüksek bloklarda ısıtma, klima, havalandırma sistemleri ve sıhhi tesisatın kendine özgü farklılıkları vardır. Bu tip uygulamalardaki en önemli özelliklerden biri sistemin büyüklüğü ve mesafelerdir. Bu nedenle sistem seçimi ve tasarımı gerek işletme maliyetleri ve gerekse yatırım maliyetleri açısından ciddi boyutlarda farklar yaratmaktadır. Sistemi ve elemanlarını tasarlarken, kurarken ve işletirken mühendisliğin bütün birikimini kullanmak gerekir. İkinci önemli özellik yüksek statik basınçtır. Bu nedenle sistem düşey zonlara ayrılmak zorundadır. Üçüncü önemli özellik ise yerlerin kıymetli olmasıdır. Bu nedenle tesisatın minimum yer kaplaması istenir. Bildiride bu konulara yer verilerek,  yüksek bloklarda kullanılan HVAC sistemlerinde enerji tasarrufu ve verimliliği sağlayan ekipmanlar üzerinde durulmuştur. Soğutma grupları, su soğutma kuleleri, su sirkülasyon hatları, hidroforlar, hava kanalları ve fanlar ele alınarak buradaki ekonomi incelenmiştir. Yüksek bloklarda sistemlerin işletmesi de yukarıda anlatılan bakış açısıyla büyük önem taşımaktadır. Sistemin işletmesinde ve bakımında alınabilecek önlemlerle ciddi enerji tasarrufu gerçekleştirilebilir ve sistem ömrü artırılabilir. Gerek sistem seçiminde ve tasarımında, gerekse sistemin yapımında ve işletmesinde dikkat edilmesi gereken pratik notlar verilmeye çalışılmıştır.

Tahsin BAŞARAN - Aytunç EREK

Gün içi farklı elektrik fiyatlandırması dolayısıyla, enerji depolu sistemlerin kullanımı verimli olmaktadır. Böylece, düşük fiyatlı periyotta depolanan enerji, elektrik fiyatının yüksek olduğu periyotta kullanılarak tasarruf yapma imkanı sağlamaktadır. Ayrıca, kısa bir periyotta gerekli olan yüksek enerji ihtiyacının karşılanması için tasarlanan görece büyük klasik soğutma sistemi yerine; aynı yükü karşılayacak daha düşük soğutma kapasiteli bir enerji depolu soğutma sisteminin kullanılması, soğutma grubu için ilk yatırım maliyetini azaltacaktır. Bu çalışmada, soğutma grubuna entegre buz depolu bir sistem üzerinde gerçekleştirilen deneysel çalışmadan hareketle, harcanan elektrik miktarına karşılık, depolanan enerji miktarı hesaplanmıştır. Soğu deposunun getirdiği ilave maliyet hesaplanarak, böylesi bir sistemin ne kadar zamanda kendisini amorti edebileceği, sistemin soğu depolu veya deposuz olma durumlarındaki soğutma kapasitesi de göz önüne alınarak, belirlenmiştir.

Çiğdem AYDIN - Sinan AKTAKKA - Kirami KILINÇ - Barış ÖZERDEM

Binaların en önemli işlevlerinden bir tanesi, içinde yaşayanlar için uygun bir ortam  sağlamasıdır. Binaların bu işlevini yerine getirmesi için iklimlendirme yapılmaktadır. Hava kanalları ve bağlantı parçaları, yaşam alanları için gerekli temiz havanın tüm sisteme dağıtılması ve ısıl konforun sağlanması açısından klima ve havalandırma tesisatlarının önemli bileşenlerindendir. İç hava kalitesinin yükseltilmesi amacıyla yapılan çalışmalardan biri de hava kaçaklarından   meydana gelen verimsiz çalışmanın ve enerji kayıplarının önlenmesidir. Hava kanal ve bileşenlerinden meydana gelen hava kaçaklarından dolayı oluşan enerji kayıplarına yönelik araştırmalar pek çok gelişmiş ülkede yapılırken ülkemizde, hava kanalları ile ilgili standartlar oluşturulmasına rağmen,  mevcut değildir.  Bu çalışmada, Avrupa ve Türk Standartlarına uygun bir test düzeneği yardımıyla kanallardan olan hava kaçakları miktarları dört değişik kanal için ölçülmüş ve kaçağı önlemeye yönelik olarak yapılması gereken uygulamalar tartışılmıştır.

İbrahim BİNER

Günümüzün modern hava dağıtım tekniklerinden biri olan Deplasmanlı Havalandırma Sistemleri, bu çalışmada detaylı bir şekilde incelenmeye çalışılacaktır. Çalışma endüstriyel olmayan ortamlar için yapılmıştır.

Mustafa EYRİBOYUN - Keziban ÇALIK

Zonguldak Çatalağzı Termik Elektrik Santralı (ÇATES), 2×150=300 MW'lık kurulu güce sahip, kömür yakıtlıdır. Denizden alınıp denize atılan, santral yoğuşturucusu soğutma suyunun, yıl boyunca en düşük sıcaklığı 25 ºC, debisi ise 18000 m3/h'dir.

Bu çalışmada, ÇATES yoğuşturucu soğutma suyunun atık ısısından, ısı pompası yardımıyla konut ısıtılması olanakları araştı-rılmıştır. 30 dairenin ısıtılmasına yetecek bir sistem düşünülmüştür. Sistemin ısıl performansı; Soğutma Etkinlik Katsayısı (SEK?COP) ve Birincil Enerji Oranı (BEO?PER) değerleri anlamında,  NH3, R-22 ve HFC?134a soğutkanları için ayrı ayrı hesaplanmıştır.

Hesaplarda; kazan verimi %75, kömürden elektrik enerjisine dönüşüm verimi %27 olarak alınmış ve BEO değerleri buna göre bulunmuştur. Isı pompası yoğuşturucusunda 5 °C aşırı soğutma, buharlaştırıcısında 5 °C aşırı kızdırma esas alınmıştır. Sistemdeki bütün üniteler için basınç kayıpları hesaplanarak, gerekli pompalar buna göre seçilmiştir. Hesap sonuçlarına göre, COP=4.97 ve BEO=1.34 değeriyle, 50/40 °C sıcak sulu ısıtma sisteminde NH3'lı ısı pompası sistemi, birincil enerji  tüketimi bakımından, kömür yakıt kullanan klasik kazanlı ısıtma sistemine göre %79 daha verimli olduğu görülmüştür.

Isı kaynağı ile tüketim yeri arasındaki mesafenin uzun olması, döşenmesi gereken yalıtımlı boruların ilk yatırım maliyetini artırarak; atık su kaynaklı ısı pompalarının kullanımı önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. ÇATES'e 1150 metre uzaklıktaki lojmanlar için yapılan ekonomik analiz hesaplarında; ilk yatırım maliyetinin %66'sının boru masrafı olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak olaya doğal kaynakların tüketiminin yavaşlatılması ve çevreye daha az kirletici atılması açılarından da bakılması gerekmektedir.

Tamer TURNA

Bu çalışmada entegre tekstil fabrikalarının elektrik enerjisi ve ısı ihtiyaçlarının, en uygun biçimde, karşılanmasına yönelik bileşik elektrik ve ısı sistemlerinin (B.E.I.S) belirlenmesi için bir model oluşturulmuş ve buna uygun bilgisayar programı geliştirilmiştir.

Programda entegre tekstil fabrikalarının üretimden kaynaklanan teknik verileri (birim elektrik ihtiyaçları, birim ısı ihtiyaçları, proses sıcaklıkları vs.) bilgi olarak girilmekte ve toplam kapasiteler ara sonuç niteliğinde çıkarılmaktadır. B.E.I.S. hesaplamalarına geçilmeden önce programda, proses atık sıcak sularındaki ısı geri kazanımı potansiyeli belirlenmektedir.

Bu sayede nihai net elektrik ve net ısı ihtiyacı belirlenen entegre tekstil prosesi için, 8 farklı B.E.I.S. seçeneği hesaplanmaktadır. Seçeneklerin teknik yeterliliği, elektrik üretim gücü ve yararlı ısı üretim güçleri üzerinden belirlenirken, ekonomik uygulanabilirlikleri; bugünkü net değer (NPV) ve iç getiri oranı (IRR) cinsinden hesaplanmaktadır.

Elde edilen sonuçlar, seçilmesi gereken uygun B.E.I.S. için temel verileri oluşturmaktadır. Ancak seçimin kesin ve hatasız olabilmesi için seçeneklerle ilgili, sistem tasarım parametrelerinden kimileri sabit, kimileri ise değişken olarak atanması yöntemiyle, duyarlılık analizleri yapılmakta, sonuçlar programdan yine çıktı olarak alınabilmektedir.

Yapılan araştırmaya dayalı sonuçlara göre: gaz motorlu, gaz türbinli, kombine gaz türbini ve karşı basınçlı buhar türbini, kombine gaz türbini ve ara buhar almalı buhar türbini B.E.I.S.'ler teknik ve ekonomik açıdan uygulanabilir teknolojiler olarak belirlenmiştir. Karşı basınçlı buhar türbini B.E.I.S. ekonomik açıdan uygulanabilir bulunmasına karşın, elektrik üretimindeki kapasite yetersizliği sebebiyle bir zafiyet göstermiştir.

Uygulanması genel anlamda uygun olan bu beş çeşit B.E.I.S.'nin, tezde geliştirilen bilgisayar programı kullanılarak, her bir entegre tekstil fabrikası için ayrı ayrı yeniden hesapla-nılmasında, tekstil proseslerinin farklılığı sebebiyle yarar vardır.

Ahmet ARISOY - Edvın ÇETEGEN

Sunulan çalışmada bir örnek yapıda ve iklimde ısıtma amaçlı yakıt tüketiminin minimizasyonu amacıyla ısı yalıtımıyla birlikte ısıtma sistemi optimizasyonu ele alınmıştır. Pencere cinsleri ve termostatik vana kullanımı da optimizasyona ilave edilmiştir. Örnek bina mevcut bina ve yeni yapılan bina olarak iki ayrı biçimde ele alınmıştır. Örnek üzerinde gösterilmiştir ki yakıt tüketimini minimize eden en uygun çözümler ısı yalıtımı + ısıtma sistemi ortak iyileştirmesiyle elde edilmektedir. Hesapların yapılmasında tarafımızca geliştirilen tek zonlu bir bina simülasyon programı kullanılmıştır. Bu simülasyonda İstanbul için 1995 tipik yıl saatlik iklim verilerine dayanılmıştır.

Hamdi İlker TÜRKMEN - Nurdil ESKİN

Soğutma ve ısıtma yüklerinin bilinmesi HVAC sistemlerinin tasarımında ve iklimlendirme cihazlarının boyutlandırılmasında gereklidir.  Bu çalışmanın amacı farklı boyutlarda ve farklı şehirlerde bulunacak ofis amaçlı binaların yıllık ısıtma ve soğutma yüklerinin incelenmesidir.  Binaların yıllık ısıl yüklerine farklı bina para-metrelerinin etkisi hazırlanmış bir bilgisayar programı vasıtasıyla incelenmiştir.  Geliştirilen programın geçerliliği ise program sonuçlarının daha önce benzer amaçlı hazırlanmış programlarla karşılaştırılarak yapılmıştır.  Sonuçlar programın güvenlikle kullanımını kanıtlar niteliktedir.  Binanın coğrafi konumu, büyüklüğü, cam tipi, pencere /duvar oranı,pencere tipi ve kullanım oranlarının etkileri farklı boyutlardaki bina için irdelenmiş ve sonuçlar sunulmuştur.

H. Murat GÜNAYDIN - Selin ZAĞPUS

Bu çalışmada, Türkiye'de yaklaşık olarak son 10 yıldır yaygın şekilde uygulanan bina otomasyon sistemlerinin mimarlar tarafından algılanması, akıllı bina tasarım süreci ve kalitesi incelenmiştir. Akıllı bina kavramı altsistemlerinin (bina otomasyon sistemi, ofis otomasyon sistemi, geliştirilmiş teknolojiler) tanımlanmasında otomasyon şirkertlerinden uzman kişilerle görüşme yoluna gidilmiştir. Bunun yanında, akıllı bina tasarım kriterleri, bu binaların yarar/zararları ve akıllılık dereceleri incelenerek; ülkemizde bu konuya olan yaklaşım irdelenmiştir. Akıllılığın ülkemizdeki durumunun incelenmesinde, literatür araştırmasına ek olarak, akıllı olarak nitelendirilen bazı binalar incelenmiş ve bu konuda yetkin mimarlar ile görüşmeler yapılarak akıllı binanın tasarım süreci ve tasarım kriterleri üzerine bilgi alınmıştır. Sonuçta; yapılan görüşmelerin karşılaştırılması yöntemi ile yapıda akıllılığın tanımı, akıllı bina tasarım süreci, binaların akıllandırılmasında mimarın rolü, ve Türkiye'deki akıllı bina yaklaşımı tartışılmıştır.

Serdar ERGİNTÜRK

Yazımızda interaktif yangın ihbar sistemlerinin çalışma prensibi, sunduğu yenilikler ve sistemi oluşturan ekipmanlar hakkında bilgi verilmektedir. Yangın algılama sistemlerinde yanlış alarmın önemli bir problem olduğu belirtilmekte, bu durumun interaktif sistemlerle nasıl üstesinden gelindiği anlatılmaktadır. Dedektörlere yüklenen algoritmalar, interaktif sinyal analizi, çok kriterli algılama gibi interaraktif sistemlerin karekteristik özellikleri standart tip yangın ihbar sistemleriyle karşılaştırmalı olarak verilmektedir. Bunun yanında sistemi oluşturan kontrol paneli ve saha elemanları incelenmekte ve sistem limitleri hakkında genel bilgiler verilmektedir. Sonuç olarak; özellikle yanlış alarm riski olan uygulamalarda ve hızlı haberleşme gerektiren büyük, kompleks yapılarda interaktif yangın sistemleri en iyi çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır.

M. Erhan ARSLAN - A. Nilüfer EĞRİCAN

Bu çalışmada, buzdolabı uygulamasında kullanılan absorbsiyonlu soğutma sisteminin termodinamik analizi yapılmıştır. Bu sistemin en önemli özelliği tamamen ısıl güç ile çalışmasıdır. Fakat genel olarak bu sistemlerin performansının düşük olduğu bilinmektedir. Termodinamik analizin yapılmasındaki amaç, sistem üzerindeki ısı kayıplarını belirlemek ve bu kayıpları mümkün olduğunca azaltarak sistem performansını arttırmaktır. Termodinamik analizde, bu çalışmayla birlikte gerçekleştirilen deneysel çalışma için kurulan sistem üzerindeki belirli noktalardan alınan sıcaklık ölçümleri kullanılmıştır. Analizde elde edilen denklemler geliştirilen bir bilgisayar programı yardımıyla çözdürülmüş ve bu programın çıktısında sistem üzerindeki ısı kayıpları sayısal olarak elde edilmiştir. Belirlenen bu ısı kayıplarının bir kısmı, sistemde çevrimin tamamlanabilmesi için, mutlaka dışarı atılmak zorundadır. Fakat bazı bölgelerde gereksiz ısı kayıpları mevcuttur. Bu bölgelerdeki ısı kayıplarının mümkün olduğunca azaltılması sonucunda ise sistemin soğutma etkenlik katsayısında belirgin bir iyileşmenin meydana geleceği yapılan analiz sonucunda ortaya çıkmıştır.

Dilek Özlem ESEN - Murat HOŞÖZ

19. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilmeye başlanan ilk  soğutma sistemlerinde karbondioksit, hava, su, amonyak gibi doğal maddeler soğutucu akışkan olarak kullanılmıştır. İzleyen yüzyılda, yapay olarak elde edilen kloroflorokarbon ve hidroklo-roflorokarbonlar bu maddelerin bir kısmının yerini almış ve yoğun şekilde kullanılmıştır. Ancak bu maddelerin zaman içerisinde atmosfere karışması sonucunda, sera etkisinin artması ve ozon tabakasının tahribatı gibi çeşitli çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Özellikle canlıları zararlı güneş ışınlarından koruyan ozon tabakası soğutucu maddelerin yapısında bulunan klor   atomlarının serbest kalıp zayıf ozon moleküllerini parçalamasıyla tahrip olmaktadır.

Ozon tabakasının tahrip olması sorunu, tüm dünyada önem kazanmış ve ülkeler bu tahribatı önlemek için birlikte harekete geçmişlerdir. Bu hareketin prensiplerini çizen ve  1987 yılında 43 ülke tarafından imzalanan Montreal Protokolü ile  R12'nin de içinde bulunduğu CFC grubu soğutucu akışkanların üretim ve kul-lanımı aşamalı olarak kısıtlanmıştır. Günümüzde R12'ye alternatif olarak gösterilen soğutucu akışkanlardan bir tanesi olan R134a, 1994 yılından bu yana üretilen otomobillerde yaygın olarak kulla-nılmaktadır. Hidrojen, flor, karbon atomları içeren bir soğutucu akışkan olan ve HFC grubuna ait R134a, klor atomu içermediğinden ozon tabakasına zarar vermez. Bunun sonucu olarak R134a'nın Ozon Tüketme Potansiyeli(ODP) değeri de sıfırdır. Bahsedilen bu olumsuzlukların yanında, R12'nin giderek pahalılaşması ve temininin zorlaşması, R12 kullanan araç klimalarının R134a soğutucu akışkanlı sisteme dönüşümünü zorunlu kılmaktadır.

Bu çalışmada, R12 kullanan araç klimalarının R134a kullanır hale dönüştürülmesinden sonra performanslarında görülecek deği-şimler teorik olarak ortaya konmuştur. Bu amaçla, R12 ve R134a soğutucu akışkanlarının termodinamik özelliklerini veren denk-lemlerden yola çıkılarak, bu denklemler bir bilgisayar simülasyon programı haline getirilmiştir. Sonuçta klima sisteminin, soğutma gücü, kompresör gücü, STK gibi parametreleri hesaplanmış ve iki ayrı akışkana ait sonuçlar grafikler halinde sunulmuştur.

Reşat SELBAŞ - A. Kemal YAKUT - Arzu ŞENCAN - Erkan DİKMEN

Bu çalışmada, absorbsiyonlu sistemlerde kullanılan alternatif akışkan çiftlerinden methanol-LiBr ve methanol-LiCl eriyiklerinin bazı termodinamik özellikleri, yeni bir metot olan Yapay Sinir Ağlarıyla (YSA) tahmin edilmiştir. Bu metotta, methanol-LiBr ve methanol-LiCl eriyikleri için mevcut deneysel sonuçlar kullanılmıştır. Sonuç olarak, YSA metodu yardımıyla tahmin edilen değerlerin deney sonuçlarıyla oldukça iyi bir uyum gösterdiği görülmüştür.

Ö. Ercan ATAER - Yusuf TEKİN - Halit KARABULUT

Bu çalışmada Stirling çevrimi ile çalışan bir V-tipi soğutucunun düğüm yöntemi kullanılarak termodi-namik analizi yapılmıştır. Çalışma akışkanı olarak hava kullanan Stirling soğutucusu sıkışma ve genişleme hacimlerinin sıcaklık farkına bağlı olarak çalışır ve sıkışma ve genişleme hacmi pistonları, soğutucu, rejeneratör, ısıtıcı ile krank biyel mekanizmasından oluşmaktadır. Sıkışma ve genişleme pistonları arasındaki faz açısı 90° dir. Termodinamik analizde Stirling soğutucusu 14 kontrol hacmine bölünmüş-tür. Bu kontrol hacimleri sırasıyla sıkışma hacmi; 1, soğutucu; 2, 3, rejeneratör; 4 - 11, ısıtıcı; 12, 13 ve genişleme hacmi; 14 nolu kontrol hacimlerinden oluşmaktadır. Sıkışma ve genişleme hacimleri krank açısına bağlı olarak değişmekte, diğer 2 - 13 arasındaki kontrol hacimlerinin hacmi ise sabit kalmaktadır. Analizde her bir kontrol hacmi için enerji ve kütlenin korunumu denklemleri yazılmış ve temel denklemler, FORTRAN dilinde bir bilgisayar programı hazırlanarak iteratif olarak çözülmüştür. Stirling soğutucusunun verilen şarj basıncı, motor açısal hızı, ısıtıcı ve soğutucu yüzey sıcaklıkları için her bir kontrol hacminin kütle, anlık basınç ve sıcaklıkları hesaplanmıştır. Bu veriler kullanılarak çevrimin net işi, COP'si hesaplanmış ve sonuçlar diyagramlar halinde verilmiştir.

Serhan KÜÇÜKA - Tahsin BAŞARAN

Jeotermal bölge ısıtmalarında, ısıtma amacı ile kullanılan suyun dağıtım sıcaklığı; uygulamalarda 70 - 85°C aralığında olmaktadır. Böylece, görece yüksek sıcaklıklı jeotermal kaynağın termodinamik kullanılabilirliğinin önemli bir kısmı, düşük sıcaklıktaki dolaşım suyunun ısıtılması sırasında yitirilmektedir. Buna karşılık, akışkanın yüksek termodinamik potansiyelinin; önce güç üretiminde, sonrasında ısıtma amacı ile kullanılmasıyla, ısıtma kapasitesi önemli ölçüde azaltılmadan, güç üretilmesi olanaklıdır. Bu çalışmada, Balçova bölge ısıtma sisteminin verileri esas alınarak, karşı basınçlı ve yoğuşturucu çıkışlı buhar çevrimleri ile güç üretiminin olabilirliği ve bu üretimin bölge ısıtma sistemi kapasitesine etkisi analiz edilmiştir.

Umran SERPEN

Jeotermal Enerji Yasası tasarısı jeotermal enerji kaynakları gelişmiş ülkelerde de kullanılan "Entegre Kaynak Yönetimi" felsefesiyle hazırlanmıştır. Bu çerçevede bir "Jeotermal Enerji Politikası" ile "Bölgesel Jeotermal Enerji Geliştirme Planları" nın oluşturulmasını yasa zorunlu kılmaktadır. Bu plan MTA, DSİ ve Çevre bakanlığı gibi devlet kurumlarıyla işbirliği yanında, araştırma ve geliştirmeye de önem vermektedir. Önerilen yasa taslağında, jeotermal kaynak tanımı ve kapsamı sağlıklı bir şekilde yapılmıştır. Jeotermal enerji kaynağı ne olursa olsun, enerji taşıyıcı elemanı su olduğu için, akışkan özelliği dikkate alınarak tasarı hazırlanmıştır. Yasa tasarısı, yukarıdaki felsefesini uygulamaya koyabilmek için, gerekli kurumlar ve görevlerinin tanımları yapmakta ve böyle bir yasada bulunması gereken ruhsatla ilgili işlemler, memnuiyetler, itiraz hakları, tahkikat usulleri ile cezai hükümleri içermektedir.