teskon 2001'DE SUNULAN BİLDİRİLER
Ahmet ARISOY

Bu seminer notunda mekanik tesisatın deprem koruması verilmektedir. Öncelikle deprem ve geçerli olan kuvvetler tanımlanmaktadır. Kısaca deprem kuvvetlerinin hesabından sonra kullanılan elemanlar ve bunların seçim esasları anlatılmıştır. Tipik cihazlar olarak, yere monte edilen cihazlar ele alınmıştır. Beton kaideler verilmiş, ayrıca kolon boruları, asılı boru ve kanallar, sprinkler boruları deprem bağlaması anlatılmıştır. Son kısımda da doğal gaz tesisatı üzerinde durulmuştur.

Alpin Kemal DAĞSÖZ - Kemal BAYRAKTAR - Hüseyin ÜNVEREN

Ülkemizde son olarak 1999'dan beri enerji krizi yaşanmaktadır. Yerli kaynaklı enerji üretimimizin tüketimi karşılama oranı ise %30 olup 2020'de %25'e düşeceği saptanmıştır. 1999 verilerine göre enerji tüketimi dağılımı %37 sanayi, %32 konut, %23 ulaşım, %5 tarım, %3 diğer sektörlerinde olmuştur. 1999'da sadece elektrik dış alımına 1,525 milyar dolar ödenmiş olup, petrol ile doğal gaz için de yaklaşık 6 milyar dolar giderimiz vardır.

Yukarıdaki tablo enerji tasarrufunun önemini ortaya koymaktadır. Konutlardaki enerji sarfının %80'i ısıtma gayesiyle harcanması yanında sanayide lojmanların, sosyal tesislerin ve idare binalarının ısıtılmaları da gözönüne alındığında ısı yalıtımı ile kalorifer tesisatı standartlarının önemi ortaya çıkmaktadır. Yenileştirilen Nisan 1999 tarihli TS 825 "Binalarda Isı Yalıtım Kurallları" isimli standart Mart 1988 tarihli standarta nazaran büyük yenilikler getirmesine rağmen yeterli olduğu söylenemez. Almanya'da ilgili standarta da her üç senede bir iyileştirme yapıldığı gibi ülkemizde de TS 825 standartı kısa sürelerle iyileştirmelidir. Yeni haliyle bile çoğu Avrupa ülkelerinden %40-60 civarında daha fazla enerji kaybı söz konusudur. TS 2164 "Kalorifer Tesisatı Projelendirme Kuralları" isimli standart Ekim 1983 tarihli olup ısıtma devrelerinde kullanılan yeni teknolojilerden çok geride kalmıştır. Ayrıca her iki standart arasında da aykırılıklar bulunmaktadır. Her iki standartın iyileştirilmesi ve yenileştirilmesi ile %40'ları aşan enerji tasarrufu sağlanması söz konusudur.

Yapılarda enerji tasarrufunun sağlanması ise özellikle binalarda, ısı yalıtımı ve kalorifer tesisatı ile ilgili standartların içeriklerinin iyi olmalarına bağlıdır. Ülkemizde bu konularda yürürlükte olan standartların yeterli oldukları söylenemez. Bu çalışmada her iki standart hakkında görüşler ayrı ayrı belirtilmiştir.

Rüknettin KÜÇÜKÇALI

Isıtma sistemlerinde ve ekipmanlarında gelişmeler çok hızlı olmaktadır. Bu çalışmada sıcak sulu ısıtma sistemlerinde kullanılan kazan ve brülörlerdeki gelişmeler anlatılmıştır. Öte yandan özellikle hafta sonu evlerinde kesintili çalışmanın yarattığı yüksek yakıt tüketimi ve konforsuzluk üzerinde durulmuş ve bunun önlemleri tartışılmıştır. 

C. Ziya TİRYAKİ

Isıtma sistemlerindeki tüm gelişmeler günümüzde tasarruf kelimesinde odaklanmıştır. Enerjinin her zerresi kayıp olmadan kullanıcının konforuna en ucuz şekilde sunmak için yeni teknolojiler üretilmekte veya geliştirilmektedir. Bunlardan biri de ışıma ile yapılan ısıtmadır.

Yüksek ve büyük hacimli mekanlarda konveksiyon ile yapılan ısıtmanın etkisiz kalması veya yüksek enerji maliyetlerine neden olması, ışıma ısıtma sistemleri teknolojileri gelişmesini ve yaygın olarak kullanımını sağlamıştır.

Işıma (radyant) ısıtma güneş doğası ile aynı fenomene sahiptir. Enerji merkezinden ışınım şekliyle çıktıktan sonra düştüğü yüzeyi (Çalışanları veya bina tabanını) ısıtır. Böylece -konveksiyonlu ısıtmanın aksine- yüksek binaların tabanı ve çalışanları ısınırken tavan veya çatı bölümü gereksiz yere ısınmaz. Uygun cihaz kullanımıyla konforla birlikte %80 tassaruf sağladığı yapılan ölçümlerle tespit edilmiştir.

Uygun cihazın seçimi ve projelendirilebilmesi için temel kavramların yanı sıra sistem parametrelerinin bilinmesi gerekmektedir.

ülkemizde de yaygınlaşmaya başlayan ışıma ısıtma sisteminin fiziksel temel fenomenleri, cihaz seçim ve montaj kriterleri gibi projelendirilme de izlenecek yolu, tesisatçı, projeci mühendislerin yanısıra fabrikaların ısı veya planlama mühendislerine gösterebileceği nitelikte konuyla ilgili temel olabilecek özet bilgiler sunulmuştur.

H. Cem ERİŞTİRENOĞLU - Levent SANCAK - Server Levent YILMAZ - Feridun ÖZGÜÇ

Geleneksel HVAC (Isıtma-Havalandırma-Klima) sistemleri insan sağlığı ve konforu açısından özellikle cebri akımlı klima sistemlerinin yarattığı sıcak/soğuk hava akımından ve yüksek nem oranından kolayca etkilenen çocuk, hasta ve yaşlılar için yeterli koşulları sağlayamamaktadır. Ayrıca giydirme cephe binalarda, odada istenen konfor şartı ortalama olarak sağlansa bile, camdan gelen ışınım geçişinin sonucunda cam önünde istenmeyen şartlar oluşmaktadır. Bu kullanım lüks konutlarda büyük cam uygulamalarında da geçerlidir. Üzerinde çalışılan projenin amacı yukarıda belirtilen konularda çözüm oluşturmaktır. Bu projede bataryanın sadece ısıtma fonksiyonu incelenmiştir, soğutma fonksiyonunun analizi projeye ek bir proje olarak sonraki döneme bırakılmıştır.

Çalışmada üç aşamalı bir analiz öngörülmüştür : Bunlar, deneysel, analitik ve sayısal (numeric) analizlerdir. Öncelikle İstanbul Teknik Üniversitesi'nde deneysel çalışmalar yapılmıştır. Deney çalışmalarını takiben, test sonuçlarını ve çalışmayı kapsayan analitik danışmanlık raporu hazırlanmıştır. Deney sonuçları ve hazırlanan rapor, daha sonra yapılan çalışmaların temelini oluşturmuştur. Daha sonra, kapsamlı bir analitik çalışma yapılmış ve akabinde, çalışmayı toparlayan iteratif bir algoritma geliştirilmiştir. Bu algoritmadan elde edilen sonuçlar, deneysel sonuçlarla çok az hata payıyla örtüşmüştür. Bu sebeple, bu algoritmanın konveksiyon bataryası optimizasyonunda etkili bir şekilde kullanılabileceği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla üretilen dört konveksiyon bataryası modeli bu yöntemle incelenmiş ve optimum model saptanmıştır.

Ahmet CAN

Yapı elemanlarının ısıl aktive edilmesi, özellikle klima tekniği ile ilgili uygulamalarda; sisteme ait tasarımların ve üretilen elemanların ispatladığı gibi, hızla genişlemektedir. Konu ile ilgili bilgi alt yapısı eksikliği, bir çok talebi karşılayamamakta ve hatalı kuralları kullanma zorunda bırakmaktadır. Bu sebeple burada, konunun temel esasları ile ilgili objektif bilgi sunulması amaçlanmaktadır.

Yapı elemanlarının ısıl aktive edilmesinin en çok tanınan uygulaması tabandan ısıtmadır, burada ele alınmayacaktır. Bu çalışmada, ısı depolayıcı olarak çalışan klima elemanlarına ait bölümlerin fonksiyonunu doğrudan yapı elemanlarının aldığı sistemler incelenecektir. Esas olarak, yapı elemanı aktivasyonunda pasif bir sistem söz konusudur. Yapı elemanları, pozitif yada negatif ısı akımı ile yüklenerek aktif işletilebilir. Hacmin soğutulması için yapı elemanının hacim içinden ısı yükü alması, tamamen pasif gerçekleşmektedir.

Yapı elemanı aktivasyonunun uygulanmasına ait esas gerekçe, çevre enerjisinin kullanılması ve elektrik enerjisi tüketiminden vazgeçmedir. Bu yönteme göre doğal yer altı suyu, deniz suyu, vb. soğutma ve hacim kliması uygulamalarında doğrudan kullanılabilir. Bu uygulama ile çok önemli iki avantaj elde edilir: 1. klima yada soğutma sürecinden önce suyun soğutulmasına ihtiyaç yoktur, 2. doğal yeraltı suyu kolayca ve ucuz şekilde temin edilebilir, tekrar alındığı yere verilerek sıcaklık stabilize edilir.

Klima yada soğutma yapılacak ortamdan ısının alınması, hacmin tavanına veya duvarlarına yerleştirilen modüler soğutma gruplarına ait kapilar boruları içinde dolaştırılan su ile gerçekleştirilmektedir. Burada, ısı geçişi ağırlıklı olarak, ışınım, taşınım ve iletim ile olmaktadır. Hacim sıcaklığına yakın değerlerde düşük yüzey sıcaklığında ışınımın etkisi oldukça önemlidir.

Sonuç olarak, bu tür bir sistemin termodinamik analizi yapılarak, kapilar borular için ve bunlardan oluşacak modüler yüzeyin boyutları, suyun borulardaki akış hızı, giriş çıkış sıcaklıları, birim yüzeyin depoladığı soğutma gücü gibi tasarıma ait bilgiler sunulmaktadır.

Nurdil ESKİN

Isıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinin gerek ilk yatırım maliyetlerinin ve daha sonra da işletme esnasındaki enerji ihtiyacının ve yakacak sarfiyatının bir binanın enerji ihtiyaçları üzerinde doğrudan ve çevre üzerinde ise dolaylı bir etkisi vardır. Bu çalışmada hazırlanan bir bilgisayar programı vasıtasıyla farklı iklim bölgelerinde bulunan ofis binalarının yıllık enerji ihtiyaçları değişken ve sabit hava debili sistemler esas alınarak karşılaştırılmaktadır. Çalışmada ofis binaları ele alınmış, binaların Türkiye iklim bölgelerine göre beş farklı şehirde olduğu kabul edilmiştir. Sonuçlar DDS sistemlerinin yeni binalarda ve eski binalara olan yeni iklimlendirme sistemi tesisinde gözönüne alınması gerektiğini göstermektedir.

Özay AKDEMİR - Ali GÜNGÖR

Absorpsiyonlu soğutma sistemleri ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılarak, hem çevre koruması hemde enerji tasarrufu sağlamaktadır. Sistemin yapısı diğer soğutma sistemlerine göre daha karmaşık ve soğutma etki katsayısı daha küçüktür; fakat atık enerjilerin ve yenilenebilir enerjilerin değerlendirilmesinde en uygun sistemlerdir. Sıkıştırma işlemi diğer sistemlerde kompresörle yapılmasına rağmen, absorpsiyonlu sistemlerde bu işlem absorber ve generatörden oluşan bir sistemle gerçekleştirilir.

Bu çalışmada absorpsiyonlu sistemlerinin genel kavramları, kullanılan akışkan çiftleri, mekanik soğutma sistemleriyle kıyaslamaları yapılacaktır. Absorpsiyonlu sistemlerde soğutma etki katsayılarını geliştirme uygulamaları: Yoğuşturma ısısı geri kazanımı, absorpsiyonlu (soğurma) ısısı geri kazanımı, yoğuşma-absorpsiyon ısısı geri kazanımı olarak ele alınacaktır. Ayrıca absorpsiyonlu sistemlerde kullanılan çok etkili ve çok kademeli çevrim uygulamaları incelenecektir. Sistem verimini artırmak için yapılabilecek iyileştirmeler ve tasarım, imalat aşamasında önemli olan parametreler incelenecektir.

Rüknettin KÜÇÜKÇALI

Bu çalışmada lejyoner hastalığı tanımlanmakta ve mekanik tesisatla ilişkisi verilmektedir. Mekanik tesisat vasıtası ile yayılan bu hastalığın önlenmesi için öncelikle risk taşıyan tesisat bölümleri sıralanmıştır. Bunlar tek tek ele alınarak incelenmiştir.Proje, uygulama, malzeme seçimi ve işletme bakım aşamalarında yapılabilecekler üzerinde durulmuştur. Önemli konuların altı çizilmiş ve önlemler gruplanmıştır. Tanısı giderek daha kesin yapılan bu hastalık, tesisat sektörü için bir gerçektir. Bu gerçeğin sektöre yansıması son haliyle yazıda özetlenmeye çalışılmıştır.

Hüseyin BULGURCU

Son yıllarda hava sızdırmazlığına sahip binalarda iç hava kalitesini, enerji en az kaybı ile sağlamak geri ısı kazanımlı havalandırma cihazları ile mümkün olabilmektedir. Bu cihazlar egzoz havasından taze besleme havasına ısı aktarımı yaparlar. Sadece ısı aktarımı yapan cihazlara HRV (ısı geri kazanımlı havalandırma cihazı), hem ısı hem de nem geri kazanımı yapabilen cihazlara ERV (enerji geri kazanımlı havalandırma cihazı) adı verilir.

Bu çalışmada lokal geri kazanımlı havalandırma cihazlarının temel özellikleri ve tasarım prensipleri incelenmiş, verim hesaplamaları örneklerle açıklanmıştır.

Ali GÜNGÖR - Esra KURTULUŞ - Özay AKDEMİR

Günümüzde yaygın bir kullanım alanı bulan ısı pompalarının endüstriyel ısı geri kazanımında kullanılması, uygulama tipleri verilmiştir. Kapalı çevrim ısı pompası uygulamaları, hava-hava, hava-su, su-su sistemleri olarak ele alınmıştır. Isı pompalarının açık çevrim ve yarı açık çevrim uygulandığı sistemler üzerinde durulmuştur. Isı geri kazanımı tasarım kuralları verilmiştir. Uygulamalı ısı geri kazanım sistemleri ise, atık ısı geri kazanımı, su çevrimli ısı pompası sistemleri ve dengelenmiş ısı geri kazanımı sistemleri şeklinde başlıklar halinde incelenmiştir.

Arif HEPBAŞLI - Hüseyin GÜNERHAN - Koray ÜLGEN

Enerji verimliliği açısından; peşin para olarak adlandırılabilen enerji, modern sanayi toplumunun bir payandasıdır. Genel anlamda, toplam kalite felsefesini oluşturan PUKÖ (Planla, Uygulama, Kontrol Et ve Önlem Al-Düzelt) çevriminin tekrarına dayanan mantıklı ve etkin bir şekilde belirli bir amaca ulaşmak için gerekli olan tüm etkinlikleri içeren enerji yönetimi, çevresel çözümün anahtarıdır. Bir bakıma, hangi enerji kaynağını kullanırsak kullanalım, olmazsa olmaz, enerji verimliliği ve buna giden etkin yol; enerji yönetimidir. Bu çalışmanın ana yapısını oluşturan; enerji tasarrufu etüdü (enerji auditi) ve uygulamasında önemli bir ara kesiti olan, enerji denkliğinin yapılmasında ülkemizde önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Enerji taraması (incelemesi), enerji analizi veya enerji değerlendirilmesi olarak da adlandırılan enerji tasarrufu etüdü, enerji tüketen sistem veya tesisin derinliğine incelenmesidir. Isı yönetim sisteminin kalbi olan ısı denkliği terimi, enerjinin korunumu yasasının (Termodinamiğin Birinci Yasası) donanıma uygulanmasıyla, donanıma verilen ısının nerede ve hangi şekilde dağıldığını belirlemeği ifade eder. Isı denkliği; normal sabit çalışma koşullarında (denge şartlarında) bir sisteme verilen enerji (sistemde tüketilen enerji) miktarı ile, sistemden çıkan enerji miktarı arasında bir denklik kurulması demektir. Isı denkliğinin amacı; sisteme giren ve çıkan enerjiyi açıkça belirlemek ve donanımın rasyonel işletilmesi için mevcut veriyi elde etmektir. Bunun yanı sıra, ısı denkliği, bir ısıl donanımın planlanmasında, donanımın ısıl verimini ve tükettiği yakıtı hassas olarak tahmin etmek için uygulanır.

Ahmet KOYUN - Atakan Devrim PAKKAN

Bina içi soğuk su, sıcak su, kalorifer tesisatı, doğal gaz ve bina dışı basınçlı hatların tasarımı sırasında, genellikle; konut uygulamalarında, tesisatçıların tecrübelerinden yararlanarak yaptıkları; yine konut, dış tesisatlar ve çoğu sanayi tesisi uygulamalarında kısmen hesaplanarak ancak basit yaklaşımlar kullanılarak yapılan boru çaplandırma ve tesisat güzergah seçimleri uygulamaya aktarılmaktadır. Çünkü tam optimizasyon uzun ve geri dönüşlü hesaplar gerektirmektedir. Bu yüzden optimizasyona ağırlık verilmeden projeler tamamlanmaktadır. Dünyada bazı araştırma kuruluşları tesisat projelerinin yapılmasını ve üç boyutlu çizimini sağlamak için yazılımlar geliştirmişlerdir. Bu yazılımlar da güzergah ve uygun çaplandırma işlemlerini hesap yoluyla çıkarmamaktadırlar. Ayrıca bu yazılımlar içinde bazı hesaplamaları da yapmak imkanı bulunmadığı gibi genellikle çizim yazılımı ağırlığındadırlar. Bu nedenle, hem çizim imkanı olan hem de uygun boru boyutlandırmanın yapılmasını sağlayan bir algoritma geliştirilmeye, her zaman ihtiyaç duyulmuştur.

Bu ihtiyaca uygun olarak sıcak su, soğuk su, kalorifer ve doğal gaz tesisatı boyutlandırmasını içine alan bir algoritma ve yazılım geliştirilmiştir. Yazılımda fare yardımıyla iki boyutlu ve izometrik olarak boru hattının çizilmesine imkan tanıyacak biçimde matematiksel bir algoritma hazırlanmıştır. Yazılım tamamen görsel nesne oluşturmaya dayalıdır. Bu yazılım kullanılarak tesisatın çizilmesi sırasında akışkan tüketim noktalarında debi pencereleri açılabilmekte ve kullanıcı buraya debi girmek yerine çamaşır makinası, bulaşık makinası, musluk gibi duyar noktaları kullanarak hat yüklerini gösterebilmektedir. Kalorifer tesisatı hattı üzerinde radyatör ısı yükü girmek yerine yaklaşık ısı kaybı metoduna göre yükler duyar noktalar yardımıyla hesaplanabilmektedir. Boruların üzerinde özel kayıp elemanları tanımlanabilmektedir. Yazılım yine çizilen hat için genleşme kabı, kazan, boyler, hidrofor hesaplarını ve radyatör yükleri ile gaz tesisatı regülatör ayar değerini hesaplayabilmektedir. Yazılımın tüm hesap algoritmasının geliştirilmesinde DIN ve TSE normları kullanılmıştır. Yazılım kullanılarak dakikalarla ifade edilebilecek kadar kısa bir sürede en uygun tesisat çözümleri gerçekleştirilebilmektedir.

Kevork ÇİLİNGİROĞLU

Dünyada yeni teknoloji değişimi ve gelişimiyle teknikte bazı değer yargıları da değişmekte ve takviyeler yapılmaktadır. Bu dizede büyük gelişmeler gösteren iklimlendirme tesisatlarının değer yargılarında da artan etkenler, sıcaklık ve nem değerlerine, iklimlendirilen hacımlarda, hava dağıtım hızları ve ses kirliliği etkenleri de dahil oldu.

Bu nedenle, bildiride iklimlendirme olayını, temin eden HVAC sistemlerinde gürültü kaynağı olan fan'lar ele alındı. Bu sistemlerde kullanılan fan çeşitleri ortaya konarak bunlar teker teker incelendi. Bu incelemede her türe ait fan'ların kanat şekilleri, bu şekillerin fan karakterine etkileri, verimli olarak kullanılma alanları, sakıncalı bölgeleri ve bu bölgelerdeki gürültü durumları ve bunların giderilme tedbirleri izah edildi.

Fan kontrol şekilleri, fan hız ayarları, VAV sisteminde sakıncalı bölgeye düşmemek için fan seçimi ve senaryosu incelendi.

H. Ahmet GÖKŞİN - Aurel STAN

Endüstride üretimin çeşitli aşamalarında açığa çıkan toz, duman ve gazların, insan sağlığına zarar vermemesi için çalışma ortamından uzaklaştırılması gerekir. Ancak bu uzaklaştırma, klasik havalandırma yoluyla yapıldığında, hem verimli sonuç alınamamakta, hem de çalışanların bu kötü havayı solumalarına engel olunamamaktadır. Bildirinin giriş bölümünde, çalışma ortamlarında açığa çıkan toz, duman, gaz gibi havayı kirleticilerin ve bunun dışında çalışma ortamında oluşan, insan sağlığını olumsuz etkileyerek meslek hastalığına yol açabilecek diğer etkenlerden bahsedilerek bunların kontrol altına alınması ve ortadan kaldırılması için yöneticilerin uygulaması gereken yöntemler açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, toz, duman ve gazın kaynağında yakalanması teknikleri üzerinde durulmuştur.

Ethem Sait ÖZ - Tayfun MENLİK

Günümüz tatil beldelerindeki otel, motel, yazlık kooperatif siteleri, vb. yerler ile özel konutlarda kullanılan yüzme havuzlarının ısıtılmalarında çeşitli sistemler kullanılmaktadır.

Bu çalışmada güneş enerjisi ile ısıtılan yüzme havuzlarındaki sistemler, bu sistemlerin tasarımında dikkate alınacak hususlar, sistemi meydana getiren bileşenler ayrıntılı olarak ele alınmış, farklı sistemlere ait örnekler verilmiştir.

Tuncay YILMAZ - Hüsamettin BULUT

İklim verileri, ısıtma ve soğutma sistemlerinin enerji ve yük hesaplamalarında en önemli parametrelerdendir. Bu çalışmada ASHRAE'nin son olarak yayımladığı ve güncelleştirdiği iklim verileri formatı temel alınarak Türkiye'nin tüm illeri için ısıtma ve soğutma sistemlerinin yük hesaplamalarında kullanılacak yeni iklim verileri saptanmıştır. İklim verilerinin tespitinde uzun döneme ait yeni ölçülmüş meteorolojik değer olarak en az 12 yıllık saatlik veri setleri kullanılmıştır. Kış tasarım şartları olarak, kuru termometre sıcaklığı için %99.6 ve %99 frekans değerleri ve yaz tasarım şartları olarak da kuru termometre sıcaklığı için %0.4, %1 ve %2 frekans değerleri ve bu değerlere karşılık gelen yaş termometre sıcaklık değerleri her il için ayrı ayrı tespit edilmiştir. Ayrıca her il için yıllık minimum ve maksimum kuru termometre sıcaklık değerleri ve bunların medyan ve standart sapma değerleri çizelgelerde verilmiştir. Tespit edilen değerler, literatürde Türkiye'nin bazı illeri için verilen değerlerle karşılaştırılmıştır.

Erkut BEŞER - Moghtada MOBEDİ - Dilek KUMLUTAŞ

Bu makalede, klima santral kaseti termal açıdan incelenmiştir. Santral kasetlerinin seçiminde, dikkat edilmesi gereken hususlar belirtilmiş, yanlış kaset seçiminde karşılaşılan problemler üzerinde durulmuştur. Isıl açıdan ideal kaset tanımı yapılmış ve bu doğrultuda geliştirilen ısı köprüsüz klima santral kasetleri ele alınmıştır. Isı köprüsüz klima santral kasetlerinin, gerek enerji tasarrufu açısından gerek yüzeydeki yoğuşmanın önlenmesi açısından, yapısal olarak nasıl olması gerektiği konusunda detaylı bilgi verilmiştir. Kullanılan panellerde, izolasyon kalınlığının, panelin toplam ısı transferi katsayısı üzerine olan etkisi incelenmiştir. Örnek olarak ısı köprüsüz bir klima santral kasetinin panelindeki sıcaklık dağılımı, sonlu elemanlar yöntemi ile çalışan ANSYS programıyla elde edilmiştir. Ayrıca, Thermograph yöntemiyle de kasetin üst yüzeyine ait sıcaklık dağılımı gösterilmiştir. Santral kaseti ile ilgili geliştirilen EN 1886 [1] standardında belirtilen klima santral kasetlerinin sınıfları hakkında bilgi verilmiştir.

Erkut BEŞER - Moghtada MOBEDİ - Levent ŞENOL

Bu makalede, hijyenik klima santrallerinin özellikleri üzerine durulmuştur. Hijyenik santrallerde istenilen özellikler kavram olarak çok karışık olmamasına rağmen, standartlarda istenilen özelliklerin pratikte uygulanması zorluk yaratmaktadır. Günümüzde hijyenik klima santrallerinin önemi nedeni ile, bu makalede konu ile ilgili yaygın kullanılan standartlarda istenilen özellikler açıklanmış, daha sonra yazarların bu konuda pratikteki uygulama tecrübesine dayanarak, gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Ahmet COŞAN

Bu bildiride armatür sektörü ile ilgili Türk standartları ele alınmış, standartların durumu, güncelleştirilmesi ve AB'ye giriş sürecinde standart entegrasyonunda yapılan çalışmalar ile karşılaşılan sorunlar incelenmiştir. Mevcut standartlar ile AB standartları arasındaki farklılıklar ve bunların sektöre olan etkileri belirtilmiştir. Ayrıca 4077 sayılı Tüketicinin Ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun içerisinde armatürlerle ilgili olarak yer alan maddeler incelenmiştir.

Ali BIDI - Uli HÖFFER

Bu çalışmada; tesisatta genel olarak korozyonun nedenleri araştırıldı. Farklı sebeplerle ortaya çıkan korozyonun çeşitleri üzerinde durulmuştur.

Ömer KANTAROĞLU

Bu makalede, temiz su tesisatına her türlü kirli su karışmasına yol açan bağlantılardan gerçekleşen Geri Akışın ne olduğu, nedenleri, geçmişte yaşanmış ve kayıtlara geçmiş olaylar anlatılmıştır. Temiz su tesisatının her tür kirlenmeden korunması için hangi uygulamalarda hangi cihazların kullanılması gerektiği, cihazların koruma özellikleri ve kısa tanımları da sunularak okuyucunun geri akış önleme hakkında yeterli temel bilgiye sahip olması hedeflenmiştir.

Arif Emre ÖZGÜR - Reşat SELBAŞ - İbrahim ÜÇGÜL

Vorteks tüplerin çalışma karakteristiklerine göre kıyaslaması yapılmıştır. Vorteks tüp içerisinde çalışma akışkanı olarak hava kullanıldığı durumlar için vorteks tüplerin uygulama alanları tartışılmıştır. Vorteks tüplerin ürettiği akışların sıcaklık değerlerinin değişiminin sebepleri açıklanmıştır. Vorteks tüp içersinde gerçekleşen sıcaklık ayırımı olayının nedenlerine, cihaz tiplerine ve bu cihazların soğutma amacına yönelik kullanılabileceği alanlar tartışılmıştır.

Ecvet BİNYILDIZ

Soğuk boru hatlarında ve soğutmayla ilgili cihazlarda karşımıza çıkabilecek en önemli iki problem, ısı yalıtım malzemesinin ıslanması ve yoğuşma olmasıdır.

Bilindiği üzere yoğuşma olmaması için ısı yalıtım kalınlığının "doğru" seçilmesi yeterlidir. Yalıtım malzemesinin ıslanmaması için ise en dış tarafa "uygun" bir buhar kesici kaplanması ve bu kaplamanın ek ve bini yerlerinin de buhar geçirimsiz olarak sızdırmazlığın sağlanması gerekmektedir.

Bu problemlerin önlenmesi için gerekli olan "doğruluk" ve "uygunluk" kriterlerinin esasları nelerdir? Isı yalıtım malzemesinin kalınlığı ne olmalıdır? Buhar kesici niçin gereklidir?

Öte yandan son yıllarda buhar geçirimsizlik faktörü yüksek olan kapalı gözenekli, sentetik esaslı birçok modern ısı yalıtım malzemesi tekniğin hizmetine girmiş bulunmaktadır. Bu modern malzemelerin kullanılması halinde dahi ayrıca buhar kesici kullanmaya gerek var mıdır?

Bu çalışmada bu soruların cevaplarını verebilmek için yoğuşmanın nasıl meydanı geldiği, o mekandaki iklim şartlarının yoğuşmaya nasıl etki yaptığı, ısı yalıtım malzemesinin hangi teknik özelliklerinin bu konu için önemli olduğu ve buhar kesici malzemelerin en önemli teknik özelliğinin ne olduğu açıklanmaya çalışılacaktır.

Ayrıca Yapı Fiziği konularındaki çalışmalarıyla tüm dünyada otorite sayılan Münih'teki FIW Enstitüsünde (Forschungsinstitut für waermeschutz) son yıllarda yapılan soğuk boru yalıtım deneylerinin sonuçlarından bahsedilerek konuya açıklık getirilecektir.

Edvin ÇETEGEN - Ahmet ARISOY

Binalarda ısıl sistemler için kullanılan fosil tabanlı yakıtların daha az tüketilmesiyle, hem bu değerli yakıtların korunması, hem de yanma sonucunda oluşan hava kirliliğinin minimum düzeye indirilmesi amaçlanmaktadır. Bu noktada çözüm olarak, doğal soğutma büyük bir potansiyele sahiptir. Söz konusu amaç doğrultusunda birinci grup önlemler binalardaki ısı kazançlarının azaltılmasını içerir. Pencere tipleri, bina yönlendirmesi, pencere yüzey alanları, duvarların konstrüksiyon tipleri, binanın ısıl ataleti ve gölgelendirme bu ısıl kazançları etkileyen başlıca faktörler olarak sıralanabilir. İkinci etkin önlem ise, gece rüzgar kuvvetlerinden faydalanarak yapılan doğal soğutmadır. Doğal soğutmanın binalar üzerindeki ısıl etkisini inceleyebilmek için bir bilgisayar programı ile binanın ısıl simülasyonunun oluşturulması gereklidir. Bu gereksinimi karşılamak için tarafımızdan bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Geliştirilen program kullanılarak çeşitli tipte binalar için saatlere göre değişen iç ortam sıcaklıkları hesaplanmıştır. Yukarıda bahsedilen faktörler birer parametre olarak göz önüne alınıp, binalar üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Önlem alınmamış ve doğal soğutmadan yararlanmayan, sıradan bir bina ve tipik bir yaz günü için iç ortam sıcaklığı 33 ºC 'ye kadar ulaşmaktadır. Halbuki doğal soğutma önlemlerinin alınması durumunda bu sıcaklığın 25 ºC civarına kadar inebileceği hesaplanmıştır.

Uğur ATİKOL - Hasan HACIŞEVKİ

Kıbrıs'ın coğrafi yapısı içerisinde, Lefkoşa, bulunduğu konum itibarı ile, özellikle yaz geceleri kuru bir havaya sahiptir. Meteoroloji Dairesinden alınan 1996 ve 1997 yıllarına ait sıcaklık ve nisbi nem değerleri psikometride incelenmiştir. Özellikle, Mayıs ve Eylül aylarında, klima kullanımına gerek kalmadan, sadece evaporatif soğutma ile soğutma yapılması mümkündür. Haziran ayında, 12-15 saatleri arasında, etkili bir evaporatif soğutma sağlanabilir. Temmuz ve Ağustos aylarında ise evaporatif soğutma sistemi tek başına yetersiz kalacağından, klima kullanımı ile desteklenmesi uygundur.

Asiye PEHLEVAN

Havalandırmalı çift kabuk dış duvarlar, özellikle rüzgar ve yağmurca zengin Almanya, Danimarka, İngiltere ve Belçika' da yalın duvarların yağmur tutma işlevinin yeterli olmaması nedeni ile geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Yetmişli yıllarda gündeme gelen enerji kriziyle birlikte, artık yalnız enerji üretiminin değil, enerji tüketiminde savurganlığın bilinçli olarak kaldırılması için enerji tasarruf eden yapılara ve dolayısıyla, ısı kayıplarını azaltan yapı elemanlarına yönelik araştırmalar başlamıştır. Bu amaçla, önceleri yalnız hava boşluklu olarak kullanılan, dış kabuğu her türden masif yapı malzemeleri ile oluşturulan çift kabuk dış duvarlara, ısı geçirgenlik direncini arttırmak için bir ısı yalıtım tabakası da ilave edilmiş ve böylece "ortadan ısı yalıtımlı dış duvar" kavramı doğmuştur.

Ortadan ısı yalıtımlı çift kabuk dış duvarlar iki farklı şekilde uygulanmaktadır: Birbirinden; düşey hareketli bir hava katmanıyla ayrılmış iki masif duvar ve ısı yalıtım tabakasından oluşan bir dış duvar sistemi (havalandırmalı - soğuk) ve hava boşluğu içermeyen, iki masif duvar ve ısı yalıtım tabakasından oluşan bir dış duvar sistemi (havalandırmasız - sıcak). Ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmalı çift kabuk dış duvar, belirli koşullar yerine getirildiğinde, difüzyon tekniği açısından sorunsuz bir konstrüksiyondur. Yapım tekniği kolaylığı ve bazı avantajları bulunan ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmasız çift kabuk dış duvarların, difüzyon tekniği açısından bazı dezavantajları vardır. Çünkü, kullanılacak malzemelere bağlı olarak duvarın ısıl ve nemsel davranışı büyük değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler, dış iklim koşullarının ağırlığı oranında daha da büyür. Bu sistemde, yeterli performans uygun malzeme seçimi ile birlikte bir dizi önlem alınarak sağlanabilir.

Bu bildiride; iç ve dış kabuk ve ısı yalıtım tabakası çeşitli yapı malzemelerinden oluşturulan ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmasız dış duvar seçeneklerinin, Türkiye' nin iklimsel koşullarında ısıl ve nemsel davranışlarını ortaya koyarak, en uygun duvar konstrüksiyonunu seçmek ve alınması gereken önlemleri göstermek amaçlanmaktadır.

Asiye PEHLEVAN

Bugüne kadar, yapı elemanlarının ısı-nem kontrolü için çeşitli ülkelerde farklı yöntemler kullanılmış ve bu yöntemler yine farklı verilere göre uygulanmıştır.

Ülkemizde ısı - nem kontrolüne ilişkin problemler bu ülkelerden daha geç ele alınmış ve daha çok amatörce olan uygulamalar çok yetersiz kalmıştır. Konuya yönelik bilimsel yaklaşımlar son yıllarda artmış, bu alanlarda çeşitli araştırmalar yapılmış, yönetmelik ve standartlar hazırlanmıştır. Türkiye'de günümüze gelinceye kadar kullanılan ısı yönetmelikleri ve standartlarında yalnız ısı yalıtımı ile ilgili veriler, kurallar ve sınır değerler gösterilmiştir. Nisan 1998 tarihli Yeni TS 825' de ise, binalarda hem ısı ve hem de nem kontrolüne yönelik kurallar ele alınmıştır.

Yeni TS 825'in eleştiriye açık pek çok yönü vardır. Bunlardan biri, ısı - nem kontrolü ile ilgili problemlerin çözümünde kullanılan yoğuşma, buharlaşma süreleridir. Bu konuda standard, DIN 4108 Almanya Normu verilerini kabul etmiştir. Adı geçen Norm ve TS 825, duvar ve çatılarda yoğuşma süreleri için 1440 saat, buharlaşma süresi için ise 2160 saat limitini kabul etmektedir. Ancak, iklimsel koşulların farklılığı, malzeme kalitesi v.b. etkenler de göz önüne alınırsa, bu değerlerin kullanılabilirliğinin Ülkemiz için tartışma konusu olduğu görülür. Birbirinden farklı Coğrafya Bölgelerinin yer aldığı Ülkemiz için tek bir değerin önerilmesi de çok doğru değildir. Bu bildirinin amacı; Türkiye'nin iklimsel koşullarında dış duvarlar için geçerli olacak yoğuşma ve buharlaşma sürelerini belirlemektir.

Hasan A. HEPERKAN - M. Murat BİRCAN - M. Kemal SEVİNDİR

Su buharı difüzyonu sonucu oluşan yoğuşma, yapı malzemelerine ve yapı malzemelerinde meydana gelen ısı geçişine olumsuz yönde etki eder. Yapı malzemelerinde kışın ortaya çıkan yoğuşma ya da terleme olayı; hava ile temas eden yapı malzemesi yüzey sıcaklığının, havanın çiğ noktası sıcaklığının altına düşmesiyle oluşur. Eğer su buharı, yapı malzemesi yüzeyinde yoğuşmazsa, terleme olmadan yapı malzemesi içine girer. Yapı malzemesi içine difüz eden su buharının kısmi basıncı iç katmanlarda herhangi bir noktada o sıcaklıktaki su buharı doyma basıncına eşit olduğu anda yoğuşma başlar. Malzeme içinde yoğuşan su malzemenin nemini arttırır. Yoğuşan suyun miktarı, malzemenin absorbe edebileceği doyma neminden fazla ise serbest kalır ve muhtelif şekillerde malzeme içinde hareket eder. Yoğuşma yapı malzemesinin yapısını bozacağı gibi malzemenin toplam ısı transferi katsayısını yükseltir, ısı kayıplarını da arttırır.

Buhar difüzyonu ve yoğuşma hesaplarını kolaylaştıran, yapı malzemesi içerisinde yoğuşmanın meydana geldiği noktayı tespit eden bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. Program, sekiz farklı malzemeden oluşan bir yapı içinde ısı ve buhar geçişini hesaplamakta, sıcaklık ve buhar basıncı değişimini çizerek yoğuşma noktasını bulmaktadır. Programda sık kullanılan malzemelere ait bilgileri içeren bir kütüphane de mevcuttur.

Necdet BAŞARAN

Bu bildiride fog teknolojisinin dünyadaki gelişimi ve kullanım alanları açıklanmakta ve bu teknolojinin çalışma prensiblerinin yanısıra diğer nemlendirme ve soğutma sistemlerine karşı olan avantajları incelenmektedir.

Ö. Ercan ATAER - Mehmet ÖZALP - Atilla BIYIKOĞLU

Bu çalışmada, buhar sıkıştırmalı soğutma sistemlerine kullanılabilecek ozon tabakasını etkilemeyen soğutucu akışkanlar karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma için R 134a, R 404A, R 407A, R 410a, R 507 ve R 290 (Propan) alternatif akışkanlar olarak seçilmiş ve bu soğutucu akışkanlar için tek kademeli bir buhar sıkıştırmalı soğutma çevriminin termodinamik analizi yapılmıştır. Farklı alternatif soğutucu akışkanlar ve yoğuşturucu sıcaklıkları için, soğutma çevriminin basınç oranı, kompresör gücü, soğutucu akışkan kütle debisi, etkinlik katsayısı (COP), yoğuşturucu kapasitesi ve alternatif soğutucu akışkanların COP'lerinin R 12 kullanılan soğutma sisteminin etkinlik katsayısına oranının buharlaştırıcı sıcaklığı ile değişimi grafikler halinde verilmiştir.

Umran SERPEN

Bu çalışmada, jeotermal kaynakların entalpilerine bağlı olarak, doğrudan veya dolaylı olan işletim sistemleri için toplama, dağıtım, tekrar-basma(reenjeksiyon) ve yoğuşuk su(kondensat) gibi sistemlerde kullanılan boru hatlarındaki akış rejimleri, biçimleri, akış koşulları (akışkan hızları ve basınçları), akan akışkanın faz durumuna (iki veya tek faz gibi) göre tanımlanıyor ve kullanılan akış rejimlerine uygun tasarımlar için hesaplamalarda kullanılması gerekli denklemler tanıtılıyor. Ayrıca, bu boru hatlarında kullanılması gereken malzeme cinsi (çelik veya plastik) ve metalurjisi yanında boru imalat biçimleri (çelik çekme veya kaynaklı) yanında, borular, flanjlar, vanalar ve kompansatörler için kullanılması gereken standartlar da belirtiliyor. Bu sistemlerde kullanılan malzeme seçiminde dikkate alınan faktörler de tanıtılıyor.

Boru hatlarının inşasında güzergahın seçimindeki kriterler belirtilirken, bu bu hatlarda kullanılan mesnet yer ve tipleri yanında, boru açıklıkları ve boru çapları gibi parametrelerin tesbitinin yapılma yöntemleri anlatılıyor. Ayrıca, boru hattı gerilim analizinde kullanılan boru gerilimi, esneklik, boru hattı mesnet ve sabitleyici yerleri gibi parametrelerin deprem riskini de dikkate alan belirlenme kriterleri yanında, analiz yönteminin nasıl olacağı açıklanıyor.

Jeotermal akışkanların taşınmasında kullanılan ana elemanların yalıtımı için kullanılan malzemeler ve yalıtım sistemlerinin yapılma şekillleri belirtiliyor. Ayrıca, korozyon açısından agresif olan jeotermal akışkanların yaratacağı korozyon üzerinde duruluyor ve önleyici tedbirler sıralanıyor.

Serhan KÜÇÜKA

Jeotermal bölge ısıtması dağıtım sistemlerinin tanıtımı yapılarak, yatırım ve işletme aşamasında gözönüne alınması gereken seçenekler belirtildi. Açık ve kapalı dağıtım devrelerinin ve bina içi kontrol sistemlerinin, jeotermal akışkanın kullanılabilirliğine olan etkileri tartışılmış ve sonuç olarak, işletme aşamasında bazı önlemlerin alınması ile mevcut sistemlerden daha üst kapasitelerde yararlanmanın olanaklı olduğu gösterilmiştir.

Arif HEPBAŞLI - Ebru HANCIOĞLU

Jeotermal ısı pompaları (JIP) olarak da bilinen toprak kaynaklı ısı pompaları (TKIPları), daha yüksek enerji kullanım verimleri nedeniyle, geleneksel ısıtma ve soğutma sistemlerine karşın çekici bir seçenek oluşturmaktadır. TKIP'larının kullanımı, Amerika'da ve Avrupa'da artmış, dünya'da toplam olarak yaklaşık 500 000 adet uygulamaya ulaşmıştır. Bununla beraber, kullanılan cihazların sayısı bu rakamı aşmaktadır. Ülkemizde ise, yaklaşık olarak son 3 yıl içerisinde, özellikle konutların ve kısmen de ticari yapıların ısıtılması/soğutulmasında kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizde, TKIP'ları henüz imalat aşamasına gelmemiştir.

Bu çalışmada; TKIP'larının tasarımına ilişkin teknik değerler (Amerika'da, bu sistemlerin kurulduğu yerlerde toprak ısı değiştiricisi içine konulan antifrizin bölgesel olarak kullanılıp-kullanılmayacağının tartışıldığı ve ülkemizde, yerli kaynaklarda tasarımına ilişkin henüz ana kriterlerin yayınlanmadığı bir süreçte) geniş kapsamlı olarak verilerek (uygulamadan ve yazarların kendisinin yaptığı deneylerden elde edilen deneyimler doğrultusunda), bir örnek uygulama üzerinde hesaplar sunulacaktır. Daha sonra; Amerika'da, bunların testi ile ilgili kullanılan standartlar (ülkemizde henüz olmadığı için) önemli noktalarıyla belirtilecektir. Son olarak, çeşitli ekonomik analiz yöntemleri (net bugünkü değer, basit geri ödeme süresi gibi) kullanılarak, örnek bir fizibilite (hava kaynaklı ısı pompaları ve sıvı yakıtlı kazanlar ile kıyaslamalı olarak) çalışması verilecektir. Bir bakıma; iki amaca hizmet etmeye çalışılacaktır: (a) HVAC tasarımcısına bu konuda yardımcı olunacaktır. (b) Enerji verimliliği yüksek olan böyle bir sistemin teknik yönleriyle tanıtılmasıyla ve yaygınlaşmasına katkı sağlayarak, "onlar (çocuklarımız) için temiz bir çevre bırakılmasına" önemli katkılar sağlanacaktır.

A. Kemal YAKUT - Murat KORU - Arzu ŞENCAN

Binalarda ve fabrikalarda kurulacak olan HVAC sistemlerinin amacı, insanların bulundukları ortamları konfor şartlarına getirmek ve aynı şekilde fabrika ortamlarını da üretim yapılan alanla ilgili olarak gerekli olan ortam şartlarını sağlamaktır.

Bu çalışmada, özellikle gelişen teknoloji ile insanların daha iyi konfor şartlarını arzulamaları ile ortaya çıkan ve halen gelişmekte olan HVAC sistemleri kontrol yöntemlerinden bahsedilerek sistemde bulunan elemanların çalışmaları ve kontrol işlemini nasıl gerçekleştirdikleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu sistemlerde gerçekleştirilen alt kontrollerden bahsedilerek otomatik kontrolle sağlanabilecek enerji tasarrufu irdelenmiştir.

Ümit ÇALLI

Soğutma çevrimi, ısıtma sistemleri ve şartlandırıcılar klima sistemlerini oluşturmaktadır. 1990'lı yıllara kadar klima sistemlerinin tasarımında ve çalıştırılmasında elektriksel mantık devreleri kullanılagelmiştir. Soğutma çevriminde uzun borulama mesafeleri, defrost, limit şartları v.b. açısından yaşanan problemler esnek tasarımların yapılabilmesini engellemiştir. Yine şartlandırıcıların (klima santrali, fan-coil, aperey v.b.) konfor şartlarını sağlayabilmesi basit mantık devreleri ile yada sınırlı otomasyon devreleri ile aşılabilmekteydi. 1990'lı yıllardan sonra sanayi tipi işlemcilerin geliştirilmesi ve yaygınlaşması ekonomik açıdan klima sistemlerinde kullanılabilir hale gelmelerine neden olmuştur. Mikroişlemciler ve bilgi depolama birimleri yardımıyla günümüzde klima sistemlerinin pek çok elemanında karmaşık tasarımları yapmak, izlemek ve karar mekanizmaları kurmak kolaylaşmıştır. Bu yazıda soğutma çevrimlerinde mikroişlemciler yardımıyla oluşturulabilinen, defrost mekanizmaları, limit şartlarını genişleten mekanizmalar, koruma mekanizmaları, performans artırıcı mekanizmalar, konfor şartlarını iyileştiren mekanizmalar, çalışma bilgilerinin kayıt ve inceleme mekanizmaları ve alınan kayıtların değerlendirilerek önceden teşhis yöntemiyle olası arızaların nasıl önüne geçilebileceği gibi konulara yer verilmiştir.

Hasan ERAL

Enerjinin daha zor temini ve fiyatlarındaki artış, daha temiz bir çevre gereksinimi için kamudan gelen sosyal talep diğer enerji transferi sağlayan cihazlar gibi ısıtma cihazlarında da yeni kavramların ortaya çıkmasını sağladı. Bu konuda gittikçe önem kazanan yeni bir yakma tekniği, ön karışımlı brülörleri ve atık gazın içerisindeki su buharının yoğunlaşma gizli ısısını kullanarak ilave verim artışı sağlayan yoğuşmalı kazanlar özellikle Kuzey Avrupa'da standart hale gelmektedirler. Bildiride bu tekniklerin açıklaması yer almaktadır.

Abdullah BİLGİN

İşletme döneminde, kazanlarda termik verimin sürekli olarak yüksek tutulabilmesi için brülör ayarlarına zamanında müdahale gerekli olmakta, dolayısıyla baca gazı analizörü kullanma alışkanlığı önem kazanmaktadır. Sözkonusu termik verimin belirlenmesinde genellikle işletme anında ölçülen değerler esas alınmakta, ancak brülörlerin duruş zamanlarının neden olduğu kazan iç soğuma kayıpları gözden kaçırılmaktadır. Bu çalışmada, baca gazı analizlerinin değerlendirilmesiyle, kazanlar ve brülörlerde alınması gereken önlemler ile iç soğumaya neden olan faktörler anlatılmaya çalışılmıştır.

Yüksel KÖKSAL